ForumSevgisi.Com

  ForumSevgisi.Com > ForumSevgimiz Kütüphane > Kültür - Sanat > Türk Tarihi


Kırgızlar 5


Kırgızlar 5

Kültür - Sanat Kategorisinde ve Türk Tarihi Forumunda Bulunan Kırgızlar 5 Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> Kırgızlar 5 İçtimai ve İktisadi Hayat Yenisey Kırgız Hanlığı Orkun Uygur Kaganlığı yıkıldıktan sonra devlet teşkilatında birtakım yeniliklere gitti. Hayvancılığın ...

Kullanıcı Etiket Listesi

Yeni Konu aç  Cevapla
LinkBack Seçenekler Stil

Okunmamış 27 Temmuz 2015, 11:50   #1
Durumu:
Çevrimdışı
ForumSevgisi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
none
Üyelik tarihi: 14 Temmuz 2015
Mesajlar: 8.944
Konular: 8563
Beğenilen: 0
Beğendiği: 0
www.forumsevgisi.com
Standart Kırgızlar 5

Kırgızlar 5



İçtimai ve İktisadi Hayat


Yenisey Kırgız Hanlığı Orkun Uygur Kaganlığı yıkıldıktan sonra devlet teşkilatında birtakım yeniliklere gitti. Hayvancılığın yanında tarıma da önem verildi. Çünkü tarım köylünün daimi geçim kaynağı durumundaydı. Bilindiği üzere Orkun Uygur Kaganlığı dağılmadan evvel büyük tabi felaketler ve hayvan kırgınları olmuştu. Bu yüzden Kırgız kaganlarının ziraata daha çok önem verdiklerini görüyoruz. Hatta Kırgızlara bağlı kabilelerden de ekin istihsaline başlandı. Bu işte usta olan Uygurlar hakanlığın merkezine getirilerek çiftçilik yaptılar. Böylece Kırgız Kaganlığı kurulduktan sonra Yenisey ırmağı vadileri bir ekin üssü oldu. Kırgızlar medeni gelişmelerden de uzak değildiler. Birçok kere Çin’e ticari elçilik heyeti gönderdiler. Kırgızların zenginliği yabancı tüccarların da ilgiisini çekiyordu. Bu yüzden ipek yolu güzergahından Kırgız Kırgız bölgesine de bir kol açılmıştı. 13 ve 14. asrın başlarında Mogol beglerinin kendi aralarındaki savaşlar Kırgızlara pahalıya mâl oldu. Bu yüzden verimli tarlaları çöl haline geldi. Eski Kırgızların atları çok iri ve güçlü oluyordu. Ülkelerinde katır dağ keçisi geyik ceylan yak gibi yabani hayvanlar da bulunuyordu.

1881-1882 yıllarında Türkistan’a bir gezi yapan Fransız asıllı Gabriel Bonvalot bugün Rusya Federasyonu dahilinde ve Kazakistan’da bulunan Kazak ve Kırgızlardan bahsederken onları; kısa boylu geniş yüzlü küçük ve çatık gözlü yay gibi eğri bacaklı diye tarif etmektedir. O Kırgızları gördüğünde Hunları hatırladığını söylemektedir. Kırgızlar ta 19. asırda Türkistan’ın çeşitli bölgelerine dağılmakla beraber Türkistan’daki isyanlardan kaçan Kırgızlara önemli ölçüde Çin işgalindeki Doğu Türkistan’da da rastlamak mümkündür. Adı geçen seyyah Kırgızlardan yine şöyle bahsediyor: Hepsi de İran ırkından gelen yerleşik kavimlere nazaran daha mertti. Bugün Kırgızistan’da eski boy ve geleneklerin büyük önemi vardır. Kırgızların konar-göçerliği Kazaklardan çok az farklılık gösterir. Bunlarda aullara bölünme fazla yoktur. Mesela kışları nehir boylarındaki Kırgızların yurtları kilometreleri bulabilir. Ancak Rus işgaline uğradıktan sonra Ruslar tarafından baskıya maruz kalmışlar onlar da Kazaklar gibi küçük küçük aullara bölünmeye zorlanmıştır. Sağ ve sol diye iki gruba ayrılan Kırgızların en önemli boyları içinde Tagay Edegene Bagış Çerig İçgilig gibi toplulukları sayabiliriz.

