ForumSevgisi.Com

  ForumSevgisi.Com > ForumSevgimiz Kütüphane > Kültür - Sanat > Türk Tarihi


Kırgızlar 2


Kırgızlar 2

Kültür - Sanat Kategorisinde ve Türk Tarihi Forumunda Bulunan Kırgızlar 2 Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> Kırgızlar 2 3-Çingizliler Devrinde Kırgızlar Kırgızların Asya’daki hakimiyetleri uzun süre devam etmedi. 924 tarihinde Kıtanların saldırılarına dayanamadılar. 931 yılında Kırgızlar ...

Kullanıcı Etiket Listesi

Yeni Konu aç  Cevapla
LinkBack Seçenekler Stil

Okunmamış 27 Temmuz 2015, 11:48   #1
Durumu:
Çevrimdışı
ForumSevgisi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
none
Üyelik tarihi: 14 Temmuz 2015
Mesajlar: 8.944
Konular: 8563
Beğenilen: 0
Beğendiği: 0
www.forumsevgisi.com
Standart Kırgızlar 2

Kırgızlar 2



3-Çingizliler Devrinde Kırgızlar


Kırgızların Asya’daki hakimiyetleri uzun süre devam etmedi. 924 tarihinde Kıtanların saldırılarına dayanamadılar. 931 yılında Kırgızlar bir elçi yollayarak Kıtanlara bağlanacaklarını bildirdiler. Kıtanlar bir memur göndererek onlardan vergi almaya başladılar. Çin kaynaklarında Cürcet olarak da geçen ve Tunguz boyu olduğu söylenen Altan Hanlar 1124 senesine doğru Kıtanlara büyük bir darbe vurdular. Kıtan şehzadelerinden Yeh-lü Ta-shih Yenisey Kırgızlarının arasına kaçtı çok geçmeden şimdiki İmil ırmağı vadisinde bir kurultay toplayıp Kıtan Hanlığını yeniden kurduğunu ilan etti. Tekrar Kırgızlara karşı hücumlara başladılar ve yavaş yavaş onlar Ötüken’den ayrıldılar.

Çingiz Han 1199’da Naymanların hanı Buyruk’u yenerek Kırgız bölgesinin de hakimi oldu. Çingiz’in büyük oğlu Cuci tarafından Altay-Sayan ve Hakas bölgesi de Çingiz Devletine dahil edilmişti. 1207 sıralarında Çingiz Han Altan ve Töremiş adlı iki elçiyi Kırgız bölgesine yollayarak kendisine tâbi olmasını söyledi. Kırgız hanı Urus Inal Çingiz Han’a bağlanacağını söyledi ise de Kırgızlar başlangıçta Çingiz kuvvetlerine şiddetle karşı çıktılar. Fakat onun üstünlüğünü kabul ederek önünden kaçmak zorunda kaldılar. Bu zamanda Tanrı Dağı vadisine gelen Kırgızlar gittikçe çoğaldı. Özellikle bu çağda Çingizlilerin ağır darbesi sonunda aslında Mogolistan yaylalarında yaşayan Nayman KireyTatar Merkit Kongrat Katagan Mangıt Sulduz Barlas Duglat gibi kabilelerin urugları Tanrı Dağları Yedi-su Maveraünnehir hatta Yayık ve İdil Nehirleriyle Hazar ile Karadeniz’in kuzeyi gibi yerleri içine alan Kıpçak bölgelerine göç ettiler. Bunların bazıları Türk olduğu gibi bazıları da Mogol idi. Bu yeni gelenler ayak bastıkları topraklardaki halkların etnik oluşumlarında büyük bir tesir yaptılar. Bu suretle Çingiz Hanlığının Cuci ve Çagatay ulusu içerisinde yeni bir Türkleşme devri başlattılar. Kırgızların bugünkü yurtlarına ne zaman geldikleri hususunda Rus ve batılı araştırmacılar arasında münakaşalar vardır. Bunlardan bazıları Kırgızların Tanrı Dağlarına 16-17. yüzyıllarda gelmiş olduklarını iddia etmişlerdir. Yine Arap coğrafyacılarının eserlerinde Kırgızların bir kısmının Yenisey’de oldukları söylenirken bir kısmının da 10. yüzyılda Tanrı Dağlarında oldukları zikredilir. Buna karşılık Reşideddin Sibir’den bahsederken buranın Kırgız bölgesinin kuzey-doğusunda olduğunu söylemektedir. Reşideddin’in bu izahına da dayanarak Kırgızların Tanrı Dağları mıntıkasını yurt tutmalarının kesin tarihi olarak Mogol istilası sonrasını gösterebiliriz.

