ForumSevgisi.Com

  ForumSevgisi.Com > ForumSevgimiz Kütüphane > Kültür - Sanat > Türk Tarihi


6.Ordunun 13.Kolordu’ya Dönüştürülmesi ve Ortaya Çıkan Sorunlar


6.Ordunun 13.Kolordu’ya Dönüştürülmesi ve Ortaya Çıkan Sorunlar

Kültür - Sanat Kategorisinde ve Türk Tarihi Forumunda Bulunan 6.Ordunun 13.Kolordu’ya Dönüştürülmesi ve Ortaya Çıkan Sorunlar Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> 6.Ordunun 13.Kolordu’ya Dönüştürülmesi ve Ortaya Çıkan Sorunlar ÖZET Mondros Mütarekesi’nin uygulanması kapsamında en önemli hususlardan biri de orduların kolordulara dönüştürülmesiydi. ...

Kullanıcı Etiket Listesi

Yeni Konu aç  Cevapla
LinkBack Seçenekler Stil

Okunmamış 18 Ocak 2015, 17:34   #1
Durumu:
Çevrimdışı
Liich
Üye
Liich - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Keyifli
Üyelik tarihi: 14 Kasım 2014
Yaş: 24
Mesajlar: 7.850
Konular: 4856
Beğenilen: 1368
Beğendiği: 1252
www.forumsevgisi.com
Standart 6.Ordunun 13.Kolordu’ya Dönüştürülmesi ve Ortaya Çıkan Sorunlar

6.Ordunun 13.Kolordu’ya Dönüştürülmesi ve Ortaya Çıkan Sorunlar

ÖZET

Mondros Mütarekesi’nin uygulanması kapsamında en önemli hususlardan biri de orduların kolordulara dönüştürülmesiydi. Mütarekenin 5. Maddesi, birliklerin sayısının ve silâh mevcutlarının azaltılmasını ön görüyordu.

Bu makalede, Irak Cephesi’nde konuşlandırılmış olan 6. Ordunun 13. Kolordu’ya dönüştürülmesi; Terhis, Ordu Mevcudu, Yeni Konuş Merkezlerinin Belirlenmesi, Lağvedilen Birlikler, Komuta Kademesinin Değiştirilmesi, Subay Sayısının Artırılması ve Askere Alma Şubelerinin Kapatılması başlıkları altında incelenmiştir.

Anahtar Kelimeler

Mondros Mütarekesi, 6. Ordu, 13. Kolordu, Irak Cephesi, Ordu Mevcudu.

TRANSFORMATION OF THE 6 TH ARMY INTO THE 13 TH ARMY CORPS AND EMERGING PROBLEMS

ABSTRACT

In the context of the application of Mondros Armistice, one of the most important issues was to change armies into Corps Armies. According to the article 5 of the armistice the number of corporations and of their weapons would be decreased.

In this article, the change of the 6th Army into the 13th Corps army, which was located on the Iraq front, is examined under the following tittles: demobilization, the number of soldiers, the determination of new locations, abolishment of corporations, the change of officers, the increase of the number of officers and the closure of local military branches.

Key Words

Mondros Armistice, The 6th Army, The 13th Corps Army, Iraq Front, The number of Sodiers.

Giriş

I. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla birlikte Irak Cephesi’ndeki İngiliz kuvvetleri 1914 Kasımından 1915 Nisanına kadar sürdürdükleri taarruzla Fav, Basra, Kurna, Ammare ve Nasıriyye’yi ele geçirerek, Bağdat’ı tehdit eder bir hale geldi1. Bu gelişme Türk birliklerinin takviyesini ve yeniden yapılandırılmasını zorunlu hale getirdi2. 6. Ordu bu ihtiyaç üzerine Ekim 1915’te kuruldu. Cephede konuşlandırılmış olan birliklere ek olarak 13. ve 18. kolordular da yeni orduya bağlandı. 6. Ordu’nun komutanlığına Alman Mareşali von der Goltz getirildi3. Ordunun yeniden yapılandırılması sayesinde İngiliz ilerlemesi durdurulduğu gibi, Kut’ül Ammare’de büyük bir zafer elde edildi. İngiliz ordusunun büyük kısmı yok edildi, geri kalanlar da esir edildi4. Böylelikle cephede 1916 yılının sonlarına kadar süren bir Türk üstünlüğü tesis edildi. Bu dönemde Türk ordusu Basra’yı, İngiliz ordusu ise Bağdat’ı almak için mücadeleye devam etti5. Türk ordusunun üstün durumu Ruslara karşı İran cephesinin açılması ve yanlış taktiklere bağlı olarak Mart 1917’den itibaren İngilizlerin lehine döndü6. 11 Mart 1917’de Bağdat düşünce Türk ordusu adım adım kuzeye çekilmeye başladı. Bölgenin önemli merkezlerinden olan Samarra 24 Nisan 1917’de, Tikrit 6 Kasım 1917’de İngilizlerin eline geçti7. 1918 yılında Türk ordusu Musul yönünde çekilmeye devam ederek, 7 Mayıs 1918’de Kerkük’ü boşaltmak zorunda kaldı8.

