ForumSevgisi.Com

  ForumSevgisi.Com > ForumSevgimiz Kütüphane > Kültür - Sanat > Türk Tarihi


Kırgızlar


Kırgızlar

Kültür - Sanat Kategorisinde ve Türk Tarihi Forumunda Bulunan Kırgızlar Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> Kırgızlar 1-Kırgız Adı ve Kırgız Türkçesi Çin kaynaklarında adları Kien-kun K’i-ku Kie-kou şeklinde transkripsiyon edilen Kırgız adı Kök Türkçe yazılı ...

Kullanıcı Etiket Listesi

Yeni Konu aç  Cevapla
LinkBack Seçenekler Stil

Okunmamış 27 Temmuz 2015, 11:48   #1
Durumu:
Çevrimdışı
ForumSevgisi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
none
Üyelik tarihi: 14 Temmuz 2015
Mesajlar: 8.944
Konular: 8563
Beğenilen: 0
Beğendiği: 0
www.forumsevgisi.com
Standart Kırgızlar

Kırgızlar

1-Kırgız Adı ve Kırgız Türkçesi


Çin kaynaklarında adları Kien-kun K’i-ku Kie-kou şeklinde transkripsiyon edilen Kırgız adı Kök Türkçe yazılı metinlerde Kırkız Tibetçe kaynaklarda Gir-kis şeklinde geçmektedir. Kırgız adının menşei konusunda çeşitli görüşler mevcuttur. Bu adın “Kır” ile “Giz” kelimelerinin birleşmesinden meydana gelmiş kır gezer anlamında bir kelime olduğu yanında “kırk” ve “yüz” sayı adlarının birleşmesinden teşekkül ettiği de ileri sürülmüştür. Kırgız adının “kırku”dan yani kırmızı ve “yüz” kelimelerinden ibaret olduğu da söylenir. “Kem” ve “Orkun” adlarının birleşmesinden oluştuğu yolunda da fikirler mevcuttur. Bununla beraber Kırgızların Oguzlarla olan irtibatları da dikkate çekilmektedir. Hatta Kırgız kelimesinin “Kırk-Oguz”dan geldiği Kırgızların Oguz Han’ın yirmidört komutanından türediği ve kırk Çinli kızın Oguz bölgesine gelip onlarla evlenerek doğan çocuklarının Kırk Oguz adıyla anıldığı yolundaki efsaneler mevcuttur.

Kök Türkçe yazıtlarda zikredilen Türk boyları içerisinde tarihleri çok eskiye dayanan ve Çin kaynaklarında bahsi geçenlerden birisi de Kırgız etnik adıdır. Çin yıllıklarında Kırgızları M.önce 2-1. asırlarda Hunlar zamanındaki olaylar anlatılırken görmekteyiz ve bu sıralarda nüfuslarının 100-150 bin civarında olduğu tahmin edilmektedir. Burada Kırgız adı Mo-tun’un hakimiyet altına aldığı kavimler arasında zikredilir. Kırgızlar hakkındaki bir diğer bilgi de M.önce 201 yılından yaklaşık bir asır geçtikten sonradır. M.önce 99’da Kırgız topraklarının idaresine Hunlar tarafından esir edilmiş olan Çinli bir komutan getirilmişti. Bu Çin asıllı komutan M.önce 90 yılında Kırgız suvarilerinin başında Çinlileri bozguna uğrattı. M.önce 50’li yıllarda Hunlar arasındaki bağlar zayıflamağa başladığında ilk ayrılıklar ortaya çıkmış (M.ö. 55) bu sırada kardeşine karşı gelen Çiçi Yabgu ordusunu Kırgızlarla güçlendirerek Minusinsk havzasındaki Tölös boylarını hakimiyeti altına almıştı. Böylece Çiçi ile birlikte ilk defa olarak bugünkü yurtlarına doğru geldiler. Tanrı Dağı ve Issık Köl bölgesindeki Tölösler de Çiçi Yabgu’nun idaresine girmişlerdi. Fakat Çiçi’nin güçlenmesine tahammül edemeyen Çin Çu-Talas nehirleri arasında bir başkent inşa eden Hunları 70.000 kişilik kuvvetli bir orduyla basmış Hun başkenti tamamen tahrip edilmiştir (M.Ö.36). Çiçi’nin 1518 kişiyle 70.000 kişilik Çin ordusuna karşı vermiş olduğu hayrete düşürücü direniştir ki bugünkü Türk milletinin var olma sebeplerinden biridir. Daha sonra M.sonra 65 yıllarında Çin imparatorluğunun Güney Hunlarıyla birleşerek Kuzey Hunlarına karşı savaş başlattıklarını ve bundan istifade eden Kuzey Hunlara bağlı Kırgız gibi kabilelerin isyan ettiklerini görüyoruz. M.sonra 90’lı yılların başında Kırgızlar yine Çin sülalesi Hanlarla bir olup Hunlara üst-üste darbeler vurunca bu kez onlar tıpkı Çiçi Hunları gibi Talas bölgesine gelerekPamir’deki Wu-sunları yerlerinden edip topraklarını zaptettiler. Bugün Issık-Köl havalisinde Tekes Talas ve Çu Irmaklarının yukarı taraflarında Altay Pamir ve Tanrı Dağlarında yaşayan Kırgızlar milattan önceki adlarını günümüze kadar muhafaza edebilen ender Türk boylarındandır.