Daha sonra çeşitli zamanlarda Çingiz’e elçiler gönderdiler. 1218 tarihinde Çingiz’in adamlarının Kırgızların komşuları olan Tumat kızlarına sarkıntılık etmeleri üzerine bir isyan çıkmış ve bu ayaklanmaya Kırgızlar da katılmıştı. Kırgızların (Hakaslar) bu reaksiyonları esasen Mogolların zulmüne karşıydı. Bu büyük isyanı bastırmak için büyük bir ordu hazırlandı ve Kırgızlar tekrar itaat altına alındılar.
Çingiz Han bilindiği üzere ölmeden evvel dört oğlu arasında sahip olduğu toprakları paylaştırmıştı. Büyük oğlu Cuci’ye kuzey-batı yani Kıpçak topraklarını Çagatay’a Türkistan’ı Ögedey’e Doğu ülkelerini küçük oğlu Tuluy’a da merkezi yani baba ocağını vermişti. Buna göre Yenisey bölgesi Kırgızları Tuluy’a Tanrı Dağ bölgesi Kırgızları Çagatay hakimiyeti altına girmiş oldu. 1232 tarihinde Tuluy öldükten sonra onun hanımı Sur-Köktay Bike devletin başına geçti. Bu sırada Kırgızlar (Hakas) Mogol ordularına karşı geniş bir isyan başlattı. Sur-Köktay 3000 kişilik bir askeri kuvveti onların üzerine yollayarak cezalandırmak istedi fakat savaş Kırgızların zaferiyle sona erse deneticede boyun eğmek zorunda kaldılar. Bu savaşlar sonunda bir kısım Kırgız kabileleri Tanrı Dağları Talas Narın ve hatta Semerkant taraflarına geldiler.

1242 tarihlerinde Çagatay Han ile Ögedey vefat ettikten sonra Mogol begleri arasında kıyasıya mücadeleler başladı. İlk önce Çagatay ve Ögedey’in çocukları birleşerek Tuluy ve Cuci nesline karşı çıktı. Sonra da Çagatay nesli ile Ögedey’inkiler arasında mücadeleler oldu. Hepsi yeni ganimetler ve topraklar peşine düştü. Bu yüzden hem Yenisey Kırgız bölgesi hem de Tanrı Dağı Kırgız toprakları bu amca çocuklarının savaş meydanı oldu. Çagatay’ın öldüğü yıl Kara-Hülagu Tanrı Dağı bölgesi Kırgızlarına şiddetle saldırdı. Bu durum Kırgızların Mogol beglerine karşı olan kızgınlığını daha da artırdı. Onlar Kara-Hülagu ile savaşmaya başladılar. Kırgızların bu mücadeleleri Çagatay hanlarından Yesu-mengü (1252-1261) ve Algu (1261-1266) zamanlarında ve 13. yüzyılın ikinci yarısından sonra da sürdü.