Kırgızlar arasında yakın zamanlara kadar özellikle kırsal kesimde çok evlilik var idi. Kazak ve Kırgız kızları yerleşik hayata geçmişlere ve Türkmenlere nazaran daha erken evlenmektedirler. Başlık veya kalıng adeti halâ devam etmektedir. Bütün değişikliklere rağmen modern düğünler geleneksel usule uymaktadır. Kız evinde bir tören ve ziyafet verilir ardından damadın evinde de ziyafete gidilir. Kabile halkı arasında evlenmezler kadın mutlaka başka aileden olmak zorundadır. Yani egzomi geçerlidir.

Kırgız şecerelerine göre büyük kabile küçük kabileye küçük kabileler büyük uruglara büyük uruglar küçük uruglara küçük uruglar yakın akraba boylara bunlar aile boylarına aile boyları ailelere ayrılıyordu. Yenisey Kırgız Hanlığı zamanında devlet meselelerinin tartışılıp karara bağlandığı “kengeş” meclisleri vardı. Bu meclise kagan başkanlık ederdi. Burada ayrıca kabileler arası anlaşmazlıklar savaşlar büyük iç problemler halledilmeye çalışılırdı. Kırgız Türklerinde ak-sakalların büyük önemi vardır. Ailelerin ortak meselelerini halletmek için ak-sakallardan oluşan aile şuraları toplanmaktadır. Bu toplantılara hanımların da katıldığı söylenmektedir. Boyların başında “Manap” denilen begler bulunmaktadır. Kırgızistan bağımsızlığına yeniden kavuştuğu zaman kuruluşları idare eden bütün Sovyet sistemi çöktü ve oymak toplulukları yeniden bireylerin ve ailelerin kendi başına yaşayabilmek için ön plana çıktı. Çok kısa sürede seçimlerde (1992) delege adaylarının belirlenmesi seçimi oymaklar tarafından yapıldığı zaman politikaya girerek güçlerini birleştirdiler. Bu durumda oymaklar tarihi görevlerini yitirerek politika alanına geçtiler.

Kırgızlar arasında eski Türk dininin izleri halâ devam etmektedir. Bütün Türk dünyasında olduğu gibi Kırgızlarda da kutsal sayılan yerler ve bölgeler bulunmaktadır. Birçok aile son zamanlara kadar baksılar ile tedavi yöntemini tercih ediyordu. Sade bir müslümanlık vardır. Din hakkında bilgileri çok az olmasına rağmen İslamiyete sıkı sıkıya bağlıdırlar. Kırgızlar arasında Rusların ateistliği yayma gayretlerine karşı Müslümanlığın daha da güçlendiğini söyleyebiliriz. Aslında Türk İslamiyeti Kırgızlar KazaklarÖzbekler Türkmenler ve bütün Türk topluluklarında uygulamada bazı farklılıklar gösterir. Türkler Arap ve Farslılar gibi dini öğrenmezler daha samimi ve içtendirler. İslamiyet öncesi (Kök Tengri Dini) günlük hayat şekilleri İslamiyetle birlikte yaşar.