Çin kaynaklarında Hunların yıkılışından sonra Kırgızlara Hakas da denmiştir. Kırgızlar M.ö. 2 ve 1. yüzyıllarda Baykal Gölü’nün batısı Balkaş Gölü’nün doğusu Bar Göl’ün kuzey tarafları Yenisey’in orta kısımlarında kısaca Tanrı Dağlarının doğusu ile Tannu-Ola arasında bulunmuşlardır. Büyük ihtimalle 13. asırdan sonraki Mogol istilasından sonra da bugünkü yurtlarına gelmişlerdir. Çin kaynaklarında ve Kök Türkçe belgelerde Kırgızların eski Türk çağında Yukarı Yenisey bölgesinde oldukları kayıtlıdır.

Türk dilinin tasnifinde Kazak Nogay Tatar Başkurt Kara-Kalpak Karaçay-Balkar gibi kuzey-batı (Kıpçak) Türk şiveleri grubunda yer alır. Bu gruba Orta Türkçe’de denmektedir. Kırgızcanın üç diyalekti bulunmaktadır: Kuzey güney-doğu ve güney-batı diyalektleri.



2-Kök Türkler ve Uygurlar Devrinde Kırgızlar


Miladi 4. asrın ikinci yarısında Kuzey Çin’de teşekkül etmeye başlayan Tabgaç sülalesiyle yakın ilişkilerde bulunan Kırgızlar daha sonra onların hakimiyetini kabul ettiler. Hatta Tabgaç hanedanlığının kuruluşunda da rol aldıkları söylenmektedir. 4. yüzyılın sonları ile 5. yüzyılın ilk yarılarında ise Orta Asya’da güçlenen bir diğer hanedanlık Juan-juanlar oldu. Dolayısıyla bazı Kırgız kabileleri onların idaresi altına girdi. Onların bir kısmı da diğer Tölös boylarıyla birleşti. Daha sonra Kuzey Çin ve Mogol yaylalarında oldukça karışık bir siyasi durum ortaya çıktı. Tabgaçlar Juan-juanlar ve Tölösler kıyasıya savaşlara başladılar.

560 yılında Mo-kan Kagan idaresindeki Kök Türklerin tabiyetine giren Kırgızlar kaganlığa vergi vermek ve ihanet etmemek şartıyla serbesttiler. Çok keskin ve kaliteli silahlar yapan Kırgızların bir bölümü ziraatla meşgul oluyorlardı. Onlar Kök Türk Kaganlığının silahlarını çeşitli ev eşyalarını ve hayvan yemlerini de temin ediyorlardı. Işbara Kagan tahta çıktığı sırada (581-587) Kırgızların Mo-kan’ın oğlu Apa’nın (Ta-lo-pien) idaresine geçtiklerini ancak Işbara’nın Apa’ya şiddetle hücum ettiğini ve bu yüzden pekçok Kırgız’ın da öldüğünü biliyoruz.

630 tarihinde İl Kagan’ın idaresindeki Kök Türkler Çinliler tarafından mağlup edildikten sonra Çin imparatorluğu bunların durumunu öğrenmek için Kırgız bölgesine bir elçi gönderdi. Kırgızların da Çin’in T’ang sülalesine elçiler yolladığı bir sırada Kü-pi (Köl Beg) Kagan (639-650) Kırgız bölgesini zaptetti. Kök Türklerin fetret devrinde (648’lerde) Çin’e bağlanarak faaliyet gösterme çabasında oldukları hatta bir ara Sır-Tarduşların tabiyetine de girdikleri kendilerine Sır-Tarduşların Yinçü Bilge Kagan’ı tarafından İl-teber tayin edildiği Kırgız İl-teberlerinin Çin’e de gittikleri biliniyor. Arkasından Bars-Beg adlı birinin Kırgızların kaganı ilan edildiğini görüyoruz. Onun Inançu Alp Bilge unvanına da sahip olduğu söylenmektedir. Kırgızlar o döneme göre iyi silahlanmış bir askeri güce sahiptiler. Tam techizatlı atlı birlikleri vardı. Belki de onlarla sonucu Türk milletinin zararına olan bir savaşa girmenin faydasız olduğunu düşündüklerinden Bars Beg Bilge’nin kız kardeşi ile evlendirilerek bir yakınlaşma tesis edildi. Hatta bu sırada anlaşıldığına göre Azlarla bir muharebe de olmuş olabilir. Fakat daha sonra Bars-Beg’in de Kök Türk Kaganlığına karşı ayaklandığı ve öldürüldüğü görülmektedir: Bars beg idi. Kagan adını burada biz verdik. Küçük kız kardeşimi prenses olarak verdik. Kendisi yanıldı ve öldü. Halkı kul-köle oldu diye kitabelerde bir de serzeniş vardır. Görüleceği üzere 699’da Kırgız ülkesi sahipsiz kalmasın diye bir savaş yapılmış ve Kırgızlar da düzene sokulmuştur.