Çingizli hakimiyetinden sonra Orta Asya ve Türkistan’da sosyal düzen bozuldu. 13-17. asırlar arasında Hakasların dolayısıyla Kırgızların tarihi çok az bilinir. Kara-Kurum’da Güyük Han’ın ölümünden sonra hanedan üyeleri arasında bir kavga başlamış ve bundan Tuluy’un büyük oğlu Mengü galip çıkmıştı (1252). Mengü ilk iş olarak iki kardeşinden büyüğü olan Kubilay’ı Çin’e Hülagu’yu da Önasya’ya göndermişti. Mengü Kagan da ölmeden önce yerine halef olarak küçük kardeşi Arık-Buka’yı seçmişti (1259). Arık-BukaKırgızları Karakurum’un yiyecek ihtiyacını temin etmeye mecbur tutmuştu. Hatta annesinin de arasında bulunduğu bir orduyu Yenisey Kırgız bölgesine gönderdi ve onları baskı altına aldı. Bu sırada Çin’deki orduların başında bulunan Kubilay bir kurultay düzenleyerek kendisini kagan ilan etti. Payitahtını Pekin’e taşıyarak Çin tarihinde parlak bir sayfa yaratmıştı. Hem Arık-Buka’nın hem de Kubilay’ın kendisini han ilan etmesi kaganlıkta karışıklıklara sebebiyet verdi. Neticede Arık-Buka Mogolistan’ı bırakmak zorunda kaldı ve Kırgızların yani Hakasların ülkesine Yukarı-Yenisey’e çekildi.

Kubilay Han tahta oturduğu sırada Kırgız bölgesini idare etmeye önem verdi. 1270’de Kırgız topraklarına dolayısıyla Hakas arazisine Lü Kao-li adında bir vali tayin edilmişti. Onun merkezi Elegeş’in sol kıyısında bulunuyordu. Bu valinin görevi buraları düzene sokmak idi ancak 1273 yılında bir ayaklanma çıktı. Bu isyanı çıkaranlar Hakas soyundan beglerdi. Daha sonra ayaklanmanın lideri Kubilay’ın davetiyle başkente geldi (Pekin yakınlarındaki Daydu). Bu gelen beg kendi topraklarını Kubilay’a bağlı olarak yönetmek istemiş fakat han ona güvenmediği için bu bölgeye kendi memurlarından birini tayin etmiştir. Kubilay’ın bu tutumundan memnun olmayan begler 1273’te yeniden baş kaldırdılar. Merkezden gelecek yardım beklendiği bir sırada 1280’de genel vali Kao-li isyan eden begin ordusunu mağlup ettikten sonra bazı begleri de satın almayı başardı. Bu gayretinden dolayı Kao-li Kubilay tarafından ödüllendirildi.

1273’ten 1293 yılına kadar Yenisey bölgesinin yönetimi eskiden olduğu gibi Kırgız beglerinin idaresi altında idi. 1270’lerin ortaları Batı Mogolistan Cungarya ve Doğu Türkistan’a hakim olmak için Kubilay ile Kaydu (Ögedey’in torunu) arasında mücadelelerle geçti. Kubilay oğlu Nomu-Kan’ı Kaydu ile savaşmaya vazifelendirmişti fakat onun yanındaki bazı begler saf değiştirerek Nomu-Kan’ı esir edip Kaydu’nun müttefiki Kıpçak Mengü-Temür’e teslim ettiler. Kaydu 1277’de Almalık’tan Kara-Kurum’a kadar ilerledi. Durum Kubilay için ciddi bir hal alınca Çin’de bulunan en iyi kumandanlarından Bayan’ı çağırdı. Bayan Kaydu’nun bir ordusunu Orkun üzerinde yendi ve bunları İrtiş’e kadar attı. Bir ara Kaydu’nun noyanlarından Tug-Temür Kırgız bölgesine Tannu-Ola’ya kadar ilerlemişti. Kırgız begleri ona karşı gelmekten ise anlaşmayı tercih ettiler. Fakat Tug-Temür’ün kuvvetleri Kubilay’ın güçleri tarafından gafil avlanınca düşmanları da bu başarısızlıklarından dolayı birbirleriyle mücadeleye başladılar.

1292-1293 senelerinde Kubilay’ın hakimiyetinde bulunan Altay ve Yenisey bölgesindeki Kırgızları tamamen itaate almak için bir komutan idaresinde Kubilay’ın buraya bir ordu sevkettiğini görmekteyiz. Kırgız halkı Hakas-Minusinsk ovasına çekildi. Kırgız toprakları tekrar işgal edildi. Bu işgalin ardından Hakas begleri birer birer ortadan kaldırıldılar. Halkın yeniden ayaklanmasını önlemek için üzerlerine korkunç bir baskı yapıldı. Esaret altına düşen Kırgızlar alışagelmiş hayatlarının tam aksine çiftçi olmaya da zorlandılar. Aynı zaman da Kırgızlar Kubilay’ın ordusuna da girerek en cesur savaşçılar olduklarını gösterdiler.