Kırgızlar Kazaklara nazaran daha çok ziraatla meşgul olmuşlardır. Ülke dağlık olduğu için sun’i olarak sulama lazımdır. Arpadan yapmış oldukları bozaları çok meşhurdur. Kırgızistan iktisadi bakımdan dört bölgeye ayrılır: 1-Fergana ülke nüfusunun % 42’sinin barındığı vadi. 2-Çu ve Kebin vadileri ile Ala-Tag etekleri. 3-Talas vadisi. 4-Issık-Köl havzası. Arazinin engebeli olması sebebiyle hayvancılık en önemli geçim kaynağıdır. Özellikle koyun at ve yak yetiştiriciliği yapılmaktadır. Bu yüzden hayvan ürünleriyle bu ürünlerden meydana gelen ekonomi gelişmiştir. Kırgızistan eski Sovyetlerin başlıca yün üreticilerinden idi. Tarım yapılabilen arazinin 1 milyon hektarı sulanabilir durumdadır. Sulama kanalları boyunca 300’den fazla hidro-elektrik santralı bulunmaktadır. 600 bin hektarlık alanda ceviz ağacı yetiştirilmekte ve kereste olarak kullanılmaktadır. Çalışan nüfusun % 34’ü tarım ve ormancılık alanlarında faaliyet göstermektedir. Başta gelen tarım ürünleri hububat şeker pancarı patates kenevir tütün sebze ve meyvelerdir. İpekçilik bir hayli gelişmiştir. Kırgız Devlet İstatistik Komitesinin yayınladığı rakamlara göre 1990’larda ülkede doğum oranı % 10 azalırken bir yaşına gelmeden ölen çocukların oranında % 6 artış olmuştur. Bugünkü Kırgızistan’da önemli ölçüde azınlık olduğu için ileride bunlar ile Kırgızlar arasında ciddi tehlikelerin ortaya çıkacağı aşikardır. Şimdiden Kırgız Türkleri bunlara karşı önlemler almak zorundalar.

Kırgızistan’ın sahip olduğu zengin kaynaklar Avrupa ülkelerinin gözünden kaçmadı. Kırgızistan’ın bağımsızlığını kazanmasından itibaren birçok Avrupalı şirketin bu ülkeye yatırım için gelmesi bu durumun net bir sonucudur. Avrupalılar öncelikle ekonomik ve teknik yardım vasıtasıyla bu ülkede nüfuz kazanmak daha sonra bu nüfuzu ekonomik ilişkilerde kullanmak yolunu tercih ettiler. Özellikle İsviçre ile yapılan ilk anlaşmaya göre Kırgızistan’ın Kara-Balta bölgesindeki altın rezervlerini işletmek için ortaklık kuruldu. Almanya da Kırgızistan’da bulunan Almanları rahat ettirmek gayesiyle buraya yatırımlar yaptı. Kırgızistan’da bağımsızlıktan sonra başlayan ekonomik bunalımın ülke nüfusunu büyük ölçüde tehdit altında bıraktığı da inkar edilemez.

Kömür petrol doğalgaz ham çelik civa çinko kalay gibi çeşitli yeraltı zenginliklerine sahiptir. Üretilen elektriğin bir kısmı komşu cumhuriyetlere aktarılmaktadır.

Sanayi dalları içinde gıda nisbeten daha iyidir. Konserve üretiminde bir ara eski Sovyetlerde dördüncü sıraya yükselmişlerdi. Ülke dağlık bir yapıya sahip olduğu için daha çok hafif sanayi ürünlerinin imalatı öngörülmüştür. Türkistan’ın en büyük ipekli fabrikası ve koza işleme tesisi buradadır. Sovyet idaresindeki her Türk Cumhuriyetinde olduğu gibi üretilen malların ve tabii zenginliklerin % 93’ü Rusların hizmetine sokulmuştur.

1980’li yılların ikinci yarısında Kırgızistan ekonomisi belli alanlarda Rusya Federasyonundan daha iyi durumda olup 1985-1990 yılları arasında ortalama büyüme hızı Kırgızistan’da % 4.5 iken Rusya Federasyonunda % 1.2 olarak gerçekleşmişti. Dünyanın en güzel yerlerinden biri olan Kırgız ülkesi bilinçli bir politika ile turizm ülkesi olabilecek durumdadır.

Kırgızistan özelleştirme alanında diğer cumhuriyetlere oranla daha faal durumdadır. Özelleştirme programı meskenlere işletmelere ve tarıma yönelik olarak 1991’de başlamıştır. 1990 sonlarında hükümet devlet ve kollektif çiftliklerin yeniden yapılandırılması ve özelleştirilmesi ile ilgili bir program başlatmıştır. Özellikle çiftliklerin mülkiyeti ve yönetim yapısının yeniden düzenlenmesi konusuna önem verildi. Özelleştirmenin hızlandırılması gayesiyle bir kanun çıkarıldı. 1992 temmuz ayına kadar 83 devlet ve kollektif çiftlik yeniden teşkilatlandırıldı. Yeni ortaklıklar ve kooperatifler kuruldu.