Daha sonra Kapgan Kagan (691-716) Çin imparatorluğuna karşı birlikte mücadele etmeyi teklif etti Kırgızlardan red cevabı alınca harekete geçti. 709 yılında Kırkızlar bir Türk boyu olan Çiklerle işbirliği yaparak Kök Türklere isyan ettilerse de 710 yılında tekrar itaata sokuldular. Bu olaylar kitabelerde şöyle anlatılmaktadır: Çin imparatoru ve On-Ok kaganı düşman oldu. Bunlardan başka olarak Kırgızların güçlü (veya Kırgız Küçlüg Kagan) kaganı da düşman oldu. Bu üçü anlaşıp Altun-Yış üzerinde buluşmayı kararlaştırmışlardır. Kök Türklere karşı ordu sevketmeye karar verdiler. Onlar bu işi yapmazsa Kök Türklerin onları teker teker ortadan kaldıracağından korkuyorlardı. Çünkü kaganı ve ayguçısı bilge olan Kök Türkleri yalnız başlarına alt edemeyeceklerini çok iyi biliyorlardı. Ayrıca Oguzları kandırmaya da çalışmışlardır. Bunun üzerine Bilge Tunyukuk gece-gündüz uyumadan onlara karşı bir plân hazırlamıştır. İlk önce Kırgızlara doğru bir ordu göndermeyi düşünmüş ve bunun için harekete geçmiştir. Kırgızlara ulaşmak için Kögmen dağlarının geçilmesi gerekmektedir. Ancak kar yüzünden bütün yollar kapanmıştır. Az ülkesinden doğru oraya gitmenin mümkün olduğu öğrenilmiş ve Anı Suyu boyunca ilerlenmiştir. Zorlu bir uğraştan sonra Ak-Termel geçilmiş ancak orduya yol gösteren klavuz yolu şaşırdığı için cezalandırılmıştır. Kaganın emri üzerine askerin daha hızlı hareket etmesi için buyruk verilmiştir. Anı nehri boyunca gece-gündüz yol alan Kök Türk ordusu Kırgızları ani bir baskınla uykuda yakalamıştır. Burada yapılan büyük savaşta Kırgızların büyük bir kısmı öldürüldüğü gibi kaganları da ölmüştür. Kök Türk kaganına Kırgızlar neticede itaat etti. Daha sonra Kök Türk ordusu Kögmen yolu ile Ötüken’e geri döndü. Bundan sonra Kırgızlar hemen hemen Kök Türk Kaganlığına hep sadık kaldılar. Hatta Köl Tigin’in yog merasimine onlar da bir temsilci gönderdiler.

Kök Türk Kaganlığının yıkılışından sonra Uygurların başa geçmesine de muhalefet ettiler. Muhtemelen 752 senesinde bir Tokuz-Oguz-Kırgız ittifakı söz konusudur. Şine-Usu yazıtından anlaşılacağına göre Kırgızlara bağlı olan Çikler de bu ittifak arasına alınmış ve Uygurlara bir darbe vurma hazırlığına girişilmiştir. Daha sonra bu birleşmeye Üç-Karluk boyu da katıldı. Bunların hareketini önceden haber alan Uygurlar ilk önce Üç Karlukları daha sonra da Çikleri itaata aldılar; Çikler üzerine bir tutuk ile ışbara ve tarkanlar tayin ettiler. Şine-Usu yazıtında bu husus şöyle anlatılmaktadır: Tokuz-Oguzlar begleriyle gelmişlerdi. Uygurlara itaat etmeyerek düşman oldular. Ürüng Beg'de ve Kara-Bulak'da oturuyorlardı. Tokuz-Oguzlar Kırgızlara doğru adam gönderip: "Siz çıkın Çikleri çıkarın ormanda birleşelim" diyorlar. Bunun üzerine Moyun-Çor yürüyerek bir Tutuk'un başkanlığında Çiklere doğru bin adam göndermiştir. İsi ülkesine de Azlardan birini gönderir. Bir keşif kolu düzenleyerek hem Kırgızları hem de İsileri kontrol etmişOguzlar tarafından Kırgızlara gönderilen casus yakalanarak durum hakkında bilgi alınmış ve Bolçu Nehri kıyısında Üç-Karlukları yenmiş orada otağını kurdurmuştur. Çik halkınıda göndermiş olduğu bin kişi sürüp getirmiştir. Görüleceği üzere Uygur kaganı Moyun-Çor’un usta siyaseti ve gücüne karşı hiçbir muvaffakiyet gösterememişlerdir.

