ForumSevgisi.Com

  ForumSevgisi.Com > ForumSevgimiz Kütüphane > Kültür - Sanat > Türk Tarihi


Musul ve kerkük nasıl sınırlarımız dışında kaldı


Musul ve kerkük nasıl sınırlarımız dışında kaldı

Kültür - Sanat Kategorisinde ve Türk Tarihi Forumunda Bulunan Musul ve kerkük nasıl sınırlarımız dışında kaldı Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> Musul ve kerkük nasıl sınırlarımız dışında kaldı Musul, Irak’ın kuzeyinde İran, Türkiye, Suriye sınırına oldukça yakın bir kent. Yavuz Sultan ...

Kullanıcı Etiket Listesi

Yeni Konu aç  Cevapla
LinkBack Seçenekler Stil

Okunmamış 18 Ocak 2015, 17:32   #1
Durumu:
Çevrimdışı
Liich
Üye
Liich - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Keyifli
Üyelik tarihi: 14 Kasım 2014
Yaş: 24
Mesajlar: 7.850
Konular: 4856
Beğenilen: 1368
Beğendiği: 1252
www.forumsevgisi.com
Standart Musul ve kerkük nasıl sınırlarımız dışında kaldı

Musul ve kerkük nasıl sınırlarımız dışında kaldı

Musul, Irak’ın kuzeyinde İran, Türkiye, Suriye sınırına oldukça yakın bir kent.

Yavuz Sultan Selim’in Mısır seferi sırasında (1517) Türk ordusunca ele geçirilen kent, Kanuni Sultan Süleyman’ın Bağdat seferi sonunda (1535) İran sınırı üzerinde önemli bir Osmanlı üssü konumuna getirilmiştir. Birkaç kez İran tarafından işgal edilmiş ise de 1835 yılından itibaren dirilik düzenlik de sağlanarak Osmanlı Devleti’nin modern kentlerinden biri durumuna getirilmiş olup, eyaletlerin kaldırılmasıyla vilayet merkezi olmuştur.

Kerkük, Irak’ın kuzeyinde Musul’a 150 km. mesafede bir kent. Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde Musul vilayetine bağlı bir sancak merkeziydi. Nüfus bakımından halen Irak’ın dördüncü büyük şehri. Kuzey Irak’taki Türkmenlerin yoğun olarak yaşadıkları yer, Irak’ın en büyük petrol üretim ve işleme merkezlerinden ve Türkiye’ye Yumurtalık petrol boru hattıyla bağlı, ayrıca Suriye ve Lübnan’a da uzanan petrol boru hatları mevcut. Musul ile Bağdat arasındaki ticaret yollarının uğrak yeri.

Kerkük Hristiyan Nasturiler’in önemli yerleşim yerlerinden biriyken Abbasi halifelerinin eline geçti (1232). Timur tarafından fethedilen kente “Kerkük” adı verilir.

Kerkük Kanuni Sultan Süleyman döneminde Osmanlı topraklarına katılarak doğudan gelecek saldırılara karşı önemli bir savunma merkezi konumuna getirildi. Bir ara İran tarafından işgal edilmişse de 1746da Osmanlılara geri verildi. 20.ci yüzyılın başlarında Musul vilayetine bağlı sancak merkezi oldu. Birinci Dünya Savaşı sonlarında Türk ordusunun kuzeye çekilmesi üzerine İngiltere tarafından işgal edildi.

Birinci Dünya Savaşı’nda Bağdat’ı alan İngilizler (1917) tehlike yarattıysa da savaşın sonuna kadar Osmanlı yönetiminde kalan Musul Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasından (30 Ekim 1918) DÖRT GÜN SONRA İngiliz birliklerince işgal edildi. Bu nedenle Misak-ı Milli sınırları içinde olduğu, Türkiye toprakları içerisinde kaldığı kabul edilerek Türkiye tarafından ısrarla geri verilmesi istenmiştir. Bilindiği gibi Misak-ı Milli ile Mondros Mütarekesi imzalandığı tarihte işgal edilmemiş Osmanlı topraklarını Türkiye’ye ait olduğu kabul ve ilan edilmekteydi.

