ForumSevgisi.Com

  ForumSevgisi.Com > ForumSevgimiz Kütüphane > Kültür - Sanat > Türk Tarihi


Hayatı Destanlaşan Meçhuller


Hayatı Destanlaşan Meçhuller

Kültür - Sanat Kategorisinde ve Türk Tarihi Forumunda Bulunan Hayatı Destanlaşan Meçhuller Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> Hayatı Destanlaşan Meçhuller Mehmet SUCU Tarihi yapanlar ve yaşayanlar başka yazanlar başkadır.” diye veciz bir söz vardır. Bu söz bizim ...

Kullanıcı Etiket Listesi

Yeni Konu aç  Cevapla
LinkBack Seçenekler Stil

Okunmamış 27 Temmuz 2015, 13:27   #1
Durumu:
Çevrimdışı
ForumSevgisi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
none
Üyelik tarihi: 14 Temmuz 2015
Mesajlar: 8.944
Konular: 8563
Beğenilen: 0
Beğendiği: 0
www.forumsevgisi.com
Standart Hayatı Destanlaşan Meçhuller

Hayatı Destanlaşan Meçhuller

Mehmet SUCU


Tarihi yapanlar ve yaşayanlar başka yazanlar başkadır.” diye veciz bir söz vardır. Bu söz bizim geçmişimiz için söylenmiş gibidir. Çünkü son Nebi’den (sas) bu yana O’nun kutlu ocağının çerağları hükmündeki kutsîlerin yetiştirdiği nice isimsiz kahraman var ki onlar dünyanın dört bir yanına dağıldılar. Bulundukları her mevkide öyle prensipli hayat sürdüler ki inandıkları değerleri yaşama ve yaşatma adına hep ukbâ eksenli oldular. Düstûrları vardı ve hayatlarını bu düstûrlara göre tanzim ettiler. Kendi hayatlarıyla birlikte yakınlarının ve sevdiklerinin hayatlarını da inandıkları davaya adadılar. İsim ve unvanlarını telâffuz etme ve ön plâna çıkarma hevesleri olmadı hiç. Onların ancak ölümlerinden sonra insanlık adına bıraktıkları boşluğun büyüklüğü fark edilince hayatları destanlaştı. Onlar kendileri için destanlar yazılsın diye yaşamadılar elbette. Ama öyle bir hayat sürdüler ve ölüme öyle yürüdüler ki ancak onların sürdüğü hayatlar destanların konusu olabilirdi. Şairin

“Tarihe girersin de bilinmez nedir ismin
Tarihi yaparsın gene efsanedir ismin.
Yoktur yerin üstünde omuzlarda cenazen
Yoktur yerin altında bakıyyen bile bazen.
Kabrin o da yok; varsa kırık bir taşı yoktur
Naşın gibidir gövdesi yoktur başı yoktur.”
Mithat Cemal Kuntay