Mondros Mütarekesi öncesi, Ali İhsan Paşanın komutanlığını üstlendiği 6. Ordu kısıtlı imkânlarıyla Musul’un düşmemesi için büyük gayret sarf etti. Dicle Muharebesi’nde büyük zayiat verilmesine karşın, İngiliz kuvvetleri durdurulabildi9. İngilizler petrol kaynakları sebebiyle önem arz eden Musul’a yaklaşmışlardı, ama işgal edememişlerdi. Tam o günlerde Mondros Mütarekesi imzalandı. Artık taraflar arasında yeni bir dönem ve mücadele başlayacaktı.

30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Mütarekesi, dört yıldır süren savaşa son verirken, aynı zamanda Osmanlı silâhlı kuvvetlerinin de yeniden yapılandırılmasını zorunlu kılıyordu. Mondros Mütarekesi’nin 5. Maddesi ilk olarak sınırların güvenliği ve asayişin korunmasının dışında kalan askerlerin terhis edilmesini, birlik sayısının düşürülmesini ve nihayet teşkilâtın yeniden yapılandırılmasını ön görüyordu10. Zira Osmanlı silâhlı kuvvetleri savaş sırasında 67 tümenlik bir güce ulaşmıştı11. Yeni dönemde bu gücün barış dönemine uygun şekilde küçültülmesi ve yapılandırılması gerekiyordu. Bu çalışmanın taraflarından biri de Irak Cephesi’nde konuşlandırılmış olan 6. Ordu idi.

Terhis

3 Kasım 1918’de İrade-i Seniyye’nin yayınlanmasıyla terhis için ilk adım atıldı12. Harbiye Nezareti, 5 Kasımda gerekli talimatnameyi ordu komutanlıklarına göndererek terhisi fiili olarak başlattı13. Talimat gereğince ilk olarak 1866-1884 (R. 1282-1300) doğumlular, 27 Kasım 1918’de 1885-1894 doğumlular(R. 1301-1309)14 ve son olarak 8 Ocak 1919’da 1899-1901 (R. 1314-1316) doğumluların terhisi için emir verildi15.

Terhisin plânlanan zaman içinde tamamlanabilmesi için bir takım hazırlıkların yapılması gerekiyordu. Bunlar şöyle sıralanabilir:

1. Yeterli hizmet veren bir menzil teşkilâtı meydana getirmek.

2. Gerekli miktarda lokomotif ve vagon tedarik etmek.

3. Düzenli tren seferleri yapmak.

4. Erzak temin etmek.

5. Trenler için gerekli odunu sağlamak.

6. İngilizlerin olası engellemelerine karşı önceden gerekli önlemler almak.

Bu hususlarla ilgili çalışmalar ve ortaya çıkan aksaklıklar terhisin başlangıcından sona erdiği tarihe kadar devam ettiği için 6. Ordu’yu derinden etkilemiştir.

6. Ordu Komutanlığı, Harbiye Nezareti’nden aldığı emir doğrultusunda bir yandan Musul Vilâyeti’ni boşaltırken, diğer yandan da terhisi sorunsuz şekilde yürütmek için çalışmalara başladı. Ali İhsan Paşa, içinde bulunduğu askerî zorunluluktan dolayı Musul Vilâyeti’nin boşaltılmasına öncelik verdiğinden, 1866-1884 doğumluların terhisini ancak vilâyeti boşalttığı tarih olan 15 Kasım 1918’da başlattı. Terhisle ilgili olarak birliklere verilen emirde; nakil vasıtalarının yetersizliği göz önünde bulundurularak, yakın vilâyetlerden celp edilmiş olan erlerin derhal yola çıkarılması istendi. Ali İhsan Paşa, aynı gün Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Riyaseti’ne gönderdiği telgrafta; terhise başlandığını haber vererek, uzak vilâyetlere gönderilecek erler için Katma’dan Konya’ya kadar hizmet verecek menzil teşkilâtının kurulması gerektiğini belirtti. Ayrıca adı geçen istasyonlar arasında haftada en az iki tren seferi yapılması için hazırlıklara başlanmasını talep etti16. Yazıya istinaden Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Riyaseti tren seferlerinin nasıl yapılacağı üzerinde bir rapor hazırlattı. Rapora göre günde 1500 erin taşınabilmesi için iki trene gerek vardı. İslâhiye-Durak ve Durak-Ereğli arasında yapılması öngörülen her bir sefer için 200 ton, yirmi sefer için 4000 ton oduna ihtiyaç vardı. Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Riyaseti, 16 Kasımda 2. Ordu Komutanlığı’ndan Pozantı bölgesinde bulunan 7000 ton odunun belirtilen hatta getirilmesini ve bunun için bir amele taburunun görevlendirilmesini emretti17. Erkân-ı Harbiye, menzil teşkilâtının da en kısa sürede kurulması için ilgili şubelere gerekli emirleri aynı gün vermeyi de ihmal etmedi.18