Mogolistan 14. asır boyunca Çingiz’in torunları arasında mücadeleye sahne oldu. Bu yüzden koskoca Türk-Mogol Devleti de günden-güne çöküyordu. Çagatay neslinde Esen-Buka ile Kebek Han’ın kendi aralarındaki kavga Çagatay ulusunu parçaladı. Esen-Buka Almalık’ta kendini han ilan etti. Bir ara onların kardeşi olan Tarma-şırın (1326-1332) hanlığı birleştirdiyse de kavgalar sona ermedi. 1348’lerde Esen-Buka’nın oğlu Tugluk Temür tarafından kurulduğu söylenen Mogolistan Hanlığı Tanrı Dağı Kırgızlarını hakimiyet altına aldı. 1368’de ise Yüan hanedanlığının yıkılmasıyla Türkler ve Mogollar Çin’den kovuldular. Fakat 1370 yılında Barlas urugundan Temür isyan ederek kendi hanlığını tesis edince Tanrı Dağı bölgesi Temür Han ile Mogol hanlarının savaş meydanına döndü. Bu yüzden Kırgızların bir kısmı Tekes Nehri civarlarına bir kısmı da Aksu taraflarına göç etti. 1380 senesinde ise Çin orduları Mogolistan’a girerek Kara-Kurum şehrini harabeye çevirdiler. Batıda ise Rus orduları Nogay Mamay’ı yenmişler ve bu yüzden tam bir istikrarsızlık ortaya çıktığından küçük küçük beglikler doğmuştu.

14. yüzyılın sonu ile 15. yüzyıl tarihi Altay-Sayan toplulukları için oldukça karanlıktır. Yazılı kaynaklara sahip olmadığımız gibi arkeolojik malzeme de çok azdır. Kırgızlar hakkındaki en eski bilgileri Abdurreşid ibn Salih ibn Nurelbakuvî’den öğreniyoruz. Onun bilgileri 15. yüzyıla ait olup Kazvinî’ye dayanmaktadır. Bakuvî Kırgız ülkesinden bahsederken “onların dua ederken yavaş konuştuklarını güneye dönerek niyazda bulunduklarını” söyler. Daha önceki kaynaklardan farklı olarak burada Kırgızların (Hakaslar) kömür kullandıklarına dair ibareler mevcuttur.

13 ve 14. yüzyıllarda Kırgız (Hakas) Türklerinin küçük bir kısmı da ağaçtan ve üstü çamlarla kaplı evlerde oturuyorlardı. En önemli hayvancılık türü ise at yetiştiriciliğiydi. Eski Kırgız sanatı da çok gelişmiş idi. Onlar evcil ve yabani hayvanların derisinden yününden ve kemiklerinden türlü alet-edevat ve eşyalar yapıyorlardı. Özellikle altın gümüş ve demirden yapılan ev eşyalarıyla çelikten yaptıkları silahları çok ünlüydü. Kırgızların o Çin’de Yüan sülalesi kurulduktan sonra Kırgız bölgesine çok sayıda Çinli sanatçı geldi. Onlar buralarda dokumacılık ve tarım aletleri yaptılar. Ayrıca kürk hayvanlarının avlanması suretiyle bu kürkleri satıyorlar ve vergi olarak kullanıyorlardı. Hakasların sana (kayak) dedikleri kayakları onların kar üstünde avlanmalarını oldukça kolaylaştırıyordu. Yenisey’in şehir ve köylerinde Hakaslardan başka Mogol ve Uygurlar da bulunuyordu. Arap tarihçisi El-Ömerî’ye göre; onlar çok güzel insanlardı. Tibet kaynaklarında da Kırgızların mavi gözlü sarı saçlı oldukları kaydedilmektedir. Mecburi iskanlar kanlı savaşlar ise Hakas kültürüne ölüm tesiri yaptı. Asırlardır Hakas bölgesinin ihtiyacını karşılayan sulama kanalları tahrip olmuş çiftçilik gerilemiştir.