7-Eğitim


Rusya’da komünist ihtilalden sonra Lenin sözde muhtar cumhuriyetlerin ileri gelenlerini Moskova’ya davet etmiş bu arada Stalin’in başında bulunduğu ajanlar da Türkistan’da Bolşevizmi yaymak Türklerin dil din örf ve adetlerini bozup Ruslaştırmak için tarihin en büyük asimilasyon politikalarından birine girişmişti. Şubat 1919’da toplanan Moskova Kongresi çok sert tartışmalarla geçmiş; Lenin ve arkadaşları gerçek yüzlerini göstermişlerdir. Zeki Velidi Togan; “biz Kızıl-Ordu’nun ve komünistlerin kontrolünde değil istiklale yönelik bir muhtariyet istiyoruz” dediği zaman Lenin; “Velidof gayretleriniz boşunadır. Zira Rus komünistlerinin üstündeki kızıl tabakayı kazırsanız altından kapkara bir Rus milliyetçiliği çıkar” demiştir. Nitekim daha sonraki senelerde cereyan eden olaylar da bunu apaçık göstermiştir.

Rusların Türkleri parçalama ve yok etme siyasetlerini şöylece özetleyebiliriz: İlk önce Türk dilini tahrip etmek için alfabe konusuna eğildiler. Türkler üzerinde evvela Latin esaslı daha sonra Krill alfabesini tatbik ederek tam bir keşmekeşe sürüklediler. Rusların Krill alfabesini esas tutmalarının en büyük sebeplerinden birisi Türkiye Türklerinin de bu sırada Latin alfabesine geçmeleri üzerine Türkistan Türkleri üstündeki etkilerinden korkulmasıdır. Türk aydınları arasında ortak Türkçe yanlılarını ağır bir şekilde cezalandırmak suretiyle yok ettiler. Dili tam anlamıyla bozmak için Sovyet Cumhuriyetleri yüksek okullarında 1957-1958 öğretim yılından itibaren rusça öğrenimine başlandığı gibi Rus olmayan cumhuriyetlerde ilkokulların ikinci sınıfından başlayarak rusça okutulması emredilmiştir. Orta okullarda ise Rus dili öğrenimi mecburi idi.

Kırgızistan’da mektep ve medreselerin yaygınlık kazanması 20. yüzyılın başlarına rastlar. Fakat buna rağmen eğitimin seviyesi hiçbir zaman yükselmedi. Bunun en büyük sebebi 19. asrın ikinci yarısında işgale uğradıktan sonra Rusların Kırgızistan’da uyguladıkları eğitim politikasıdır. Nikolay İlminsky’inin projesini hazırladığı Rus eğitim sistemi ve siyaseti çerçevesinde açılan Rus-Tatar Rus-Kazak ve Rus-Kırgız okullarında Müslüman Türk çocuklarının rusça eğitim görmeye ve Müslümanlığı bırakarak hrıstiyanlığı tercih etmeye zorlandıklaı görülmüştür. Töresine ve dinine bağlı olan Kırgız Türkleri Rus okullarına bütün Türkler gibi tepki göstermişlerdir.

Kırgızistan’da modern manadaki eğitim yine Sovyet-Rus dönemine rastlar. Fakat aksaklıkları düzeltmek yine de çok zaman almıştır. 7 yıllık ilkokulu bitirme mecburiyeti ancak 1934 yılında zorunlu hale getirilmiştir. Kız çocuklarının ilkokul mecburiyeti ise 1950’lerin başında gerçekleşti. 1960’larda yüksek öğretim gören Kırgızlar nüfusun % 24’ü idi. 1971-1972 istatistiklerine göre Kırgızistan’da mevcut okul sayısı 1810 olup bu okullara devam eden öğrenci sayısı 999.000 idi. Bu diğer cumhuriyetlere nazaran oldukça düşüktür. Bugün de bu sayı oldukça yetersizdir.