Bütün bu yazışmalara ve verilen emirlere rağmen, ne tren seferleri, ne de menzil teşkilâtı istenilen şekilde hayata geçirildi. 6. Ordu Komutanlığı, çoğu batı vilâyetlerine gidecek olan terhis erlerini mevsim şartlarından dolayı kara yoluyla sevk edemeyeceğini dikkate alarak Nusaybin-Akçakoyunlu demiryolu hattını kendi imkânlarıyla işletmeye başladı. Buna karşı Akçakoyunlu-Katma arasında henüz Yıldırım Orduları Komutanlığı’nca menzil teşkilâtı kurulmamıştı. Üstelik Katma’dan Konya yönüne hangi tarihlerde tren işletildiği de bildirilmemişti. Bu yüzden 19 Kasımda Harbiye Nezareti’ne gönderilen yazıda yukarıda belirtilen iki sorunun bir an evvel çözüme kavuşturulması, aksi takdirde terhiste gecikmelerin kaçınılmaz olduğu bildirildi.19

Terhis hususunda yaşanan sıkıntının bir başka boyutunu da İngilizlerin demiryollarında yaptıkları kontroller meydana getiriyordu. İngilizlerin trenlerde silâh nakledildiğini ortaya atarak seferleri geciktirmeleri üzerine 24 Kasım 1918’de Suriye İngiliz Ordusu Başkomutanlığı’na başvuruda bulunularak hem tren seferleri, hem de menzil teşkilâtlarının çalışmalarına kolaylık sağlanması istendi.20

Yaşanan bütün olumsuzluklara rağmen, ağır da olsa terhiste ilerleme sağlanıyordu. 25 Kasım 1918 itibariyle Mardin-Urfa-Birecik-Diyarbakır hattına çekilen birliklerde 1885-1894 doğumlu 6500, 1899-1901 doğumlu 1100 er terhis edilmeyi bekliyordu.21

Ali İhsan Paşa terhisi düzene sokmak, sevkiyatı hızlandırmak ve aynı zamanda 1885-1894 doğumluların da terhisini içeren yeni bir tamim yayınladı: “Kıtaattan Diyarbakır, Elaziz, Van, Bitlis, Erzurum, Sivas Vilâyetli olan 301-309 dahil tevellüdlü efrad dahi 82-300 tevellüdlü efradın terhisi hakkında emir ettiğim gibi şerait dahilinde hemen terhis edilerek miktarı bana bildirilecektir. Nusaybin ve şarkındaki kıtaattan olan efrad evvela Nusaybin’de ve Resulayn civarındaki kıtaattan olanlar evvela Mardin’de toplanarak miktarı bana verilecek ve bade kafile halinde sevk edilecektir. 2. Fırka Van, Bitlis vilâyetlerine ait efradını Siirt üzerinden diğerlerini Midyat üzerinden Diyarbakır’a göndermelidir. Menzil ve şimendifer hidmetine halel gelmemek için 301-309 tevellüdlü efraddan icap eden miktarını menzil müfettişliği ve hat komiserliği silâh altında bulunduracak ve bakayasını terhis edecektir. Bunlar orduya bildirilecektir”.22

Bu emir çerçevesinde yedek subaylar ile jandarmada istihdam edilen subaylar için de terhis emri verildi. Tamimle birlikte karayoluyla Anadolu’ya gönderilecek erler için Cizre ve Nusaybin, demiryoluyla gidecekler için Mardin toplama merkezi haline dönüştürüldü. Ali İhsan Paşa, Harbiye Nezareti’ni bilgilendirdiği yazısında; hem asker, hem erzak nakli için trene son derece ihtiyaç duyulduğunu, tren seferlerinin şimdiye kadar arzulanan sayıya çıkarılamadığı için birliklere genel terhis emri veremediğini, buna karşın doğu vilâyetlerinden celp edilen erleri karayoluyla Diyarbakır ve Siirt üzerinden gönderdiğini, birlikler devamlı hareket halinde olduğu için bunların sayısı hakkında henüz ellerine kesin bir bilginin ulaşmadığını bildirdi23. Sonradan komutanlığa gönderilen yazılardan orduda 9000-9500 er (1895-1901 doğumlu) ve 936 subayın kaldığı tahmin ediliyordu24.