15. yüzyıl ortalarında Temürlüler karışıklar içine düştü. Temür’ün varisleri arasında taht kavgaları hızlandı. Ayrıca Özbek hanları Maveraünnehir bölgesine akınlar yapıyorlardı. Bu yüzden Tanrı Dağları Talas ve Çu Nehri vadileriyle Fergana bölgesindeki Kırgız kabileleri güçlenerek kendi başlarına hareket etmeye başladılar. 1514’te Türkistan’da Yarkent Hanlığı kurulmuştu ve aşağı-yukarı Kırgızlar 170 yıl kadar da bu hanlığın hakimiyetinde kaldılar. Yarkent Hanlığı adına pekçok savaşa katılarak hanlığın güvenliğini sağladılar. Ama hanlığın idarecileri Kırgızlara karşı birtakım olumsuz hareketlerde bulununca onlar da isyan ettiler.

16. asırda ise tıpkı Mogollar gibi Rusların Kara Kalmuklar dedikleri Oyratlar Cungar Hanlığını meydana getirmişler yasaklarla (haraç) halkı bezdirmişlerdi. Onların genişleme hareketleri ilk önce Altay Dağlarının batısı Tarbagatay Dağları Yedi-su bölgesi ve Tanrı Dağlarının batı bölgelerine doğru olmuştu. Özellikle 1679 yılında Cungarların reisi Galdan Yedi-su ve Tanrı Dağı etrafındaki Kırgızları tehdite başladı. Pamir Kırgızları aşağı-yukarı tamamen Galdan’ın egemenliği altına girdi. Aynı zamanda Rusların 16. yüzyılın sonlarına doğru Sibir Hanlığını ele geçirmeleri ve Küçüm Han’ın ölümünden sonra ülke Rus kolonisi haline gelmeye başlamıştı. Rus askerlerinin işgal ettiği yerlere bir süre sonra avcı tüccar ve köylülerden oluşan Ruslar gelip yerleşiyorlardı. Sibirya Türkleri ve diğer kabileler her zaman olduğu gibi bu ilk gelenlere misafir-perver davranmışlardır. Ülkelerini işgal edenlerle yiyeceklerini paylaştıkları halde onlardan çar adına zorla vergi alındı.

17. asırda Hakas (Kırgız) hanlıkları kuruldu. Bunlar arasında Ezer (Yezer) Altısar Altır ve Tubin (Tuba) hanlıklarını sayabiliriz. Ezer Hanlığının temeli Izır Pürüt Kaska Sokı ve diğer Hakas uruglarından meydana geliyordu. Bugün Krasnoyarsk eyaletinde bulunan Izır-Sub adını bu hanlıktan almaktadır. Ruslar bu nehir kıyısında Kaçınların yaşamasından dolayı Kaça da demektedirler. Bu hanlığın diğer bir adı da İsar’dır ki Hakas Türkçesinde iç demektir. Zira bu hanlık diğerlerinin ortasında bulunmaktaydı. Hanlığın sınırları Yenisey’in sol sahilinden Abakan nehrinin ağzına kadar uzanıyordu.

Altısar Hanlığı (Hakas Türkçesi Alt=kuzey) Kırgız topraklarının kuzeyinde bulunuyordu. Bu hanlığın merkezi Çulım nehrini oluşturan Ak ve Kara-İyüs sularının altındaydı. Hanlığın halkını Kızıllı ve bazı Kaçın aileleri meydana getiriyordu. Kızıllar yaklaşık onaltı-onyedi aileye ayrılıyordu. Bunların arasında Argın Basagar Şuş ve Abalakları sayabiliriz. Altısar nüfus olarak daha azdır.

Üçüncü Hakas hanlığı ise Altır veya Alatır adını taşır. Bunun manası da Ala-Tag demektir. Rus kaynaklarına göre bu hanlığın merkezi Nina nehrinin kıyısındadır. Bu bölgede 18. yüzyılda ortaya çıkan Cungar emirlerinin (Zayşan) sarayları da bulunuyordu. 17. yüzyılda Ruslar Altırlara Üst-Kırgız Altısarlara da Alt-Kırgız demekteydiler. Zira Altırlar Abakan Tom Askiz Uybat ve Ak-İyüs nehirlerinin üstünde Altısarlar ise Çulım’ın kollarından olan Ak-İyüs ve Kara-İyüs’ün altlarında yaşıyorlardı. Bu hanlığın ahalisini de Sagaylar Beltirler ve Şorlar gibi Türk urugları oluşturuyordu.