Her türlü menfi kültür politikalarına rağmen çok köklü bir kültür hayatına sahip Kırgızların Manas adlı destanları günümüze kadar söylenegelmiştir. Bu destanı ilk defa Batı alemine Çokan Velihanoğlu (Velihanov) tanıttı. Destan Kırgız ve genellikle Türkistan Türklüğü içerisinde görmüş olduğu rağbet üzerine bir de Manasçı adı altında halk şairi grubu vücuda getirmiştir. Barthold’a göre Manas Destanı 9. ve 10. yüzyıllarda teşekkül etmiştir. Destanın bugünkü vatanı olan Kırgızistan’da birçok boylar Manas veya oğlu Semetey’e izafe olunduğu gibi Doğu Türkistan’da Manas nehri ile Manas şehri vardır. Manas adını taşıyan bu yerler Türklerin rivayetlerine göre destani kahramanın adı ile alakalıdır. Kafkasya’da da Manas adını taşıyan bir çay vardır. Talas vadisinide Manas’a ait bir türbenin olduğunu da zikretmekte fayda vardır.

Türklere ait en eski belgeler olan Kök Türkçe ile yazılmış mezar taşlarına Kırgızlarda da rastlanılmaktadır. Bu yüzden onlarda da okur-yazarlık oranının çok eski çağlardan beri yüksek olduğunu düşünebiliriz. Kırgız Türkçesinde yazılmış ilk eser Kılıç Manurkan’ın Zelzele (1911) adlı kitabıdır. Manurkan’ın bu eseri Kırgız kültür tarihinin en güzel örneklerinden birini teşkil etmektedir. 1913’te Esenkalı Arabay’ın ve 1914’te Manap Sabdan’ın tarihleri neşredildi. Rus işgalinin Türkler üzerinde bıraktığı menfi tesirleri dile getiren Arslanbek Kalıkul Bılıkuz gibi şair ve edipler de yetişmiştir.

1924’ten sonra bugünkü cumhuriyetlerin kurulmasıyla birlikte 1926’da devlet neşriyatı başladı. Bu sırada Kızıl Kırgızistan Erkin Tav ile Canı Medeniyet Colunda gibi mecmualar yayınlanmıştır.

II. Dünya Savaşından sonra hızlı bir şekilde tatbik edilen Ruslaştırma politikası Kırgızistan’da aydınlara zor anlar yaşatmıştır. Baskı ve zulümlere dayanamayan bazı yazarlar Ruslara hizmet ettiği gibi bazıları da herşeye rağmen onlara karşı mücadele etmişlerdir. 20. yüzyılda yaşayan Kırgız edebiyatçılarından Tölögön Kasım Bek ve Cengiz Aytmatov dünyaca büyük bir üne sahip oldular.


8-Günümüzde Kırgızistan


İç Asya’nın alan olarak en küçük ülkelerinden biri olan Kırgızistan’ın doğusunda Çin işgalindeki Doğu Türkistan batısında Özbekistan kuzeyinde Kazakistan ve güneyinde de Tacikistan bulunmaktadır. İdari yönden beş bölgeye ayrılmakla beraber bu bölgeler coğrafi alan olarak da bilinmektedir. Bunlar; Bişkek Issık-Köl Tanrı Dağları Celalabad ve Oş’tur.