Terhis kapsamında sadece Anadolu vilâyetlerinden celp edilmiş erler memleketlerine gönderilmiyordu. Arap kökenli erler de, Musul’un boşaltılmasına bağlı olarak memleketlerine gönderiliyordu. 15 Kasım 1918 itibariyle Bağdat ve Musul doğumlu 2142 er terhis edildi25. Bu arada Suriyeli ve Halepli 433 subay ve er de Nusaybin’de toplatılarak Cerablus’a kadar trenle, buradan da karayoluyla memleketlerine gönderildi26. Terhis erlerinin son kafilesi 1899-1901 doğumlular da Mart ayı başlarında terhis edildi. Böylelikle bu tarihten itibaren 6. Ordu’da Arap kökenli er kalmamış oldu.27

29 Kasım 1918’de 1866-1884 doğumlu Erzurum, Van, Bitlis, Elazığ ve Diyarbakırlı erlerin orduyla ilişkileri tamamen kesildi. Aynı tarih itibariyle 1885-1894 doğumların terhisi ise devam etmekteydi. Doğu vilâyetlerinden olanlar kara yoluyla sevk edilirken, Urfa, Maraş ve Adanalı erler Cerablus’un batısına kadar tren seferleri mümkün olduğunda terhis edilmek üzere bekletiliyordu. Bunun dışında kalan Batı Anadolulu erler düzenli tren seferleri yapılıncaya kadar sevkıyat kapsamının dışında tutuldu. Batıya doğru er sevkıyatı için mutlak surette Adana vilâyetinin elde bulunması gerekiyordu. Aksi takdirde kış mevsiminin olumsuz şartlarına bakılmaksızın bunların da kara yoluyla gönderilmesi gerekecekti ki, bu durumda çok sayıda er soğuktan ve hastalıktan ölebilirdi. Ali İhsan Paşa, vilâyetin işgal edilebileceği ihtimalini göz önünde bulundurarak, Harbiye Nezareti’nden yeni sevkıyat yolları bulunmasını talep etti28. Esasında terhisi yavaşlatan bir başka unsurda İngiliz makamlarının ve kontrol subaylarının izledikleri olumsuz yaklaşımdı. Aslında terhisin kısa sürede tamamlanması İngilizlerin çıkarlarına uygundu. Çünkü terhis tamamlandığında, ordunun yeniden yapılanma sürecine bağlı olarak silâhsızlanma çalışmaları başlatılacaktı. İngiliz makamları, 6. Ordu’nun dışında gelişen ve terhisi geciktiren sebepleri görmek yerine, komutanlığı Anadolu’ya silâh sevk etmek için terhisi kasten geciktirmekle suçluyordu. İddiaya göre; Komutanlık Antep ve Maraş’ta direniş hareketini örgütlemek amacıyla Adana yönüne giden trenlerle silâh ve cephane sevk ediyordu. Ali İhsan Paşa, 23 Aralıkta iddialara cevap vererek; Ordunun sorumluluk bölgesinde ahaliye kesinlikle silâh dağıtılmadığını, Antep ve Maraş’ta gizli amaçla herhangi bir çalışma yapılmadığını, Adana yönüne gönderilen trenlerde asla silâh ve cephane sevk edilmediğini ifade etti. Aynı yazıda terhiste karşılaşılan sorunlar hakkında ise şu bilgiler verilmekteydi:

1- Altıncı Ordu’nun elindeki imkânlar ancak Cerablus’a kadar haftada bir tren seferi yapmaya yetmektedir.

2- Cerablus’tan sonra düzenli tren seferleri yapılmazsa Batı Anadolu’ya gidecek 6000 er sevk edilemeyecektir.

3- Cerablus-Adana hattı İngiliz işgalindeki araziden geçtiğinden, sevkıyat sırasında olumsuzluklar yaşanmaması için komutanlık elinden gelen her türlü çabayı sarf etmektedir.

4- Altıncı Ordu Komutanlığı, İngilizlerle olan ilişkilerde bir sorun çıkmaması için gayret ederken, aynı iyi niyet karşı tarafta bulunmamaktadır. Bir İngiliz generali Antep ve Urfa’da incelemeler yapmaktadır. Generalin görevi, yetkileri hakkında komutanlığa bilgi verilmemiştir. General muhtemelen İngiliz Yüksek Komiserliği’nin halka silâh dağıtıldığına ilişkin iddiasını doğrulayacak delil bulmak amacındadır.29

İngilizler sadece yalan iddialarla yetinmiyorlardı. Terhisi geciktirmek için fiili engellemelerde de bulunuyorlardı. Katma yönüne giden trenler, silâh ve cephane aranacağı gerekçesiyle günlerce bekletiliyordu. Bu durum da terhiste ciddi gecikmelere neden olmaktaydı. Bundan başka Yarbay Kiling ve Binbaşı Aleksandır adlı iki İngiliz subayı pek çok vagona el koymuş, yapılan girişimlere rağmen bunlar iade edilmemişti. Bu şekilde Halep ve Katma hatlarında el konulan veya geri dönmesine izin verilmeyen 2 lokomotif ve 77 vagon bulunuyordu. Bütün bunlar uzaktan yakından iyi niyetle açıklanacak hareketler değildi.30