mısralarıyla anlattığı bu kahramanların destansı hikâyeleri Afrika’nın kuzeyinde İber Yarımadası’nda Çin’de Horasan’da Hindistan’da son yıllarda Amerika’da nesilden nesile anlatıldı yazıldı. Bazılarını hikâyeleri ile birlikte duyduk bazılarının da sadece ismini işittik. Ama bazıları da vardı ki onlar hep meçhul olarak kaldı. Sayıları o kadar fazlaydı ki onlar için “meçhuller kervanı meçhul asker meçhul kahramanlar” dedik sadece. Belki tek tek isimlerini bilemiyor sadece genel bir isim verip geçiyoruz onlara ama onlar da insandı. Ve onların da duyguları tercihleri beklentileri vardı. En önemli farklarıyaşatmak için yaşamanın yüzlerce binlerce misâlinden birini sergilemiş olmalarıydı. Üstelik içlerinde bu gâye ve gayreti biraz önce kendine kurşun sıkan düşmanını yaşatmak için göstermekten geri kalmayanlar bile vardı. Onlardan birini 1915’te Çanakkale Savaşı’nda Fransız birliklerine komuta eden General Guro şu sözleriyle anlatıyor:
“Bir sabah günün ilk ışıkları ile birlikte Türklerle süngü savaşına başlamıştık. Savaşta Türkler çok ama çok mâhirdi. Kendileri ile başa çıkmak imkânsızdı. Süngü muharebemiz fasılalı şekilde akşam geç vakte kadar devam etti. Ortalık kararınca Türklerle anlaşma yaptık. Muharebe sahasında gezecek ve yaralılarımızı toplayacaktık. Bizim askerler sedyelerle muharebe sahasına çıktıkları zaman ben de aralarına katılmıştım. Bir ara kucağındaki askerin yarasına gömleğinden yırttığı bez parçalarını bastıran bir Türk askerine rastladım. Akşamın karanlığında değme bir ressamın fırçasından çıkmayacak bir tablo karşısında idim. Uzun müddet seyrettiğim bu tablodaki Türk askeri kendi yaralarına yerden avuçla aldığı toprakları basıyordu… Kucağındaki yaralı için ise durmadan gömleğinden yırtmakla meşgul idi. Tercüman yardımı ile ona bazı sorular sordum:
- Niçin az önce öldürmek istediğin askere şimdi yardım ediyorsun?
Türk askeri takati tükenmiş bir hâlde cevap verdi:
- Bu asker yaralanınca yanıma düştü. Cebinden yaşlı bir kadın fotoğrafı çıkardı. Bir şeyler söyledi anlamadım; ama herhalde annesi olacaktı. Benim ise kimsem yok. İstedim ki o kurtulsun anasının yanına dönsün.”
General Guro’yu sahilden Mehmet Çavuş âbidesinin önüne kadar getiren Türk gemisinin kaptanı Şefik Bey bundan sonrasını bakın nasıl naklediyor. Bu sözlerden sonra Fransız Generali etrafındakilere döndü ve âdeta bağırarak dedi ki: “Efendiler! Kendi yarasına toprak bastırdığı hâlde kucağındaki yaralı için gömleğini yırtan bu asil askerin kucağındaki yaralı kimdi biliyor musunuz? Herkes susmuşmerak dolu nazarlarla emekli Fransız generaline bakıyordu. Guro göz kenarlarında birikmiş olan yaşları buruşuk derili elleri ile silerken; fısıltı hâlinde seslendi... Türk askerinin kucağındaki yaralı bir Fransız askeri idi efendiler! Bir Fransız askeri!...”
General Guro ondan “Bir Türk askeri…” diye söz ediyor. Adı sanı belli olmayan bir asker… Bu hâtıranın gün yüzüne çıktığı yer de bu adsız kahramanın aziz hatırasına denk düşüyordu. General bu açıklamayı 1930 yılında Çanakkale’de Fransız anıtının açılışına geldiği zaman yapmış ve bu anıtın açılışından sonra bir Türk anıtına da gitmek istemişti. Ancak o yıllarda henüz böyle bir Türk anıtı dikilmemişti. Bir taş yığını görünümündeki Mehmet Çavuş anıtının başına götürüldü. Hem onların hepsine birden “Mehmetçik” denmemiş miydi?
Bu meçhul kahramanların arasında kadınlar da vardı. İş başa düşünce Müslüman Anadolu kadını defalarca kendini cephede veya cephe gerisinde vatan müdafaasında göstermişti. Bu kadın kahramanlardan birini bir yazarımız şu şekilde anlatıyor: “Keyfiyet gece devriyesinin devir-teslimi esnasında nöbetçi çavuşların verdiği kontrol raporu neticesinde öğrenilmiştir. Mâlûm olduğu üzereİnebolu’da Millî Kuvvetlere bağlı olarak kurulan askerî teşkilât vasıtasıyla silâh cephane erzak giyecek vs. İnebolu İskelesi’nden Çankırı’ya oradan Ankara’ya ve cepheye gönderilmekte idi. 1921 kışında Rıfat ve Cemil Çavuşlar sabaha karşı arazi teftişini yaparken Kışlaönü Mevkii’nde cephane yüklü kağnısı üzerine kapanmış öylece donmuş genç bir kadını bulmuşlardı. Yorganını kıymetli yükü üzerine örtmüş elinde övendiresiyle ruhunu teslim etmişti. Kışlaönü Mevkii’ndeki bu şehit kadının ismi asla öğrenilememiştir; o bir meçhul askerdi.”
Tarihimiz hayatları destanlaşan bunlar gibi binlerce meçhul kahramana şâhitlik etmiştir. Onların yaşadığı hayatı tarihçiler yazmaktan aciz kalmışlardır. Yine de bir vefa nişanesi olarak adlarına anıtlar dikilmiş filmler çekilmiş ve şiirler yazılmıştır:

