ForumSevgisi.Com

  ForumSevgisi.Com > ForumSevgimiz Kütüphane > Kültür - Sanat > Türk Tarihi


Sasani İmparatorluğu 3


Sasani İmparatorluğu 3

Kültür - Sanat Kategorisinde ve Türk Tarihi Forumunda Bulunan Sasani İmparatorluğu 3 Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> Sasani İmparatorluğu 3 Düşüşü ve Yıkılması (622–651) II. Hüsrev'in seferi ilk bakışta büyük bir zafer olarak görülse de aslında İran ...

Kullanıcı Etiket Listesi

Yeni Konu aç  Cevapla
LinkBack Seçenekler Stil

Okunmamış 27 Temmuz 2015, 12:29   #1
Durumu:
Çevrimdışı
ForumSevgisi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
none
Üyelik tarihi: 14 Temmuz 2015
Mesajlar: 8.944
Konular: 8563
Beğenilen: 0
Beğendiği: 0
www.forumsevgisi.com
Standart Sasani İmparatorluğu 3

Sasani İmparatorluğu 3

Düşüşü ve Yıkılması (622–651)


II. Hüsrev'in seferi ilk bakışta büyük bir zafer olarak görülse de aslında İran ordusunu oldukça geniş bir alana yaymış ve halkı yüksek vergilerle karşı karşıya bırakmıştı. Bizans imparatoru Heraklius (610-641) bir taktik manevrayla misilleme yaparak kuşatma altındaki başkentinden çıktı ve Karadeniz'e gemiyle geçip İran'a arkadan saldırdı. Heraklius Hazarlar'ın ve diğer Türk gruplarının da yardımıyla 15 yıl süren savaş sonucu yıpranan Sasaniler'e karşı yıkıcı zaferler elde etti. Heraklius'un seferi Hazarlar tarafından terk edilen Bizanslıların Rhahzadh komutasındaki Fars orudusunu Ninova Savaşı'nda (627) mağlup etmesiyle doruk noktasında ulaştı. Heraklius bunun ardından Mezopotamya ve Batı İran'a yürüdü. Taht-ı Süleyman'ı ve Dastugerd Sarayı'nı yağmaladı. Bu esnada II. Hüsrev'in suikast sonucu öldüğü haberi kendisine ulaştırıldı.

II. Hüsrev'in suikastını karmaşa ve iç savaş takip etti. 14 yıllık bir süreç ve II. Hüsrev'in iki kızı ve spahbod Şahrbaraz da aralarında olmak üzere üstüste tahta çıkan 12 kralın ardından Sasani İmparatorluğu oldukça zayıfladı. Merkezi otoritenin gücü generallerin eline geçti. İhtilaller serisinin ardından güçlü bir kralın ortaya çıkması için birkaç yıl geçecekti. Sasaniler eski gücüne tam anlamıyla hiç bir zaman ulaşamadı.

632 baharında saklanmakta bulunan III. Yezdigirt (I. Hüsrev'in torunlarından biri) tahta çıktı. Aynı yıl ilk Arap bölükleri İran topraklarına saldırılarda bulundu. Yıllar süren savaşlar hem İranlıları hem de Bizanslıları yormuştu. Ekonomik düşüş ağır vergiler dini kargaşa katı sosyal tabakalaşma vilayet derebeylerinin artan gücü ve hükümdarların sık sık değişmesi Sasanilerin daha fazla zayıflamasına sebebiyet verdi. Bu faktörler Arap istilasını kolaylaştırdı.