Ali İhsan Paşa, 9 Ocak 1919’da Adana Hat Komiserliği’ne gönderdiği yazıyla; sevkiyatın tıkandığı Cerablus-Adana hattında tren seferlerinin talebi karşılaması için en az 1000 kişiyi nakledecek şekilde lokomotif ve vagonun hizmete hazır hale getirilmesini önerdi.31

Vagon sıkıntısının dışında terhisi içinden çıkılmaz bir sorun haline dönüştüren gelişme General Allenby’nin notasına dayanarak bölgede gerçekleştirilen İngiliz işgalleriydi. 22 Şubatta Maraş, 27 Şubatta Birecik, 16 Martta Harapnaz ve Telebyaz istasyonları işgal edilerek 6. Ordu’nun sevk sırasında kullandığı yollar ve özellikle Cerablus’un doğusundaki demiryolu hatları işlemez hale getirildi32. Bu durumda terhisin uzaması kesin bir hal almış oluyordu. İşin garip tarafı işgallere yeşil ışık yakan General Allenby’nin Osmanlı Hükûmeti’nden terhisin bir an önce bitirilmesini istiyor olmasıydı. İngilizlerin amacı mütarekenin açık bir hükmü olan terhisin yapılmadığını öne sürerek Osmanlı Hükûmeti’ne karşı -işgal seçeneği dahil- yeni yaptırımlar uygulayabilmekti33. Şurası bir gerçekti ki, istasyonların işgal edilmesi ve demiryollarını işletme hakkının İngilizlerin eline geçmesi terhisi olduğu kadar, birliklerin disiplinini de olumsuz yönde etkilemekteydi. Zira Harbiye Nezareti 8 Ocak 1919’da 1899-1901 doğumluların terhisi için emir vermiş olmasına rağmen, komutanlık tarafından 14 Mart 1919’da gönderilen yazıda; 1885-1894 doğumluların terhisinin ancak Nisan ayı ortalarında tamamlanacağı, bu gecikmeden dolayı 1899-1901’lilerin terhisine başlanamadığı, bu yüzden birliklerde firarların arttığı ifade edilmekteydi.34

Bir yanda işgallerden ve nakliye vasıtalarının yetersizliğinden, diğer yanda firarların artmasından dolayı 6. Ordu Komutanlığı, 1899-1901 doğumluların terhisinin bahara bırakılması teklifini yavaş yavaş dile getirmeye başladı.

Ali İhsan Paşa, 4 Ocak 1919 tarihli telgrafında; 1899-1901 doğumluların terhis edilmesi halinde orduda 1895-1898 doğumlu toplam 4600 erin kalacağını, bu mevcutla hizmetlerin yerine getirilemeyeceğini, ahalinin askerliğe sıcak bakmadığını, bu sebeple birliklerin takviyesinin mümkün olmadığını ifade etmekteydi35. 14 Mart 1919’da ordu mevcudundaki yetersizlik gerekçe gösterilerek 1899-1901 doğumluların terhisinin geciktirilmesi teklifi açıkça dile getirildi36. Harbiye Nezareti istekleri haklı bularak 1899-1901 doğumluların terhis tarihinin belirlenmesini 13. Kolordu Komutanlığı’nın yetkisine bıraktı37. Kolordunun üzerine düşen görevleri yerine getirmek amacıyla terhisi geciktirmek istemesi, İngiliz Kuvvetleri Başkomutanlığı’nca tepkiyle karşılandı. Başkomutanlığa göre; kolordu komutanlığı silâh sayısını düşürmemek için terhisi kasıtlı olarak ertelemekteydi. Böylelikle bütün dikkatler terhisle ilgili sorunlara yönlendirilmekte ve silâhlar herhangi bir İngiliz kontrolüne maruz kalmadan Anadolu’nun iç kesimlere gönderilmekteydi. Harbiye Nezareti, İngilizlerin endişesini gidermek için birkaç kez girişimde bulunduysa da, İngiliz Başkomutanlığı, terhisin eksiksiz tamamlanmasında ısrar etmeyi sürdürdü38.

İşgallerin terhisi ne denli olumsuz etkilediği birkaç gün içinde iyice ortaya çıktı. İngiliz kuvvetleri Adana yönüne giden ve terhis erleriyle dolu trenleri gasp ettikleri gibi, Konya-İstanbul hattında yaşanan aşırı yoğunluğu gerekçe göstererek trenlerin hareketine izin vermemeye başladılar. Bunun üzerine komutanlık, Batı Anadolu’dan celp edilen askerlerin sevkinden vazgeçerek, sadece Adana ve Antepli terhis erlerini Cerablus’tan önceki istasyon olan Arappınarı’na (Şimdiki Mürşitpınar) trenle, buradan da yaya olarak memleketlerine sevk etmeye başladı39. Kolordu Komutanlığı terhisin tamamlanması hususunda aldığı kesin emir yüzünden İngilizlerin tutumunda bir yumuşamaya gidip gitmemesine bakmaksızın terhis erlerini Arappınarı’na kadar trenle, buradan da kara yoluyla sevk etmeyi sürdürdü. Kolordu Komutanlığı’nın 4 Nisan tarihli yazısına göre bu metotla sevkiyat Nisan ortalarında son bulacaktı40. Büyük zorluklara ve engellemelere karşın terhis 20 Nisan 1919’da son buldu41.

