ForumSevgisi.Com

  ForumSevgisi.Com > ForumSevgimiz Kütüphane > Kültür - Sanat > Türk Tarihi


Tarihte kürt açılımı


Tarihte kürt açılımı

Kültür - Sanat Kategorisinde ve Türk Tarihi Forumunda Bulunan Tarihte kürt açılımı Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> Tarihte kürt açılımı Geçmişten- Günümüzde gerek iç ve gerekse dış tahriklerle bir Kürt Sorunu yaşatılmak istendiğini biliyoruz. Bu konuda geçmişte ...

Kullanıcı Etiket Listesi

Yeni Konu aç  Cevapla
LinkBack Seçenekler Stil

Okunmamış 18 Ocak 2015, 17:42   #1
Durumu:
Çevrimdışı
Liich
Üye
Liich - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Keyifli
Üyelik tarihi: 14 Kasım 2014
Yaş: 24
Mesajlar: 7.850
Konular: 4856
Beğenilen: 1368
Beğendiği: 1252
www.forumsevgisi.com
Standart Tarihte kürt açılımı

Tarihte kürt açılımı


Geçmişten- Günümüzde gerek iç ve gerekse dış tahriklerle bir Kürt Sorunu yaşatılmak istendiğini biliyoruz.

Bu konuda geçmişte adı öne çıkan ve mutlaka tanınması gereken en önemli isimlerden biri, Dr. Şükrü Mehmet Sekban’dır.
Ş. M. Sekban, 1881’de Ergani’de doğdu. Babası Mülazımıevvel (Üsteğmen) Mehmet Ağa’dır. İlk ve orta okuldan sonra askeri lisede okudu. 1903 yılında Yüzbaşı rütbesi ile Askeri Tıbbiye’den mezun oldu ve çeşitli hastanelerde çalıştı.
Görevi sırasında, Kürtçü çevrelerle temas kurdu, 1908 İkinci Meşrutiyet’in ilânından sonra, 19 Eylül 1908’de Şeyh Abdulkadir ve Prens Emir Bedirhan tarafından İstanbul- Vezneciler’de kurulan Kürt Terakki ve Teavün Cemiyeti kurucuları arasında bulundu, Kürtlük davasının bir numaralı savunucusu oldu.
Kürt öğrencileri birbirleriyle tanıştırarak ortaklaşa ve birlikte çalıştırmak, fakir Kürt çocuklarına sahip çıkarak onları okutmak ve Kürt dili ve edebiyatını meydana çıkarmak amacıyla Halkalı Ziraat Mekteb-i Alisi’nde 1912’de kurulan Kürt Talebe Hêvî Cemiyeti’nde;
17 Aralık 1918’de, Başkanlığını Seyid Abdulkadir’in yaptığı Kürdistan Teali Cemiyeti’nde;
1919’da, Kürdistan Teali Cemiyeti’nden kopan bir grupla birlikte Kürd Teşkilât-ı İçtimaiye’ nin kurucuları arasında yer aldı. Bu örgütlerde aktif çalıştı.
1919 yılında görevinden istifa ederek Bağdat’a gitti. Bilahare Türkiye’ye dönerek serbest doktorluğa başladı. Lozan Antlaşması’nın imzalanmasından sonra tekrar Bağdat’ta gitti.
18 Aralık 1923 tarihinde Beyrut’ta yayınlanan bir mektubu ile, Kürtlere muhtariyet verilmesini ve Kürtçe’nin resmi lisan olmasını savundu..
5 Ekim 1927′de Lübnan’ın Bihandun kentinde Kürdistan Teali Cemiyeti, Kürt Millet Fırkası, Comite de Independence Kurde başta olmak üzere Kürt milliyetçi örgütler ve Irak, İran ve Suriye’ye sığınmış Kürt aydınları ve Taşnak kökenli Ermeniler tarafından gizlice düzenlenen Hoybun Kongresi’ni yönetti ve Hoybun’un Bağdat şubesi reisliğini de yaptı..
Hoybun üyeleri Bağımsız Kürdistan’ın yaratılması adına ant içmişlerdi. Hoybun’un kuruluş toplantılarının Irak’ta İngilizlerin yakın işbirlikçisi Revandiz kaymakamı Seyyit Taha’nın evinde yapılması, daha başlangıçta Cemiyet üzerindeki İngiltere’nin kontrolünü ortaya koymaktadır.
Ş. M. Sekban, Kürtler hakkında Cemiyeti Akvam’a bir de mektup gönderdi..
Ancak daha sonraları derin incelemeler sonucu yıllardır üzerinde çalıştığı tezini değiştirdi ve 1933 yılında, Fransızca olarak “La Question Kurde- Des Problemes Des Minorites” (Kürt Sorunu- Azınlıkların Problemleri) adlı kitabını yayınladı.
***
Bu kitap, 1970 yılında, Belgelerle Türk Tarih Dergisi yayınları içinde “Kürt Sorunu” başlığıyla yayınlandı. Piyasa var mı bilmiyorum. Şimdi bu kitabın son bölümünü konuya ilgi duyanlar için yazıyorum:
***
…Namuslu insanlar olarak itiraf edelim ki, bizim Kürt halkının kendi diliyle eğitmek zarureti hususundaki inancımız artık iflâs etmiştir. Netice olarak bu konudaki halk akidesi iflâs edince, ihyası da düşünülemez.