Sasaniler ilk Arap ordularının tehditlerine karşı hiç bir zaman yeterli bir direniş oluşturamadılar. Sasaniler gibi Bizans da yakın zamanlarda ortaya çıkan yayılmacı Araplar tarafından benzer bir tehditle burun burunaydı ve artık rahatsız edecek konumda değildi. Buna rağmen Yezdigirt danışmanlarının kontrolü altında bulunuyordu ve küçük feodal krallıklara bölünmeye başlayan çok büyük bir ülkeyi birleştirmekten acizdi. Sasanilerle Müslüman Araplar arasındaki ilk karşılaşma 633 yılının nisan ayındaki bir savaşla başlamıştır. Muhammed'in seçilmiş sahabelerinden biri olan Halid bin Velid komutasındaki disiplinli Arap ordularıyla Sasani orduları arasında 633 yılı sonuna dek dokuz çatışma daha gerçekleşmiş ve tümü Halid bin Velid'in zaferiyle sonuçlanmıştır.

Halife Ebu Bekir'in vefatı sonrasında bu bölgedeki komutanlık görevinden çekilmiştir. 634 yılının ocak ayında Firaz Savaşı arap ordularının zaferiyle sonuçlanmıştır. Aynı yılın ekim ayında görece küçük ordular arasındaki Köprü Savaşı'nda ise arap orduları ağır bir yenilgi almıştır.

Ömer bin Hattab'ın halifeliği sırasında bir Müslüman ordusu 637 yılında Rüstem Farrokhzad komutasındaki kendinden daha büyük bir orduyu Kadisiye Savaşı'nda mağlup etti ve Ktesifon'u kuşattı. Uzun süren bir kuşatmanın ardından Ktesifon düştü. Yezdigirt ardında imparatorluğun devasa hazinesinin çok büyük bir kısmını bırakarak doğuya kaçtı. Kısa bir süre sonra Ktesifon'u ele geçiren Araplar güçlü bir finansal kaynağın sahibi oldular. Sasaniler de kaynak sıkıntısına düştü. İmparatorluk yorgun bölünmüş ve etkili bir hükümetten yoksun olmasa bir araya gelen ve tek bir ordu olarak hareket eden Sasani askeri kanadının özel atlı birlikleri olan Azadan (Asavaran/Asatan) kastı bir ihtimal Arapları yenebilirdi. Fakat olayların hızlı gelişmesi sonucu İmparatorlukta beliren güç boşluğunda hiçbir zaman bir araya gelemediler. Bunun sonucu İslam fethi oldu. Bir kısım Sasani valileri güçlerini birleştirerek İslam Ordularını püskürtmek isteseler de merkezi otoritenin olmaması buna engel oldu ve Nihavend Savaşı'nı kaybettiler.[17] Ordu komuta yapısı yok olan soylular dışında kalan tımarlı birlikleri önemli ölçüde azalan finansal kaynakları elinden giden ve azar azar yok edilen Sasani İmparatorluğu 10 yıl boyunca Arap ordularının istilasına sahne oldu.

Nihavend Yenilgisi'nin haberini alan Yezdigirt yanindaki Fars soyluları ile birlikte kuzeyde Horasan vilayetinin iç taraflarına kadar kaçtı. 651 yılının sonlarına doğru bir değirmenci tarafından Merv'de suikast sonucu öldürüldü.[17] Diğer İran soyluları Orta Asya'ya yerleşerek bu bölgede İran kültürünü ve dilini yayacak olan ilk yerel Fars hanedanlığı Samanileri kurdular. Samaniler İslam'ın egemen olmasından sonra Sasani gelenek ve kültürünü yeniden diriltmeye çalıştılar.

İranlı şair Firdevsi Sasanilerin yıkılışlarıyla ilgili olarak şöyle der:
“

کجا آن بزرگان ساسانیان
زبهرامیان تا بسامانیان

kojā ān bozorgān-e Sāsānīyān
ze Bahrāmīyān tā be Sāmānīyān?

"Nereye gitti büyük Sasaniler?
"Ne oldu Behram'a ve Samanilere?"