Ordu Mevcudu

Mütareke gereği küçültülen 6. Ordu’da terhis sonrası ne kadar er ve subay kalacağı ve bunun barış teşkilâtında öngörülen miktarı karşılayıp, karşılamayacağı hem Harbiye Nezareti’ni, hem de ordu komutanlığını düşündürmekteydi. Çünkü, terhis sırasında meydana gelecek gecikmeler firarları artırabilir, böylelikle ordu mevcudu teşkilât için öngörülen miktarın altında kalabilirdi. Kaldı ki, savaşın getirdiği bezginlik orduda ciddi disiplinsizliklere yol açmıştı. Her ne kadar Ali İhsan Paşa, komutayı ele aldıktan sonra, bir takım önlemlerle bunun önüne geçmişse de mütarekeyle birlikte herkes bir an önce memleketine dönmeyi istiyordu. Bu ruh hali ister istemez disiplini olumsuz etkilemekteydi. Bütün bunlara karşın sorunlu bir bölgede bulunan 6. Ordu’nun sorumluluklarını tam olarak yerine getirmesi için mevcudunu koruması gerekiyordu.

6. Ordu Komutanlığı, mütarekenin hemen arkasından bir yandan Musul’u boşaltırken, öbür yandan da orduyu barış teşkilâtında ön görülen yapıya dönüştürmeye çalışıyordu. 25 Kasım 1918’de birliklerin büyük kısmı Mardin-Urfa-Birecik-Diyarbakır hattına çekildi. Çekilen birliklerde 1885-1894 doğumlu 6500, 1895-1898 doğumlu 1800 ve 1899-1901 doğumlu 1100 erin bulunduğu tespit edildi42. Bu durum iki gerçeği de ortaya çıkarmakta idi. Birincisi komutanlık 1282-1300 doğumluları terhis ederken, diğer grubu (1301-1309) henüz terhis edememişti. İkincisi ise, terhis edilmesi gerekenler de gönderildiğinde ordu mevcudu barış teşkilâtında öngörülenin altında kalacaktı. 4 Aralık 1918’de ise ordu mevcudun yetersizliği bir vakıa olarak ortaya çıktı. Zira bu tarihte menzil teşkilâtı da dahil olmak üzere birliklerde 1895-1901 doğumlu tahminen 9000-9500 ere karşılık toplam 936 subay ve askerî memur kalmıştı. Bunların da dağılımı şöyleydi: 1 Erkân, 121 Ümera, 579 Subay, 20 İmam, 137 Hesap Memuru, 40 Askerî katip ve 36 İnzibat43. Bu sayı içerisinde terhis edilmesi gereken 1899-1901 doğumlu ihtiyat subay ve erlerinin fazla olduğu düşünülürse mevcudun ne denli tehlikeli seviyede olduğu anlaşılır.

Ordu mevcudunun hızla azalması sebebiyle silâhların temizlenmesi ve hayvanların tımar edilmesi dahi önemli bir sorun olmaya başladı44. Bu durum 4 Ocak 1919’da Harbiye Nezareti’ne gönderilen telgrafta bütün çıplaklığıyla ortaya koyuldu. Ali İhsan Paşanın dikkat çektiği hususları şöyle maddeleştirmek mümkündür:

– Ordu emrinde 1895-1898 doğumlu toplam 4600 er mevcuttur.

– Bunların 1000 kadarı menzil teşkilâtında görev yapmaktadır.

– Bu erlerde birliklere verileceklerini anlar anlamaz firar etmeye başlamıştır.

– Bunlarla birlikte orduda firar edenlerin sayısı 3000’e yükselmiştir,

– Nizami birlikler hem mevcut, hem donanım itibariyle öngörülenin çok altındadır.

– Ahali askerliğe sıcak bakmamaktadır. Bu yüzden birliklere er temin edilememektedir.

– Bu durum dikkate alınarak 6. Ordu 1899-1901 doğumluların terhisinden muaf tutulmalıdır45.