Tubin ve Tuba Hanlığı ise Yenisey’in sağ kenarında Sıda Tuba ve Oya ırmaklarının bölgesindeydi. Ayrıca Yenisey’in solunda bulunan Yerba ve Saragas stepleri de Tuba toprağı sayılıyordu. Tuba Hanlığının merkezi ise Up-Sug nehri kıyısıdır. Tuba topraklarında 1660’larda 17 ulus bulunuyordu.

Hakasların esas yaylak ve kışlakları Ak ve Kara-İyüs ırmaklarıyla Boç Gölü civarlarıydı. Ak-İyüs’te oturan Kırgızlara Büyük Kırgızlar dendiğini de biliyoruz. 17. yüzyıldaki Rus seyyahlarının notlarında ve raporlarında bunları görmek mümkündür.

Hakas-Minusinsk çukuru çok geniş olmasına rağmen nüfus olarak çok azdır. 17. asra ait kayıtlarda bu bölgenin nüfusunun 2000 dolayında olduğu yazılıdır. Bu vergi ödeyenlerin sayısıdır. Yani aile reisleridir. Bunu beş ile çarpacak olursak ortalama 10.000 sayısı ortaya çıkar.

Sibirya’nın bu bölümünün 16. yüzyıldan başlayarak Rusların eline geçtiği görülür. Ruslara karşı kanlı ve sürekli savaşlara tutuşarak istila dalgalarına karşı göğüslerini germişlerdir. Ruslar buraları işgal etmekle kalmadılar aynı zamanda birçok yere rusça adlar verdiler. Hakasların en verimli topraklarına Rus kolonistler iskan edildiler. Rusya’da patates ile kenevir yağından başka birşey görmeyen Ruslar Hakas ülkesinde bol miktarda ekmek et tereyağ ve diğer hayvan ürünleriyle karşılaştılar. Rus hakimiyetinden sonra buralarda yeni bir dönem başlar. 1822’de Ruslar Kızıl Kaçın ve Sagay’da yerel hükümetler kurdular ve halkı zorla kendilerine bağlayıp hrıstiyanlık propagandası yaptılar. Yeni işgal edilen toprakların idaresi de Rus aristokratlarına teslim edildi. Bütün Türk yurtlarında olduğu gibi Hakasya’da da yeraltı ve yerüstü kaynakları talan edilerek Moskova’ya götürüldü.

Bugün Hakas ülkesinde Kök Türk ve Kırgız çağından kalma bol miktarda runik kitabeye rastlanılmaktadır. Hakas Türkçesi Türk lehçe gruplarından Uygur kısmına girer. Bu grupta Şor Çulım Sarı-Uygur ve Altayların kuzey bölgeleri de yer alır. Hakas Türkçesinin kelime hazinesi ortak Türkçe kök ve kelimelerden meydana gelmiştir. Eski Türklerin dil hususiyetlerini saklamış olan Hakasların dilinde bilhassa hayvancılık terminolojisi zengindir. Hakas halk edebiyatının özünü kahramanlık destanları efsaneler bulmacalarşarkılar vs. teşkil etmektedir. Kahramanlık destanlarından Albıncı çok ünlüdür. Halk türkülerine Naycı bunları okuyanlara da Nımakçı denir.

Diğer Türk topluluklarıyla beraber Hakaslar da önce Latin alfabesini kullanmışlar daha sonra da Türk ülkeleri arasında birliği yok etmek gayesiyle Ruslar Hakas Türklerine de Kril alfabesi hazırlayarak uygulatmışlardır.

Rus işgaline uğrayan Türk toplulukları üzerinde Ruslar hızlı bir hrıstiyanlık propagandası uygulamalarına rağmen onların Müslümanlık ve eski Türk dinine olan inançlarını değiştirememişlerdir. Din Türkler için milli benliklerini korumaları için en büyük vasıta olmuştur.