”

Yönetimi


Sasaniler Ahamenişlerin ulaştıkları sınırlara yakın bir imparatorluk kurdular. Başkentleri Khvarvaran vilayetinde bulunan Tizpon (Ktesifon)'du. Bu imparatorluğu idare eden Sasani hükümdarları Şehinşah(Kralların Kralı) ünvanını kullanırlardı. Merkezi idareye hükmeden bu krallar ulusal dinin simgesi olan kutsal ateşin de koruyuculuğunu üstlendiler. Bunun açık göstergesi Sasani madeni paralarının yüz kısmında taçları ile birlikte resmedilen hükümdarların diğer yüzlerinde net şekilde görülen kutsal ateşle adeta desteklenmeleridir. Sasani kraliçeleri Kraliçeler Kraliçesi anlamına gelen Banebshenan banebshen ünvanını taşırlardı.

Daha küçük ölçekte topraklar Sasani kraliyet ailesinden gelen Şaşhrdar (شهردار) denilen küçük yöneticiler grubu tarafından da yönetilebilir. Bunlar Şehinşah tarafından denetlenir. Sasani idaresinin ayırt edici özellikleri hatırı sayılır ölçekte merkezileştirme hırslı bir şehir plancılığı tarımda gelişme ve teknolojik iyileştirmelerdi. Kralın altında bulunan güçlü bir bürokrasi hükümetin çoğu işini yerine getirirdi. Bürokrasinin başı ve yardımcı başbakan "Vuzorg (Bozorg) Farmadar" 'dı. (بزرگ فرمادار) Bürokrasi içinde Zerdüşt rahibleri son derece güçlüydü. Mecusi rahip sınıfının başı Mobadan (موبدان) başkomutanla beraber Iran (Eran) Spahbod (ايران سپهد) "Ho Tokhshan Bod" (هوتوخشان بد) sendikal birliğinin başkanı baştüccar ve çiftçilerin de başı olan tarım bakanı "Vastrioshansalar" (واستریوشانسالار) imparatorun altında Sasani Devleti'nin en güçlü insanlarıydı.

Sasani kralı bir devlet konseyinin de üyeleri olan bakanlarının tavsiyeleriyle hareket ederdi. Müslüman tarihçi Mesudi Sasani krallarının mükemmel yönetimini iyi düzenlenmiş siyasi politikalarını tebaayı himaye edişlerini ve yönettikleri toprakların refahını övmüştür.

Normal zamanlarda kraliyet babadan oğula geçerdi. Fakat kral tarafından daha küçük bir oğula da bırakılabilirdi. İki kere hakimiyet kraliçelerin kontrolüne geçti. Direkt bir varis olmadığı zaman asiller ve yüksek rütbeli rahibler bir hükümdar seçerdi. Ama bu seçim kraliyet ailesinden birisi olmak zorundaydı.

Sasani asilzadeleri eski Part klanları Fars aristokrasi aileleri ve hakimiyet altında bulunan toprakların asil ailelerinin bir karışımından oluşmuştu. Part hanedanının ortadan kalkmasıyla bir çok yeni asil ailesi meydana çıktı. Bir zamanlar egemen olan Yedi Part klanının bir kaçı önemini korumaya devam etti. I. Ardeşir'in maiyetinde bir kaç Fars ailesiyle beraber eski Arsacid ailelerinden Suren-Pahlav ve Karen-Pahlav klanları Varazeler ve Andiganlar büyük itibara sahiplerdi. Ardeşir'den sonra gelen I. Şapur annesi tarafından Suren-Pahlav ailesine ilişkisini göstermiş olabileceği Gondophar'ın tacını (hilalle çevrelenmiş bir halka) sembol olarak benimsemişti. İranlı ve İranlı olmayan bu soylu ailelerin yanında Merv Abarşehr Karmania Sistan (Sekistan) İberya (Azerbaycan'daki Arran) ve Adiabene kralları da Şehinşah'ın sarayında itibar gören diğer asiller olarak bahsedilir. Gerçekten Surenlerin Karenlerin ve Varazelerin uzantılı toprakları yarı bağımsız devletler olarak orijinal Sasani ülkesinin parçası oldular. Suren-PahlavlerSistan (Sakistan)'daki hakimiyetlerini korudular ve bir dalları da Nişabur bölgesinin civarını kontrolleri altında tuttular. Böylece Sasani İmparatorluğu'nun kraliyet maiyetine katılan asilzade aileleri Şehinşah'a tabi olsalar bile kendi hakimiyet bölgelerinde egemenliklerini sürdürdüler.