Bir süre sonra onların Uygur Kaganlığından ayrılmak istediklerine şahit oluyoruz. Uygur kagan sülalesinin değişmesi sırasında da önemli bir rol oynamışlardır. Uygur kaganı Bögü Kırgızların üzerine bir sefer düzenlemişti. O Çin’e de bir akın yapmak istiyordu. Onun bu fikrine bakanlarından Tun Baga Tarkan karşı çıktı. Kırgızlardan da yardım gören Tun Baga Tarkan Bögü’yü tahttan indirmiştir. Bu tarihten sonra Uygur Kaganlığında Kırgızların üstünlüğü görülmeye başlar. Ancak 9. yüzyılın başlarında Uygurlarla yaptıkları bir savaşta büyük zaiyat verdiler. Bu sırada Kırgız ordusunun sayısının 400.000 olduğunu ve bizzat Kırgız il-teberinin Uygur kaganı Kutlug’un (795-805) okuyla öldürüldüğünü kaynaklardan öğreniyoruz.

9. asrın otuzlu yıllarında Orkun Uygur Kaganlığının hakim olduğu yerlerde hastalıklar ve tabîi felaketler ortaya çıktı. Bu durum Uygur Kaganlığında siyasi ve iktisadi bir buhran doğurdu. 839 yılında II. Kasar Kagan tahta çıktığı zaman birkaç Uygur bakanı onu tahtan indirme planı yaptılar. Kasar Kagan daha önceden bunların komplolarını öğrendiği için onları öldürttü. Bu sırada kendi ordusunun başında başkentin dışında bulunan Kürebir Urungu Sangun adlı komutan bu olaya sinirlendiğinden Kasar Kagan’ı öldürdü (839). Onun da hareketi Uygurların bir başka güçlü komutanı Külüg Baga Sangun tarafından tasvip edilmedi. O Kırgızların yanına kaçarak onlardan 100.000 suvari desteğinde Uygur başkentine yürüdü ve yeni kagan ile adamları ortadan kaldırıldı. 839 yılının sonunda Uygur kaganının öldürülmesiyle Türk Devletinin başına Kırgızlar geçmiş oldular.

Uygur Kaganlığı yıkıldıktan sonra bir ara Öge Kagan (841-847) Uygurları bir araya getirmeye çalıştı. Onlar Çin’in kuzey bölgelerinde faaliyetlere başladılar. Bu yıllarda Apa Tarkan unvanlı bir komutanın idaresindeki Kırgızlar Kuzey Çin sınırlarına gelen Uygurları geri götürmek için bu bölgeye akınlar yaptılar. Maalesef Kırgızlar da tıpkı Uygurlar gibi Çin adına başka kavimlerle savaştılar. 890’larda Çin’in Shen-si eyaletinde çıkan bir isyanı asker göndererek bastırdılar. Kırgızların T’ang sülalesiyle olan iyi ilişkilerionları 907 yılında yıkılmalarına kadar devam etti. Ötüken’deki Uygur hakimiyetine son veren Kırgızlar Kögmen ve Songa-Yış’ın kuzey bölgelerinde yaşıyorlardı. Yani bugünkü Hakasların yurdunda bulunuyorlardı.
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç  Cevapla

Etiketler
kirgizlar

Seçenekler
Stil


Saat: 21:04

Forum Yasal Uyarı
vBulletin® ile Oluşturuldu
Copyright © 2016 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.

ForumSevgisi.Com Her Hakkı Saklıdır
Tema Tasarım:
Kronik Depresif


Sitemiz bir 'paylaşım' sitesidir. Bu yüzden sitemize kayıt olan herkes kontrol edilmeksizin mesaj/konu/resim paylaşabiliyorlar. Bu sebepten ötürü, sitemizdeki mesaj ya da konulardan doğabilecek yasal sorumluluklar o yazıyı paylaşan kullanıcıya aittir ve iletişim adresine mail atıldığı taktirde mesaj ya da konu en fazla 48 saat içerisinde silinecektir.

ankara escort, izmir escort ankara escort, ankara escort bayan, eryaman escort, bursa escort pendik escort, antalya escort,