Lozan Barış görüşmeleri sırasında, İngiltere ile aramızda Musul en önemli sorunlarından biri olmuştur. Türk delegesi İsmet Paşa “Öteki illerimiz gibi Musul’un Türkiye’ye ait olmasından ısrar ederek Musul’un toplam nüfusunun 503 bin olduğunu, bunun 400 bininin Türk ve Kürt olup çok az bölümünün Arap olduğunu, Süleymaniye ve Kerkük’te de Arap nüfusun çok az olduğunu vurguluyor, Musul Irak’ın değil Anadolu’nun bir parçası olup Musul Türkçesi Anadolu Türkçe’sinden farksızdır” diyordu.

Musul konusunda TBMM’de çok uzun, ateşli tartışmalar olmuş özellikle yöre milletvekilleri Musul’un zorla, silahla da olsa İngiltere’den geri alınacağına inandıklarını haykırmışlardır.

Lozan görüşmeleri sırasında günün şartları ve imkansızlıkları nedeniyle temsilcilerimiz ile hükümetimiz arasında karşılıklı yakınlaşmalar yaşanmıştır. İsmet Paşa özellikle hükümetten sorup talimat isteği bazı hususlara çok geç cevap aldığından yakınırken, Başbakan Rauf bey “Lozan görüşmeleri hükümetimizin en önemli işiydi. Temsilcilerimizin her sorusunu geciktirmeden cevapladıkları ancak o sırada tek haberleşme yolu Köstence üzerinden telgraf hattı olduğu için gecikmeler olabileceğini” söylüyor şu ilginç durumu da açıklıyordu. “Bu yoldan yaptığımız muhabereleri İngilizler ellerine geçirerek şifreleri çözüp okuduklarını bizzat o zamanki İngiltere Dışişleri Bakan V.Çörçil açıklamıştır, hükümetin verdiği cevapların Lozan’daki temsilcilerimize geç ulaşma sebebi de böylece anlaşılmaktadır” der.

Lozan görüşmeleri sırasında Misak-ı Milli sınırları içindeki yerler üzerinde hemen hemen hiçbir ödün verilmedi. Ancak Kurtuluş Savaşı’nın temel amaçları yanında ikinci derecede kalan bazı sorunlar üzerindeki çekişmeler, barışa giden yolda tehlike yaratır hale gelince Türk Heyeti bunlardan bazılarının çözümünü ileriye bırakma veya ikili, üçlü anlaşmalarla sonra halletme formülüne yanaşmayı çıkarlarımıza daha uygun buldu. Musul işte bu sorunlardan biridir. İngiltere hükümetleri bu topraklarda şimdiki durumda değişiklik yapacak hiçbir askeri harekette bulunmamayı taahhüt ediyorlardı.

Bu hüküm uyarınca Türkiye ile Irak arasındaki sınır uyuşmazlığını çözmek üzere 19 Mayıs 1924 tarihinde İstanbul’da “Haliç Konferansı” diye anılan Türk-İngiliz görüşmeleri başladı. Sonuç alınamadan 5 haziran 1924 tarihinde sona erdi. Uyuşmazlık, milletler Cemiyeti Konseyine sunuldu. Konsey 20 Eylül 1924 tarihinde görüşmelere başladı. Görüşmeler sırasında Türkiye’nin temsilcisi Fethi Bey, çoğunluğu Türk olan Musul’un Misak-ı Milli sınırları içinde olduğunu, Türkiye’ye bırakılması gerektiğini ve bir halk oylaması yapılmasını istedi. İngiltere ise o yörede yaşayan halkın cahil olduğunu, bu nedenle halk oylamasından bir şey anlayamayacağını, sonuç alınamayacağını, ayrıca Hakkari’nin dinsel çoğunluk olarak Süryani olduğunu, Musul ile birlikte Hakkari’nin de manda altındaki Irak’a bırakılması gerektiğini ileri sürdü.