Genel olarak Fars aileleri arasında Bozorgan imparatorluk yönetiminde sınır eyaletleri Marzban'ın (مرزبان) valiliği dahil olmak üzere en önemli mevkilere sahipti. Bu pozisyonların çoğu babadan oğula geçerdi ve tek bir aile içinde nesiller boyunca intikal edilirdi. En kıdemli Marzbanlar'a gümüş taht izni verilirken Kafkasya gibi en stratejik sınır vilayetlerinin Marzbanlarına altın taht hakkı tanınırdı. Seferler esnasında bölge Marzbanları mareşal olarak kabul görür daha küçük spahbodlar sahra ordularını komuta edebilirlerdi.

Kültürel olarak Sasaniler bir sosyal katmanlaştırma sistemi uyguladılar. Bu sistem devlet dini olarak kurulan Zerdüştçülük tarafından da desteklendi. Diğer dinlere büyük bir hoşgörü gösterildiği görülmektedir. (Bu iddia aynı zamanda hararetli bir tartışmanın da kaynağıdır. Örnek olarak Wiesehöfer'in Ancient Persia' sına veya Cambridge History of Iran 'ın 3.cildine bakınız.) Sasani imparatorları bilinçli bir şekilde Pers İmparatorluğu'nun geleneklerini diriltmeye ve Yunan kültürel tesirini silmeye çalıştılar.

Sasani ordusu


Sasaniler zamanında Fars ordusunun (Spah) omurgasını iki farklı ağır süvari birliği oluşturuyordu. Bunlar Clibanarii ve Catafraktlardır. Bu süvari gücü çocukluktan itibaren eğitilen asillerden oluşturulurdu. Bunlar hafif süvariler piyadeler ve okçularla desteklenirdi. Sasani taktiklerinin merkezinde düşmanı okçular savaş filleri ve diğer birliklerle bozup bölmek böylece süvarilerilerin yararlanabileceği boşluklar açmak bulunurdu.

Kendilerinden önce gelen Partların tersine Sasaniler gelişmiş muhasara kuleleri geliştirdiler. Bu özellikleri imparatorluğun Roma'yla giriştiği başarının şehirleri ele geçirme kabiliyetine bağlı olduğu mücadelelerde önemli derecede yardımcı oldu. Bunun yanında Sasaniler kendi şehirlerini de saldırılara karşı korumak için bir kaç teknik geliştirdiler. Sasani ordusu bazısı sadece mızrak taşımasına rağmen kendilerinden önce gelen Part ordusu gibi ağır süvarileri ile meşhurdu. Yunan tarihçi Ammianus Marcellinus'un II. Şapur'un clibanarii süvarileri hakkındaki tarifi ne kadar ağır şekilde teçhizatlandırıldıklarını ve sadece bir kısmının mızrak taşıdığını göstermektedir.

Bütün birlikler demire bürünmüşlerdi. Vücutlarının bütün bölümleri kalın tabakalarla kaplıydı. Öyle teçhiz edilmişlerdi ki bükülmez eklem yerleri uzuvlarına denk geliyordu. İnsan yüzü formları öyle maharetle başlarına uydurulmuştu ki bütün vücutları metalle kapanmış olduğu için üzerlerine gelen oklar sadece dışarıyı azıcık görecek şekilde gözbebeklerinin tam karşısına denk gelen ya da burunlarının ucunda azıcık hava alabilecekleri kadar bırakılan küçücük bir açıklıktan girebilirlerdi. Bunlardan mızraklı olan bir kısmı öyle hareketsiz duruyorlardı ki bronz mengene ve kelepçelerle tutturulmuş olduklarını zannederdiniz.