Hakas Türkleri arasında Sagay Kızıl Beltir Koybal Kamasin Çulım ve Çat gibi Türk grupları vardır. Sagay Türkleri Minusinsk havzasının güney-batı köşesinde Askiz ırmağından Abakan’ın üst mecrasına kadar uzayan sahada oturmaktadırlar. Bu duruma göre Koybalların güney komşusudurlar. Bugün sayıları 30.000 civarındadır.

Ağızca Sagaylarla birlik teşkil eden Beltirler aşağı-yukarı Sagaylarla karışık ikamet etmektedirler. Bazı etnologlar bunları Sagayların bir kolu sayarlar ve sayıları 15.000 kadardır.

Kaçlar Abakan vadisinde oturmaktadırlar. Çat ve Çulım boylarında yerleşik olan gruplarla bir bütünlük teşkil ederler. Eskiden Kas ırmağı etrafında oturdukları söylenmektedir. Soyları arasında Tuba Türkleri de bulunmaktadır. Kaç ağzı Sagaylarınkine yakın olup sayıları 23.000 civarındadır.

Koyballar kendilerine Tuba da derler. Yerleşmiş oldukları mıntıka Ute ırmağı boyu ile Abakan’ın sağ kıyısıdır. Koyballar onüç aileye ayrılmaktalar. Bunların arasına Samoyedlerden de katışma olduğu iddia edilmektedir. Sayıları 2500 kadardır.

Kızıllar İyüs bozkırındaki Ak ve Kara-İyüs boylarında otururlar. Kaçların komşularıdırlar. Sayıları 23.000 civarında olup ağızları Kaçlara yakındır.

Şor Türkleri de Abakan yani Hakas Türkleri arasında sayılmaktadırlar. Bu ad kendilerine mahsus olmayıp diğer boylar tarafından verilmiştir. Ala-Tag’ın kuzey eteklerinde ve Tom ırmağının batı kıyılarında yaşarlar. Nüfusları 25.000 kadardır. Haklarında çeşitli araştırmalar yapılmış bir Türk boyudur.

Krasnoyarsk oblastının Kızılyar bölgesinin Man ve Kan ırmaklarının üst tarafında Kamasinler yaşamaktadır. Nüfusları çok azdır.
Çulım ve Çat Türkleri ise Obi ırmağının sağ kıyısındaki kollardan olan Çulım ve Çat boylarında oturduklarından dolayı bu adı almışlardır. Bu havali İyüs bozkırlarının kuzey-batı taraflarıdır. Ağızları Uygur-Oguz şive grubuna girer.

Hakas Muhtar Cumhuriyeti 20 Ekim 1930 tarihinde kuruldu. 1989 nüfus istatistiklerine göre 81.500 insan mevcuttur. 61.900 km² yüzölçüme sahip Hakasya’nın baş şehri Abakan’dır. Şehir 1707’de Ruslar tarafından kurulmuş olup ülkenin 3/2’sini dağlar kaplamaktadır. Bunun yanısıra irili-ufaklı birçok göl ve nehire de sahiptir.
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç  Cevapla

Etiketler
kirgizlar

Seçenekler
Stil


Saat: 15:55

Forum Yasal Uyarı
vBulletin® ile Oluşturuldu
Copyright © 2016 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.

ForumSevgisi.Com Her Hakkı Saklıdır
Tema Tasarım:
Kronik Depresif


Sitemiz bir 'paylaşım' sitesidir. Bu yüzden sitemize kayıt olan herkes kontrol edilmeksizin mesaj/konu/resim paylaşabiliyorlar. Bu sebepten ötürü, sitemizdeki mesaj ya da konulardan doğabilecek yasal sorumluluklar o yazıyı paylaşan kullanıcıya aittir ve iletişim adresine mail atıldığı taktirde mesaj ya da konu en fazla 48 saat içerisinde silinecektir.

ankara escort, izmir escort ankara escort, ankara escort bayan, eryaman escort, bursa escort pendik escort, antalya escort,