Cenevre görüşmeleri devam ederken, İngiltere ile Türk Silahlı Kuvvetleri arasında yer yere çatışmalar başladı. Bu arada İngilizlerin tahrik ve desteği ile Hakkari yöresinde 12 Eylül 1924 günü Nasturi ayaklanması baş gösterdi. Türkiye isyanı kısa sürede bastırdı.

İngilizler, Türklerin Hristiyanlara baskı, zulüm uyguladığını öve zorla göç ettirdikleri propagandasına hız verdiler. İsmet Paşa TBMM’de yaptığı konuşmada “Bizim hakkımızdaki Hıristiyanların tehciri (zorla göç ettirme) propagandası geleneğini hatırlayın. Türkiye aleyhine ne zaman olumsuz bir karar verecekler o zaman Türkiye’nin Hıristiyanlara baskı, zulüm yaptığı propagandasını yaparlar amaç Türkiye aleyhine alacakları bir karara zemin hazırlamaktadır” der.

İsyan nedeniyle Türkiye’nin Musul’a düzenlemeyi planladığı askeri harekat gerçekleşememiştir.

İngiltere, 9 Ekim 1924 günü Türkiye’ye bir ültimatom vererek, “Türkler, 48 saat içinde geri çekilmezse kuvvet kullanılacaktır” der.

Türkiye Milletler Cemiyetinden acilen Türkiye- Irak sınırının geçici de olsa belirlenmesini ister ve bir sınır belirlenir. Halen yürürlükte olan bu sınır dağların zirvesinden geçmektedir. Kontrolü çok zor hatta imkansız gibidir. Bu sınırın Türkiye’yi devamlı rahatsız edecek şekilde İngiltere tarafından çizildiği de bazı yazarlar tarafından ileri sürülmektedir.

Bu arada Milletler Cemiyeti Konseyince Musul’un İngiltere Mandası altındaki Irak’a verilmekte olduğu görüşü ağırlık ve yaygınlık kazanır ve böyle bir karar çıkar.konu Türkiye’nin üzerine Lahey’deki Milletler arası Adalet Divanı’na götürülerek görüş istenir.

İngiltere’nin egemenliği altında bulunan milletler Cemiyeti’nin bu haksız kararı Türkiye’de büyük tepki ile karşılandı. Kamuoyu bir Türk-İngiliz savaşından söz etmeye başladı. Bu sırada 13 Şubat 1925 tarihinde Doğu bölgemizde Şeyh Sait ayaklanması başladı. Elazığ’ın Eğil bucağı Piran köyünde saklanan mahkumları arayan bir jandarma birliğine ateş açılmasıyla başlayıp, kısa sürede yayılan isyanda Varto ve Elazığ isyancıların eline geçti. İsyancılar 5000 kişiye ulaşan kuvvetleri ile Diyarbakır’ı kuşattı. İsyancılar, telefon ve talgraf tellerini kestiler. Bir süvari alayını pusuya düşürüp, tutukladılar. Muş’u yağmaladılar. Genç Cumhuriyetimiz, seferberlik ilan etti. Ayaklanmacılara karşı geniş bir harekat düzenlendi. Şeyh Sait yakalandı. Ayaklanma bastırıldı. 15 Nisan 1925.

İsyancıların giydikleri üniformaların, üzerlerinden çıkan paraların yabancı oluşu, dağıttıkları bildirilerin dışarıda basılmış olması, ellerindeki silah ve cephanenin menşei gibi delillerden isyanın İngiltere tarafından kışkırtılıp desteklendiği yargılama sırasında ortaya çıkmış olup amacın dini ve şeriatı kurtarma perdesi altında ülkeyi parçalayıp bir Kürt devleti kurmak olduğu anlaşılmıştır.

Şeyh Sait ve isyanın elebaşları yargılanıp, idama mahkum edildi ve infaz edildi.

Milletler Cemiyeti Genel Kurulu 16 Aralık 1925 tarihinde aldığı kararla;

1. Merkezi Musul olan vilayet topraklarının İngiliz mandası altındaki Irak’a bırakılmasına, Irak’ın 25 yıl süreyle İngiltere manda yönetimi altında kalmasına

2. Türkiye Irak sınırının Milletler Cemiyeti’nin daha önce tespit ettiği ve taraflara bildirdiği sınır çizgisi olarak belirlenmesini kabul etti.

