ForumSevgisi.Com

  ForumSevgisi.Com > ForumSevgimiz Kütüphane > Kültür - Sanat > Türk Tarihi


İstanbul'un Kuruluşu


İstanbul'un Kuruluşu

Kültür - Sanat Kategorisinde ve Türk Tarihi Forumunda Bulunan İstanbul'un Kuruluşu Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> İstanbul'un Kuruluşu "Bu şehr-i Sitambul ki bî misl-ü behâdır Bir sengine yekpare Acem mülkü fedadır" Şair Nedim Yeryüzünde bu kadar ...

Kullanıcı Etiket Listesi

Yeni Konu aç  Cevapla
LinkBack Seçenekler Stil

Okunmamış 25 Temmuz 2015, 19:43   #1
Durumu:
Çevrimdışı
ForumSevgisi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
none
Üyelik tarihi: 14 Temmuz 2015
Mesajlar: 8.944
Konular: 8563
Beğenilen: 0
Beğendiği: 0
www.forumsevgisi.com
Standart İstanbul'un Kuruluşu

İstanbul'un Kuruluşu



"Bu şehr-i Sitambul ki bî misl-ü behâdır
Bir sengine yekpare Acem mülkü fedadır"
Şair Nedim

Yeryüzünde bu kadar çok ada ve sana sahip kent çok ender bulunur. Her ulus İstanbul'u başka bir adla andı. Ayrıca fetihten önceki adları başkaydı fetihten sonrakiler başka... Tarih sahnesine Byzas Buzis Byse Bysante gibi adlarla çıktı. Roma dönemine kadar da en çok Byzantion olarak anıldı. Romalılar Antoneia Anthusa Deutera Rome dediler. Sonra uzun bir dönem boyunca Konstantinopolis olarak kaldı. Kuzeylilerin verdikleri adların bir kısmı kentin
gücünü vurguluyordu: Tsarigrad (Slav kaynaklarında imparator kenti) ve Miklegard (Vikinglerde İmparator Mikhael’in kenti) gibi. Ruslar Tekfuriye ve Zavegorod Macarlar Vizenduvar Polonyalılar Kanatorya Çekler Aylana İsveçliler Herakliyan Hollandalılar İstefanya Franklar Agrandone Portekizliler Kostiye Araplar Konstantiniyye-i KübraAcemler Kayser-i Zemin Hintliler Taht-ı Rum Moğollar Çakduryan demişlerdi bir zamanlar Osmanlı'nın "Asitane"sine. Öte yandan İstanbul'a yakıştırılan sanlar da en az kendisi kadar görkemliydi: Asitane-i Saadet (Sultan Sarayı) Dâr-ül Hilâfe (Halife'nin evi) Dârü's Saltana (Saltanatın evi) Dergâh-ı Selâtin (Sultanlar kapısı)... Ve sonunda bizim kentimiz İstanbul.
Bilinen tarihi 2600 yıldan daha eskilere uzanan bu yaşlı ama muhteşem kent zamanın akışıiçinde büyük uygarlıkların yıkılışlarım da gördü yenilerinin nasıl kurulduklarına da...
İmparatorlukların bu herkesi kıskandıran görkemli başkentinin köşe bucağı birbiriyle ilgisi olmayan kültürlerin mirasıyla süslendi. Ve sonuçta tüm üslup ve kültürler iç içe geçerek birbirini özümseyerek İstanbul'un anıtsal tarihini oluşturdu.







