ForumSevgisi.Com

  ForumSevgisi.Com > ForumSevgimiz Kütüphane > Kültür - Sanat > Türk Tarihi


Hazar Türkleri Neden museviliği seçti 5


Hazar Türkleri Neden museviliği seçti 5

Kültür - Sanat Kategorisinde ve Türk Tarihi Forumunda Bulunan Hazar Türkleri Neden museviliği seçti 5 Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> Hazar Türkleri Neden museviliği seçti 5 Hazarların Yahudiliği seçmelerine dair belgeler Bu din değiştirmenin hangi şartlarda ve tam olarak nasıl ...

Kullanıcı Etiket Listesi

Yeni Konu aç  Cevapla
LinkBack Seçenekler Stil

Okunmamış 27 Temmuz 2015, 11:28   #1
Durumu:
Çevrimdışı
ForumSevgisi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
none
Üyelik tarihi: 14 Temmuz 2015
Mesajlar: 8.944
Konular: 8563
Beğenilen: 0
Beğendiği: 0
www.forumsevgisi.com
Standart Hazar Türkleri Neden museviliği seçti 5

Hazar Türkleri Neden museviliği seçti 5



Hazarların Yahudiliği seçmelerine dair belgeler


Bu din değiştirmenin hangi şartlarda ve tam olarak nasıl olduğu konusu biraz efsaneleşmiş olmakla birlikte Arap ve İbrani kaynaklarında bazı temel belgeler bulunmaktadır. Masudî’nin yukarıda değindiğimiz eserinin sonunda bu konuda yazarın daha evvelce bir başka kitap daha yazmış olduğu anlaşılıyor. Bu eser ortadan kaybolmuş olmakla birlikte kaynak alınarak daha sonra kaleme alınan iki başka eser mevcud.

İlki 1327’de Muhammed Dimaskî’nin kaleme aldığında yazar; Harun Reşit devrinde Bizans imparatorunun Yahudiler’i göçe zorladığını Hazarların ülkesine gelen bu göçmenlerin orada “Çok akıllı ancak yeterli eğitimden yoksun bir halk bulduklarını ve onlara kendi dinlerini bahşettiklerini onların da bu dini kendilerininkinden daha üstün bulduklarını ve kabul buyurduklarını” yazıyor. Daha detaylı bir hikâye içeren el-Bekrî’nin “Hükümdarlıklar ve Yollar Kitabı” adlı eserinde de başka hiçbir yerde rastlanmayan bir hikâye anlatılıyor. “Önceleri putperest olan Hazarların kralının Yahudi dinini kabulü şöyle olmuştur. İlk önce Hıristiyanlığı kabul etti. Sonra bunun sahteliğini anladı ve yardımcısı (Bey) komutanıyla kafasını iyice meşgûl eden bu konuyu incelemeye başladı. Bey de ona dedi ki: “Hükümdarım kutsal kitaplara inananlar üç guruba ayrılır. Çağır hepsinin bir temsilcisini burada davalarını savunsunlar sen de gerçeğe sahip olana inancını bağlarsın.”

Bunun üzerine Hıristiyan ülkesinden bir piskopos getirirler. Ancak kralın yanında son derece akıllı ve belagât sahibi haham varmış ve kurnazlıkla piskopozu tartışmada çıkmaza sokmuş. Ona demiş ki; “Hey gidi Ümran oğlu Musa ve ona gönderilen Tevrat için ne dersin?” Piskopos bu soruya “Musa Yüce Allahın peygamberidir ve Tevrat’ın yazdığı her şey doğrudur” diye cevap vermiş. Bunun üzerine haham krala dönerek “Bak benim dinimin hak dini olduğunu kabul etti bile şimdi kendi dinince neye inandığını sor ona” demiş. Kralın sorusuna papaz “Ben de İsa’nın Mesih olduğuna Meryem’in oğlu olduğuna onun Kelâm’ının da Allahın adına sırları açıkladığına inanıyorum” diye cevap vermiş. Bunun üzerine Yahudi de Hazarların kralına “Benim tanımadığım bir doktrini savunuyor halbuki kendisi benim inandıklarıma inanıyor” demiş. Piskopos da sözlerine inandırıcı hiçbir delil ibraz edememiş. O zaman kral bir de Müslüman din adamı çağırtmış bunun üzerine ona büyük bir bilgin yollamışlar ama Haham bir kiralık katil tutup daha yoldayken onu zehirletip öldürtmüş. Böylece Yahudi kralı kendi dinine çekmeyi başarmış ve Hazarlar da Musevî olmuşlar.”