Görüldüğü üzere Milletler Cemiyeti Musul’la ilgili karar aşamasındayken ülkemiz gene isyanla ve isyanın bastırılması ile uğraşmıştır.

Musul, Misak-ı Milli sınırları içinde olmasına rağmen, Kurtuluş savaşından yeni çıkmış, peş peşe çıkan isyanları bastırmaktan yorulmuş, yoksul Türkiye İngiltere ile çatışmayı göze almamıştır. Genç Türkiye Cumhuriyeti devrim ve kalkınma hareketlerine girişmişti. Yeni bir savaş bu gayretleri geri bırakacaktı. Bu nedenle Türk Hükümeti Milletler Cemiyeti’nin vermiş olduğu kararı esas kabul etmeyi memleketin, özellikle o günkü durumuna daha uygun ve çıkarlarına daha elverişli bulmuştur.

5 Haziran 1926 günü Ankara’da Türkiye ile İngiltere arasında sınır ve iyi komşuluk antlaşması imzalanmıştır.

Musul sonunda Türkiye’ye verilen tek ödün olarak, Irak’ın Musul petrol gelirinden alacağı aidatın %10’nu Türkiye’ye 25 yıl süreyle ödenmesi taahhüt edilmiştir. Bu yükümlülük de tam olarak yerine getirilmemiştir.

Musul’un ulusal sınırlarımız dışında kalış öyküsü böyledir. Dünya petrol rezervlerinin bir bölümünü barındıran Irak, güçlü devletlerin, özellikle, İngiltere ve ABD’nin ilgi alanıdır.

Güneydoğu Anadolu Bölgemizde yaşayan halkımız, dış devletlerin tertip, düzen, kışkırtma, destek ve silahlandırması ile isyan ettirilmekte, isyanların bastırılması sırasında zarara uğramakta, bölgenin kalkınması, gelişmesi sekteye uğramakta, vatandaşlarımız güç durumda kalmaktadır. Aynı zamanda kuruluşuna ve gelişimine fiilen katıldıkları devletin, çok önemli konularda başarılı olamamasına neden olmaktadırlar. Oysa, devletin başarılı olamaması sonucunda, ülkenin diğer bölgelerinde yaşayan halkımız ile birlikte asıl zararı kendileri görmektedirler.

Kaynakça:

1. Türk İnkılap Tarihi, Prof. Dr. Hazma Eroğlu, Savaş yayınları, 1990, s.244

2. Türk Devriminin Temelleri, Doç.Dr.Ahmet Mumcu, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Y.352,1974,s.181

3. Büyük Laroussse Sözlük ve Ansiklopedisi, Gelişim Yayınları, 1986, cilt 11-14-18,s..6639-8411-1065

4. Devleti Kuran Meclis, Kemal Zeki Genç Osman, Hürriyet Yayınları, 1981
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç  Cevapla

Etiketler
disinda, kaldi, kerkuk, musul, nasil, sinirlarimiz

Seçenekler
Stil


Saat: 22:14

Forum Yasal Uyarı
vBulletin® ile Oluşturuldu
Copyright © 2016 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.

ForumSevgisi.Com Her Hakkı Saklıdır
Tema Tasarım:
Kronik Depresif


Sitemiz bir 'paylaşım' sitesidir. Bu yüzden sitemize kayıt olan herkes kontrol edilmeksizin mesaj/konu/resim paylaşabiliyorlar. Bu sebepten ötürü, sitemizdeki mesaj ya da konulardan doğabilecek yasal sorumluluklar o yazıyı paylaşan kullanıcıya aittir ve iletişim adresine mail atıldığı taktirde mesaj ya da konu en fazla 48 saat içerisinde silinecektir.

ankara escort, izmir escort ankara escort, ankara escort bayan, eryaman escort, bursa escort pendik escort, antalya escort,