Osmanlı silâhlı kuvvetlerinin barış teşkilâtına göre; bir tümen toplam 2020, kolordu karargâhı ise 1567 erden oluşmalıydı46. Buna göre iki tümenden meydana gelen 6. Ordu’nun 1567+2020+2020=5607 ere sahip olması gerekiyordu. Diyarbakır Menzil Müfettişliği, Askere Alma Şubeleri ve demiryolu hatlarında hizmet veren erler de bu sayıya eklendiğinde mevcudun 9000-9500 civarında bulunması lazımdı. Bu husus Harbiye Nezareti’ne gönderilen telgrafta şöyle yer alıyordu:

“1- Muvakkat hazeri kadroya ve kolordunun nizamî harbi teşkilâtı hakkında Nezaretten bildirilen esasata nazaran ahz-ı asker dahil kolorduda 1073 zabit ve memurin-i askerîye, 9253 nefer bulunması lazımdır. Şu anda 770 zabit, 6773 nefer vardır. Demirbaşlar ve menzillerde ki efrad yerli ve lağv üzerine bunların firarları hemen hemen muhakkak olduğundan 314-316 tevellütlülerden ve uzak yerlerdeki efraddan bir kısmı terhis edilememiştir. Bu halde bile 300 zabit, 3253 nefer noksanımız var demektir.

“2- Topçu ve muhabere ve istihkam kısımlarında eksik çoktur. Hidmetler yetersizdir…

“3- İkinci fırkada sınıf-ı muhtelifeden 1100 nefer vardır. Bunun 701 neferi piyade ve makineli tüfektir. Beşinci fırkada 1172 nefer mevcuttur. Bunun 800 neferi piyade ve makineli tüfektedir. Cem’ân kolorduda muharip olarak 1200 nefer vardır. Mütebâki 4800 gayr-i muhariptir.

“4- İaşe sıkıntısı vardır. Bu yüzden kıtalar sık sık hareket halindedirler. Bu yüzden kadroda belirtilen tabur nefer sayısına hiçbir zaman ulaşılamıyor”.47

Ordunun mevcudunu artırmaya yönelik her türlü girişim ise İngilizler tarafından mütarekeye aykırı olduğu gerekçesiyle engellendi. Üstelik 1895-1898 doğumlulardan firari ya da bakaya kalanların birliklere sevk edilmesine şiddetle muhalefet edildi. Hükûmet 16 Nisan 1919’da bu yönde karar alarak firari ve bakayaların askere celp edilmesi uygulamasını yürürlükten kaldırdı48. Böylelikle barış yapılıncaya kadar ordunun üzerine düşen görevleri silâh altında tutuğu askerlerle yerine getirmesi kaçınılmaz oldu.

Yeni Konuş Merkezlerinin Belirlenmesi

Irak Cephesi’ni tutmakla görevlendirilmiş olan 6. Ordu, savaş boyunca büyük kayıplar vermiş olmasına rağmen, Musul Vilâyeti’nin büyük bölümünü elinde bulunduruyordu. Mütarekeden kısa süre önce ordu komutanlığına getirilen Ali İhsan Paşa da vilâyeti savunmak amacındaydı. Aksi taktirde Anadolu’nun büyük tehlikelerle karşı karşıya kalacağının bilincindeydi.49

Osmanlı Hükûmeti’nin içinde bulunduğu şartları göz önünde bulundurarak, 1918 yılı Ekim’inden itibaren mütareke için girişimlerde bulunması üzerine, İngiliz Hükûmeti Irak’taki kuvvetlerinden mütareke imzalanmadan önce vilâyetin işgal edilmesini istedi. İngiliz saldırısı 25 Ekimde başladı. Beklenen yardımın gecikmesi üzerine 6. Ordu daha fazla direnemeyerek Kerkük’ü boşalttı ve Musul şehrinin güneyinde yeni bir savunma hattı meydana getirdi.50

Ali İhsan Paşa mütareke görüşmelerinin başladığı gün olan 27 Ekim tarihi itibariyle ordunun görevini ve tuttuğu hattı şöyle ifade ediyordu: “Altıncı Ordu… Mardin-Diyarbakır-Harput-Sivas araba yolunu setr ve temin ve Halep’ten ilerleyecek düşmanın tesiri ile Van Gölü cenubuna atılmamak için peyderpey Musul Vilâyetini tahliye ederek Revandiz-Akra-Divek-Oytan-Nusaybin-Resülayn-Telebyad-Birecik hattına çekilecek ve fakat mütareke vukûunu dikkate alarak Musul’u terk zamanını imkân nisbetinde tehire gayret ederek mütarekede Musul’u elde tutmağa çalışacaktır”.51