Bu hikâyede Arap tarihçilerin kendileri için acı olabilecek hapı yenilir yutulur bir hale getirmeye çalıştıkları yorumunu yapabiliriz. Eğer Müslüman bilgin de gelip tartışmaya katılsa aynı tuzağa düşmesi kaçınılmazdı zira Hıristiyanla birlikte her ikisi de Tevrat’ın gerçekliğine inandıklarını beyan edecekler ama iş İncil ile Kur’an’a gelince her ikisi de ikiye bir oyla kaybedeceklerdi. Kral sembolik olarak her üç dinin de temelini oluşturan ana doktrine inanmaya hazır ancak ileri safhada ortaya çıkan rakip doğmalara katılmıyor. Ayrıca profesör Bury’nin altını çizdiği önemli bir nokta da Hazar kralının sarayında din değişikliğinden önce bile Musevîlerin zaten güçlü bir yeri olması: Hıristiyan ve Müslüman din adamı uzaklardan getirtilirken Yahudi din adamı orada hükümdarın yanıbaşında hazırdır(10).

Bu konuda elimizde bulunan en ciddi Arap kaynağı -sonradan Musevî kaynağı olarak da karşımıza çıkar- “Hazar Yazışması” adı altında bilinen İbranice yazılmışKurtuba’daki Endülüs Emevi Halifesi’nin bakanı Hasday ibn Çiprut(11) ile Hazar kralı Josef arasındaki (daha doğrusu her ikisinin sekreterleri tarafından kaleme alınmış olan) yazışmadır. Yazıdan anlaşıldığına göre İran’dan Horasan’dan gelen tacirlerden Hasday ilk kez bağımsız bir Yahudi krallığının varlığını duyar. Bu hikâyeyi ilk olarak şüpheyle karşılar ama yine de meraklanır ve Bizans diplomatik misyon üyelerine bu konuyu sorar. Diplomatlar tacirlerin verdiği haberi doğrulamakla kalmayıp Hazar krallığı üzerine ayrıntılı bilgi de verirler; hattâ o sıra tahtta olan kralın adının Josef (Yasef) olduğunu bile söylerler. Hasday da bunun üzerine bu krala bir mektup yollamaya karar verir. Mektubunda kral Josef’e Hazar devleti halkı hükümeti üzerine bir sürü soru yöneltir ayrıca da onların Filistin’den geldiklerini sandığı için oniki kabileden hangisinden olduklarını öğrenmek ister. Bu kabilelerin çoğu kaybolduğu için Hasday belki de bunlardan biri olduklarını sanıyordu. Yahudi kökenden gelmediği için Josef bu kabilelerden hiç birisine mensup değildi.

Josef cevabında Hasday ibn Çiprut’a iki yüz sene önce vuku bulan Musevîliğe geçişin hangi şartlarda ve nasıl olduğunu anlatır. Son derece ilginç olan bu yazıda kral Josef“atası Bulan Han’ın güçlü bir fatih olduğu gibi aynı zamanda da büyük bir bilge kişi olduğunu ülkesinden büyücüleri ve putperestleri kovduğunu bundan sonra da ona rüyasında bir meleğin görünüp tek bir Tanrıya iman göstermesini bunu yaparsa Tanrı’nın da onu soyunu ve halkını kutsayıp varlıklarını kıyamete kadar sürdüreceğidüşmanlarına da aman vermeyip onlara türlü zorluklar yaratacağı vaadinde bulunduğunu” yazar.

Buraya kadar yazdıkları Kitab-ı Mukaddes’teki Tekvin (Génèse) bölümünden açıkça esinlenmiş olduğundan Hazarların da Hz. İbrahim soyundan olmamakla birlikte kendilerini “seçilmiş halk” olarak gördükleri sonucunu çıkartabiliriz. Ancak Josef’in mektubu buradan sonra birden bire özgün bir niteliğe yöneliyor. “Yüce Yaradan’a hizmet etmeye hazır olan Bulan ancak bir istekte bulunuyor ve Tanrım sen benim kalbime duygularıma düşüncelerime vakıfsın ve sana nasıl inandığımı ve güvendiğimi biliyorsunancak başında olduğum halk kâfir bir kafa yapısındadır ve bilmem ben onları tek başıma inandırabilir miyim? Sana yalvarırım bana gönderdiğin meleği bana destek olması için benim Büyük Prensime de gönder”... “Bulan’ın duasını kabul eden Tanrı isteğini yerine getirir ve Büyük Prens rüyayı gördüğü gecenin sabahı hemen Kağan’ı bulur ve anlatır...” Kutsal kitaplarda İbrani olsun İslâmi olsun böyle rızası alınacak bir Prens konusu bulunmamaktadır. Burada anlatılan Hazar Devletindeki iki başlı yönetim adetidir. Hazarlarda Kağan hükümdardır ve ikinci yönetici Bek (Bey) veya Büyük Prens denen hem Başbakan hem de Başkomutan konumundaki yardımcısıdır. Belki de aslında Bulan bu Büyük Prens’ti çünkü Arap ve Ermeni kaynaklarına göre 731 (Yahudiliğin kabulünden bir-iki sene önce) tarihinde Kafkasya’ya askerî sefere çıkan Hazar ordusunun komutanın adı Bulhan’dır.