Evvelâ Türkiye’deki Kürtlerin kaderini ele alacağım. Bunu da aşağıda arz edeceğim iki sebebe müsteniden yapacağım:
1.Türkiye Cumhuriyet, Yunan azınlığının kaderini, takdire değer bir hikmet ve basiret politikası ile düzene koymasını bilen tek devlettir. Yunanistan’daki Türk halkının, Türkiye’deki Yunan halkının mübadelesi hiç şüphe yok ki zor olmuştur; ama bir kere yerleştikten ve kendine geldikten sonra, insanın kendi evinde, yurdunda bulunmasının sayılamayacak avantajları olacaktır. Daha şimdiden, Türk ve Yunan hükümetleri, bu cesur fakat yerinde politikalarının faydalarını görmeğe başlamışlardır.



2. Kürtler, diğer yerlere nazaran Türkiye’de daha kalabalıktır.

Fakat denecektir ki, biz Türkiye’de böyle sözde bir azınlık bilmiyoruz. Burada bir Kürt azınlığı mevzubahis edilemez. Her vesileyle, Türk devlet adamları, açıkça ve yüksek sesle, “Kürt unsuru, Türk halkı ile beraber Türkiye’yi idare etmektedir” beyanında bulunmaktadır; bu doğrudur, fakat dört asrı mütecaviz bir zamandan beri rol oynayan Türk- Kürt siyasi birliğinin tek taraflı bir beyanıdır. Kanaatimce, Kürtlerin de, bir ortak olarak, aynı tonla, kendi rızalarıyla, siyasi olduğu kadar milli birliğin vazgeçilemez zaruretini müdrik olarak bunu ilân etmeleri lâzımdır. Dört ay kadar önce, en büyük milletlerden birinin yeniden teşkilâtlanmasından bahsederken, büyük devlet adamlarından birinin dediği gibi : “Devletlerin temelini ancak ırk birliği temin edebilir.”
Kürtler de, Türklerle aynı ırktan olduklarına göre, birleşmekle, yeni Türk Milleti’ni teşkil edeceklerdir; bu milletin canlı ruhu, bundan böyle, sadece bir ideal için çarpan kalplere ateş ve canlılık verecektir. Hiçbir kuvvet, “kardeş çocukları” olan bu iki halkın birleşmesini ve kaynaşmasını engelleyemeyecektir.
Üstelik, din birliğinin de yardımıyla, örf ve adetlerin meczedilmesi, birbirleri arasındaki iktisadi tesanüd, idari ve adli müesseselerin aynı oluşu, onları bir kalıpta öylesine şekillendirmiştir ki, bazen birini diğerinden ayırt etmek güç olur. Osmanlı hanedanının saltanatı altındaki halklarımız, nesilden nesile aynı gelenekler altında yaşamış, aynı saadet ve bedbahtlık devrelerini geçirmiş, aynı sevinç, aynı müşterek dertlere maruz kalmış, bilhassa aynı müşterek kültürün tesirini hissetmişlerdir. Hiç şüphe yok ki, silâh arkadaşlığı bu ittifakta baş rolü oynar. Türklerin ve Kürtlerin bu devamlı karışımı, onların, milli ruhun müşterek hazinesine, kendilerine has vasıfları katmalarına imkân verdi; istikbalde de bu böyle olacaktır.
Hakikatte Türk, Kürt birer isimden başka bir şey ifade etmezler; bizim aile adımız Turanî’dir.
Aynı ırktan olma hissi ve Turanîlik gururu, onları kendi canlılıkları içinde, geçmiştekinden çok daha parlak bir hayata, mukadderata götürecektir.
Bu iki halkın, iktisadî tesanüd, ırk ve din birliği, müşterek kültür gibi çeşitli siyasi ve milli birlik faktörleri dışında çok kuvvetli, kudretli bir faktörleri daha vardır: bu, Gazi’nin yüksek şahsiyetidir.
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç  Cevapla

Etiketler
acilimi, kurt, tarihte

Seçenekler
Stil


Saat: 07:17

Forum Yasal Uyarı
vBulletin® ile Oluşturuldu
Copyright © 2016 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.

ForumSevgisi.Com Her Hakkı Saklıdır
Tema Tasarım:
Kronik Depresif


Sitemiz bir 'paylaşım' sitesidir. Bu yüzden sitemize kayıt olan herkes kontrol edilmeksizin mesaj/konu/resim paylaşabiliyorlar. Bu sebepten ötürü, sitemizdeki mesaj ya da konulardan doğabilecek yasal sorumluluklar o yazıyı paylaşan kullanıcıya aittir ve iletişim adresine mail atıldığı taktirde mesaj ya da konu en fazla 48 saat içerisinde silinecektir.

ankara escort, izmir escort ankara escort, ankara escort bayan, eryaman escort, bursa escort pendik escort, antalya escort,