Mondros Mütarekesi’nin imzalandığı güne kadar üstün İngiliz kuvvetlerine karşı savunma savaşı yapan 6.Ordu büyük kayıplara uğradı. Birlikler mütemadiyen Musul’a ve Zaho’ya doğru çekildi. 31 Ekim tarihi itibariyle Ali İhsan Paşanın elde tutmaya büyük önem verdiği Musul, Osmanlı birliklerinin elindeydi. Dolayısıyla şehrin elden çıkması tehlikesi bertaraf edilmiş gibi gözüküyordu52. Fakat İngilizler farklı düşünüyorlardı. Mütareke yapılmış olsa da Musul işgal edilmeliydi. Bu sebepledir ki, İhsan Paşanın savaş haline son vermek niyetiyle yapmış olduğu girişimleri geri çevirdiler. Üstelik şehrin ve hatta vilâyetin boşaltılmasını talep ettiler53. Bu gelişme üzerine Ali İhsan Paşa, Harbiye Nezareti’ne gönderdiği telgrafta; Musul’un boşaltılmasını kabul etmeyeceğini bildirdi54. Ama Harbiye Nazırı ve hükûmet başkanı Ahmet İzzet Paşa, mütarekenin bozulmaması için Musul’un boşaltılabileceğine karar verdi55. 3 Kasımda Musul’a gelen General Cassel, Musul’un boşaltılmasıyla yetinmeyeceklerini ortaya koydu. Ona göre Irak’ın kuzey sınırı Osmaniye-Siverek- Silvan-Siirt hattından geçmekteydi. General Cassel, mütarekenin 16. maddesine dayanarak Irak içerisinde kalan bütün birliklerin ve bunlara ait askerî malzemelerin teslimini istedi56. Ali İhsan Paşa, Cassel’e şiddetle itiraz ederek hükûmetinden emir almadıkça Musul’u boşaltmayacağını ifade etti57. Ali İhsan Paşanın direnmesine karşın İngilizler de vazgeçmek niyetinde değillerdi. General Marshall bu kez General Kabel’i Musul’a gönderdi. Kabel, General Marshall’ın 2 Kasım tarihli mektubunu getirdi. Mektupta; 7. ve 16. maddelerin mutlak surette uygulanacağı ifade edilmekteydi. Ali İhsan Paşa buna da gerekli cevabı verdi58. Ali İhsan Paşanın tepkisi üzerine General Cassel’in komutasındaki İngiliz kuvvetleri , General Marshall’ın emriyle 4 Kasımda ileri harekât başlattı. Ali İhsan Paşa taraflar arasında bir çatışmaya yol açmamak için birlikleri kontrollü olarak Musul şehrine çekerek, şehir savunmasına hazırlandı. Gelişmelerden Ahmet İzzet Paşayı da haberdar etti. Ahmet İzzet Paşa alınan önlemleri takdir etmekle beraber mütarekenin bozulmasına meydan vermemek için Musul şehrinin terk edilmesini emretti59. 7 Kasımda General Marshall maiyetiyle Musul’a geldi60. General, Musul’un derhal boşaltılmasını, bu yapılmadığı takdirde şehre zorla gireceklerini ve 6. Ordu’yu mütarekeyi bozan taraf olarak kabul ve ilân edeceklerini belirtti. General, isteğini mütarekenin 7. maddesine dayandırmayı da ihmal etmedi61. Ali İhsan Paşa, hükûmetten aldığı emri göz önünde bulundurarak, iki devlet arasında yeni bir savaşa meydan vermemek için şehri boşaltacağını ifade etti. Buna karşılık General Marshall, şehrin değil, bütün Musul Vilâyeti’nin boşaltılmasını istedi62. Uzun tartışmalardan sonra Musul Vilâyeti’nin 15 Kasıma kadar boşaltmasına karar verildi.63

General Marshall bizzat kendisinin yaptığı mutabakatı hiçe sayarak 8 Kasımda Musul’un işgalini emretti. Osmanlı kuvvetleri tahliyeye henüz başlamışlardı ki, küçük bir İngiliz birliği şehre girerek vilâyet konağına kendi bayraklarını çekti. Ali İhsan Paşa bu durumu protesto ederek, 9 Kasımda Nusaybin’e hareket etti64. Musul Vilâyeti’ndeki birlikler de Aralık ayı başlarında vilâyeti tamamen boşaltarak Diyarbakır Vilâyeti’ne çekildi65.
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç  Cevapla

Etiketler
13kolordu’ya, 6ordunun, cikan, donusturulmesi, ortaya, sorunlar

Seçenekler
Stil


Saat: 03:57

Forum Yasal Uyarı
vBulletin® ile Oluşturuldu
Copyright © 2016 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.

ForumSevgisi.Com Her Hakkı Saklıdır
Tema Tasarım:
Kronik Depresif


Sitemiz bir 'paylaşım' sitesidir. Bu yüzden sitemize kayıt olan herkes kontrol edilmeksizin mesaj/konu/resim paylaşabiliyorlar. Bu sebepten ötürü, sitemizdeki mesaj ya da konulardan doğabilecek yasal sorumluluklar o yazıyı paylaşan kullanıcıya aittir ve iletişim adresine mail atıldığı taktirde mesaj ya da konu en fazla 48 saat içerisinde silinecektir.

ankara escort, izmir escort ankara escort, ankara escort bayan, eryaman escort, bursa escort pendik escort, antalya escort,