198.500 km² yüzölçüme sahip Kıgızistan’ın nüfusu 4.5. milyon olup başkenti Bişkek’tir. Bugün diğer Türk cumhuriyetlerinde Doğu Türkistan’da ve Afganistan’da iki milyonu aşkın Kırgız Türkü yaşamaktadır. Kırgızistan’ın % 70’i Türk’tür. 1926’da Kırgızlar nüfusun % 67’sini oluştururken 1994’te bu sayı % 56’dır. Ancak 1993’te Kırgızistan’da 917.000 Rus varken 1994’te bu sayı 750.000’e düşmüştür. Nüfus artış hızı oldukça düşük olan Kırgızistan’ın önemli şehirleri Bişkek Oş ve Celalabad’dır. Dağlık bir bölge olan Kırgızistan’da çeşitli krater gölleri meydana gelmiştir. Bunlardan biri olan Issık-Köl 6.202 km² bir alana sahip olup etrafı dünyanın en güzel yerlerindendir. Tam bir kara iklimine sahip olduğu için yağış yönünden oldukça fakirdir. Yaz ile kış gece ile gündüz arasındaki ısı farkı çok fazladır. Bitki örtüsü iklim ve coğrafi yapıya göre çok değişkendir. Kırgızistan’da 4000’den fazla bitki çeşidi vardır. Bunların arasında birçok tıbbi ve şifalı bitkiler yer almaktadır.

1985 yılından itibaren Gorbaçov’un başa geçmesiyle diğer ülkelere olduğu gibi Kırgızistan için de bir ümit ışığı yanmıştır. Sovyetlerdeki siyasi gelişmeler neticesindeKırgızlarda bağımsızlık yoluna girdiler. Bir fizik bilgini olan Askar Akayev 27 Ekim 1990’da devlet başkanı seçildi. Kırgızistan Komünist Partisinin yönetimdeki etkisi 19-21 Ocak 1991’deki darbe girişiminden sonra azaldı. Ülkenin bağımsızlık yolunda epey yol katetmesinde Askar Akayev’in önemli rolü oldu. Kırgızistan’da Komünist Partisinin ılımlı üyeleri Sosyal Demokrat Parti’yi kurarak Akayev’e bağlılıklarını dile getirdiler. 1991’de cumhuriyetteki demokratik güçlerde etnik kutuplaşmalar görülmeye başladı. İlk tescil edilen siyasi hareket olan Demokratik Kırgızistan hareketini sadece Kırgızlar desteklemekte idiler. Ayrıca Asaba Erkin Kırgızistan Ata-Meken Cumhuriyetçi PartiFeminist Demokratlar Tarım Partisi gibi fazla gücü olmayan bir kaç parti daha Adalet Bakanlığı tarafından onaylanmıştı.

Bütün Türk Cumhuriyetleri için ileriye dönük sevindirici bir hadise; Kırgızistan Özbekistan Kazakistan Türkmenistan Azerbaycan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Türkiye’nin de aralarında olacağı bir Türk Ortak Pazarının kurulması olacaktır. Geçmişte bunun için bazı önemli adımlar atılmıştır. Türk Cumhuriyetlerinin en kısa sürede kendi aralarında bir birlik teşkil etmeleri gerekmektedir. Yoksa günümüzün insafsız ekonomik ve kültürel çarkları arasında ezilmekten öteye gidemezler.

31 Ağustos 1991’de istiklallerini ilan eden Kırgız Türkleri BDT’nin üyesi olup Birleşmiş Milletler ve AGİK gibi kuruluşlara Türkiye sayesinde üye oldu. Bugün hernekadar bunlar BDT üyesi iseler de gelecekte tek başlarına hareket etmemeleri için hiçbir sebep yoktur.
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç  Cevapla

Etiketler
kirgizlar

Seçenekler
Stil


Saat: 22:02

Forum Yasal Uyarı
vBulletin® ile Oluşturuldu
Copyright © 2016 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.

ForumSevgisi.Com Her Hakkı Saklıdır
Tema Tasarım:
Kronik Depresif


Sitemiz bir 'paylaşım' sitesidir. Bu yüzden sitemize kayıt olan herkes kontrol edilmeksizin mesaj/konu/resim paylaşabiliyorlar. Bu sebepten ötürü, sitemizdeki mesaj ya da konulardan doğabilecek yasal sorumluluklar o yazıyı paylaşan kullanıcıya aittir ve iletişim adresine mail atıldığı taktirde mesaj ya da konu en fazla 48 saat içerisinde silinecektir.

ankara escort, izmir escort ankara escort, ankara escort bayan, eryaman escort, bursa escort pendik escort, antalya escort,