Bizans imparatoru Maurikios Strategikon 'unda Sasani ağır süvarilerinin mızrak taşımadıklarının ve birincil silahları olarak yaylarına güvendiklerinin altını da çizer.

Azadan (Asavaran ya da Azatan) asillerinden oluşan şövalye kastına bağlı bir askerin maliyeti küçük bir konak ya da malikaneydi. Bu meblayı kraldan alan asiller bunun karşılığında imparatorluğun savaş zamanı en dikkate değer savunucularıydı.

Anlaşmazlıklar


Partlar gibi Sasaniler de Roma İmparatorluğu ile sürekli bir husumet içindeydi. 395 yılında Roma İmparatorluğu'nun bölünmesinin ardından başkenti Konstantinopolis olan Doğu Roma İmparatorluğu İran'ın birincil batılı düşmanı olarak Roma İmparatorluğu'nun yerine geçti. İki devlet arasındaki çekişmeler daha da sıklaştı. Roma İmparatorluğu'na benzer şekilde Sasaniler de komşu krallıklar ve göçebe kavimler ile sürekli bir mücadele içindeydi. Bu kavimlerin saldırıları hiç bir zaman tamamen bitirilemediyse de tehdit eden göçebelere karşı koordineli girişilen seferler sayesinde Sasaniler bu meselelerle Romalılardan daha başarılı şekilde başa çıkabildiler.

Batıda Sasani sınırı büyük ve istikrarlı Roma devletiyle bitişikti. Fakat doğuya doğru en yakın komşuları Kuşan İmparatorluğu ve Akhunlar gibi göçebe kavimlerdi. Tus Hisarı gibi istihkamların ya da daha sonra bir eğitim ve ticaret merkezi olacak olan Nişabur şehrinin inşa edilmesi de doğu eyaletlerinin saldırıdan korunmasında yardımcı oldu.

Güneyde Arabistan'ın ortasında Bedayin Arap kabileleri Sasani İmparatorluğu'na ara ara akınlar düzenlediler. El-Hiran Krallığı (Lakhmidler) imparatorluğun merkez toprakları ile Bedayin kabilelerinin arasında bir tampon ve Sasaniler'e bağlı bir devlet olarak kuruldu. El-Hirah Krallığı'nın II. Hüsrev tarafından 602'de sona erdirilmesi daha sonra aynı yüzyılda Bedayin Araplarına karşı nihai Sasani yenilgilerinin en büyük sebebidir. Bu yenilgiler Sasani İmparatorluğu'nun İslam bayrağı altındaki Bedayin kabileleri tarafından ani şekilde ele geçirilmesiyle sonuçlandı.

Kuzeyde Hazarlar ve diğer Türk göçebe kabileleri imparatorluğun kuzey vilayetlerine sık sık saldırdılar. Medlerin topraklarını 634 yılında talan ettiler. Kısa bir süre sonra İran ordusu bunları yenilgiye uğrattı ve geri püskürttü. Sasaniler bu saldırıları sona erdirmek için Kafkasya bölgesinde pek çok istihkam kur
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç  Cevapla

Etiketler
imparatorlugu, sasani

Seçenekler
Stil


Saat: 12:25

Forum Yasal Uyarı
vBulletin® ile Oluşturuldu
Copyright © 2016 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.

ForumSevgisi.Com Her Hakkı Saklıdır
Tema Tasarım:
Kronik Depresif


Sitemiz bir 'paylaşım' sitesidir. Bu yüzden sitemize kayıt olan herkes kontrol edilmeksizin mesaj/konu/resim paylaşabiliyorlar. Bu sebepten ötürü, sitemizdeki mesaj ya da konulardan doğabilecek yasal sorumluluklar o yazıyı paylaşan kullanıcıya aittir ve iletişim adresine mail atıldığı taktirde mesaj ya da konu en fazla 48 saat içerisinde silinecektir.

ankara escort, izmir escort ankara escort, ankara escort bayan, eryaman escort, bursa escort pendik escort, antalya escort,