Tanrı ondan bu sefer bir tapınak yaptırtmasını ister o da fazla zengin olmadığını söyleyince Melek onu Kafkasya’ya Daryal ve Erdebil’e sefer eylemesini orada yeterince altın bulabileceğini öğütler. Burada da Hazarların bir süre Kafkasya’daki altın ve gümüş madenlerini ele geçirdiklerini yazan Arap ve Ermeni kaynaklarıyla kesişen bilgiler var. Bu seferden sonra ilk tapınak yapılır. Bu olaylardan iki yüzyıl sonra yazılan mektupta olayların efsanelerle karıştığı görülüyor.

Mektubun devamından Kralın ve Bey’in Yahudiliği kabul etmeleri duyulunca hem “Adom” kralının (Bizans İmparatoru) hem de İsmaelim’lerin kralının (Bağdat Halifesi) Hazar’lara elçiler gönderip kıymetli armağanlar ve bilgin din adamları gönderdikleri anlaşılıyor. Her iki taraf da Hazarlar’ın temsil ettikleri gerçek dine imân etmelerini amaçlıyorlar. Burada yukarda el-Masudî’den Arap versiyonunu okuduğumuz o önlü teolojik tartişma sahnesi anlatılıyor (tek fark Müslüman din bilginin de hazır olması). Her bilim adamı kendi dininin tanıtımını yaptıktan sonra Kral onlara ayrı ayrı kendi dininin dışında hangi dinin gerçeğe en yakın olduğunu soruyor ve Yahudilik az farkla kazanıyorbu da aynı zamanda tarafsızlığın zaferi oluyor.

Bu yazışmadan çıkan sonuç Hazarların Yahudiliği yavaş yavaş ve kademeli olarak kabullendikleri bu olaydan iki kuşak sonra bir reform hareketinin olduğu yönünde. Tek Tanrı’yı kabul eden hükümdarın büyücüleri ve putperestleri kovduktan sonra bu Tanrının Yahudi mi Müslüman mı yoksa Hıristiyan mı olacağına hemen karar vermediğini de öğreniyoruz. Belki de Bulhan’ın kabul ettiği sadece Kutsal kitaba dayalı ilkel ve basit bir Musevîlikti ve dinî edebiyatı (İslâmdaki değişik imamların kitaplarındaki öğretiler gibi) ve tefsiri kapsamıyordu. Bu şekliyle de VIII. yüzyılda İran’da ortaya çıkan kısa sürede doğuda yayılan Karay mezhebine çok yakındı(12). Zaten Karayların da en yoğun oldukları yerlerden biri “Küçük Hazarya” denen Kırım’dı.

Dunlop ve diğer çağdaş tarihçiler genellikle 740-800 yılları arasında yani Bulhan’dan reformu yapan kral Obadia’ya kadar Hazarlar’ın bir çeşit Karay inancında olduklarını ve bu reform hareketiyle Ortodoks Yahudiliğin başladığını kabul ediyorlar.

Elimizdeki bu belgelerden bir asır sonra İspanya Musevîlerinin en büyük şairi kabul edilen Yehuda Halevî’nin (1085-1141) Arapça olarak yazdığı sonradan İbraniceye çevrilen “Kitab al-Khazarî” ve alt başlığı “Deliller Kitabı ve Hor Görülen İman’ın Savunması” olan kitabının büyük bir bölümünün Kuzarilere (Hazarlar) ayrıldığını görüyoruz. Halevî bu eserinde Yahudi halkının Tanrıyla kulları arasında ayrıcalıklı bir arabuluculuk misyonuna sahip olduklarını ve en sonunda bütün ulusların Musevî dininde birleşeceklerini savunuyordu ve bunun ilk işaretini de Kuzarilerin Yahudiliği kabulünde buluyordu.
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç  Cevapla

Etiketler
hazar, museviligi, neden, secti, turkleri

Seçenekler
Stil


Saat: 18:01

Forum Yasal Uyarı
vBulletin® ile Oluşturuldu
Copyright © 2016 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.

ForumSevgisi.Com Her Hakkı Saklıdır
Tema Tasarım:
Kronik Depresif


Sitemiz bir 'paylaşım' sitesidir. Bu yüzden sitemize kayıt olan herkes kontrol edilmeksizin mesaj/konu/resim paylaşabiliyorlar. Bu sebepten ötürü, sitemizdeki mesaj ya da konulardan doğabilecek yasal sorumluluklar o yazıyı paylaşan kullanıcıya aittir ve iletişim adresine mail atıldığı taktirde mesaj ya da konu en fazla 48 saat içerisinde silinecektir.

ankara escort, izmir escort ankara escort, ankara escort bayan, eryaman escort, bursa escort pendik escort, antalya escort,