Körler ülkesinin karşısına kurulan kent
Kentin kuruluşu üzerine rivayet muhtelif. En ünlüsü ve bilineni Megaralı göçmenlerinin yolculuğu. Bir de Evliya Çelebi'nin anlattığı var ki tadına doyum olmuyor...
Efsaneye göre Koressa'nın oğlu Yunanistan'ın Megara kentinden genç Byzas yandaşlarıyla birlikte bölgedeki baskılardan kurtulmak yeni bir kent kurmak ve özgürlüğünü ilan etmek için yola çıktı. Her şey iyiydi de kent nerede kurulacaktı? O çağda bilinmeyenleri bilinir kılan birisine Delfoi kentindeki kâhine danıştı genç adam. Delfoi kâhini gideceği yeri tarif etti;
"Kentini kuracağın yer körler ülkesinin tam karşısında olacak." Byzas yola çıktı aradı taradı körler ülkesi diye bir yer yoktu. Sonunda mola verdikleri bir deniz kıyısındakarşı sahile baktı ve bağırdı: "Bu insanlar kör mü burası varken orada oturulur mu?". Delfoi kâhinini hatırladı genç adam; "Körler ülkesinin karşısında kuracaksın kentini." Körler ülkesi günümüzün Kadıköy'üdür!
İstanbul'dan çok yıllar önce kurulmuştur "Khalkedonia" yani Kadıköy. Byzas; ordusuyla gelip soluklanmak için durduğu şimdiki Sarayburnu'nda manzaranın muhteşem görüntüsünden adeta büyülenmişti. Khalkedonia'nın neden "Körler Ülkesi" tanımlamasını hak ettiğini anlamıştı artık. Çünkü böyle cennet benzeri bir yer dururken tam karşıda ve korumasız bir yerde kent kuranlar ancak kör olabilirlerdi! Ol hikâye böyle. Temelleri Sarayburnu sırtlarında atılan kente kurucusunun adı olan Byzas'tan dolayı"Byzas'ın kenti" anlamında "Byzantion"
dendi...
Rüyasında gördüğü Hazreti Peygamber'e "Şefaat ya Resulallah" diyeceğine heyecanla "Seyahat ya Resulallah" dediğini anlatarak yaşadığı zamana o güzel anlatımıyla tarih düşen Evliya Çelebi'nin İstanbul üzerine bir rivayet anlatmaması düşünülebilir mi hiç? Ünlü "Seyahatname"sinin ilk cildinde şöyle anlatır gezgin Evliya Çelebi; "Hazreti Süleyman Peygamber Efendimizin doğumundan 1600 yıl önce Kaftan Kafa bütün ins-ü cine vahşi hayvanlara ve kuşlara hükmettiği yeryüzünün her dilden anlayan tek sultanı olduğu halde; okyanus denizinde Ferenduz denilen adada padişahlık eden Saydun'a bir türlü söz geçirememiş. Bu gururlu adam Hz. Süleyman'ın önünde baş eğmek istemezmiş. Bu hale canı sıkılan Hz. Süleyman bir gün sayısız askeri ve her cinsten hayvanlarla Saydun'un üzerine yürüdü memleketini harap ve ahalisini esir ettikten sonra onu huzuruna getirtti ateş saçan kılıcı ile öldürüp adsız nişansız bıraktı."
Evliya Çelebi'nin hikâyesi uzar da uzar. Özetlersek; Hz. Süleyman Saba Melikesi Belkıs'ın ölümüyle dul kalınca Saydun'un dünyalar güzeli kızı Alina ile evlenir. Alina'mn çok özel bir saray istemesi üzerine adamlarını dünyanın dört bir yanına gönderip saray yapılacak eşsiz güzellikte bir yer bulmalarını emreder. Adamları İstanbul'u söylerler. Hz. Süleyman Sarayburnu'nda geçirdiği bir gecenin sabahında kendini dinç ve gençleşmiş hissedince buraya
büyük bir saray yaptırır sonra da kıyamete kadar mamur kalsın diye İstanbul için hayır dua eder. Anlıyor musunuz tüm bozulmalara yangınlara depremlere karşın İstanbul'un nasıl dimdik ayakta kalmasının hikmetini?






Bunu biliyor muydunuz?

Antik Roma kentinin yedi tepe üzerine kurulmasının İmparator Büyük Konstantinos'u (Constantinus) çok etkilediği İstanbul'u da Roma ya benzetmek amacıyla yedi rakamına yönlendirdiği anlatılır. İmparator bu yedi sayısını uğurlu ve kutsal sayıyordu. Sarayının ana salonu 'Hepta Likhnos" yani "yedi kandilli" adını almıştı. İmparatoru korumakla görevli
"yedi kıta dan oluşmuş bir muhafız alayı vardı. Konstantinos kendisini çevresinde "yedi gezegenin dönüp durduğu güneş yerine koymuştu. Çemberlitaş üzerindeki heykeli de zaten bu durumu betimlemekteydi. İstanbul'un ünlü tepelerine gelince... Birinci tepe bugün Topkapı Sarayı ve Sultanahmet Camii'nin yer aldığı yükseklikti (Akropolis). İkinci tepe
Çemberlitaş diye bilinen Konstantin Sütununun bulunduğu bölge ve çevresi; üçüncüsü Beyazıt ve Süleymaniye alanıydı. İstanbul'un dördüncü tepesi derin bir vadiyle yarılmış olan Fatih beşincisi de Fenerin üst kısımlarında Yavuz Selim Camii’nin bulunduğu bölgeydi.
Altıncı olan Mihrimah Suttan Camii’nin yer aldığı Edirnekapı Tepesi uydurma çünkü rakamı yediye yükseltmek için uydurulmuştu. Son tepe ise Marmara Denizine bakan yükselti yani Cerrahpaşa sırtlarıydı.
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç  Cevapla

Etiketler
istanbulun, kurulusu

Seçenekler
Stil


Saat: 16:28

Forum Yasal Uyarı
vBulletin® ile Oluşturuldu
Copyright © 2016 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.

ForumSevgisi.Com Her Hakkı Saklıdır
Tema Tasarım:
Kronik Depresif


Sitemiz bir 'paylaşım' sitesidir. Bu yüzden sitemize kayıt olan herkes kontrol edilmeksizin mesaj/konu/resim paylaşabiliyorlar. Bu sebepten ötürü, sitemizdeki mesaj ya da konulardan doğabilecek yasal sorumluluklar o yazıyı paylaşan kullanıcıya aittir ve iletişim adresine mail atıldığı taktirde mesaj ya da konu en fazla 48 saat içerisinde silinecektir.

ankara escort, izmir escort ankara escort, ankara escort bayan, eryaman escort, bursa escort pendik escort, antalya escort,