“Şehitler tepesi boş değil
Biri var bekliyor.
Ve bir göğüs nefes almak için
Rüzgâr bekliyor
Türbesi yakışmış bu kutlu tepeye;
Yattığı toprak belli
Tuttuğu bayrak belli
Kim demiş meçhul asker diye?”
A. Nihat Asya

Hayatı destanlaşmış bu kahramanların yanı sıra günümüzün eğitim neferleri kuş uçmaz kervan geçmez nice ülkede takdire şayan kahramanlıklar sergilemektedir.
Çanakkale’de vatan millet ve mukaddes değerler için savaşılmıştı. O gün için vatana hizmet cephede savaşmaktı. Ancak günümüzde vatana en güzel hizmetin kalemle ve eğitimle olacağı bilinmektedir bu yüzden günümüzde hizmet erleri eğitimle dünyanın dört bir yanına ışık saçmaktadır.
Ey tarih! Asya’nın steplerine Afrika’nın içlerine İstanbul önlerine kadar gidip oralarda defnedilen Sahabe-i Kiram’ın yaptığı gibi uzak yerlere ulaşıp dönmeyen maarif ordusunun meçhul kahramanlarını en mutena sayfalarına yazmaz mısın? Çoğunu ailesinden başkalarının tanımadığı bilmediği bu yiğitlerin bir eli yağda bir eli balda yaşamadıklarını hem yaşamaya da gitmediklerini sahip oldukları kıt imkânlarla hizmet etmeye gittiklerini de kaydet. Hattâ oralarda kendilerine uzun süre para gönderilemediğini kimseye haber vermeden hanımıyla istişare edip memleketlerindeki evini satarak bir müddet başında bulunduğu müessesenin ihtiyaçlarını bununla karşıladığını niçin haber vermediği sorulunca da: “Onlar benim burada olduğumu da para göndermediklerini de biliyorlardı belli ki onların da imkânları sınırlıydı olsaydı gönderirlerdi.” deyip arkadaşlarına güvendiklerini ve hüsn-ü zanlarını da kaydet kaydet ki yapılan bütün hizmetlerin Anadolu erlerinin alın teri ve fedakârlığıyla yapıldığı öğrenilsin. Hizmetlerin kaynağı konusunda şüphesi bulunanların şüpheleri izale edilsin.
Ey tarih! İlk günlerinde bir gece yarısı otelde yer bulamayıp sokakta kalan nihayet bir camiye gidip geceyi orada geçirmek istediklerinde taksicinin şehrin izbe bir yerinde olduğu için daha fazla ücret isteyerek götürdüğü camide kalan üç dört aylık yeni evli kahramanları da kaydet. Kaydet ki gelecek nesiller önden giden atlıların nelere katlandıklarını konuşurken bu fedakârlığı da yâd etsin.
Elbette usûlleri hoşgörü mayaları uhuvvet gayeleri rıza-ı İlâhî olan samimi ihlâslı meçhullerin yazdıkları yaşadıkları destanlar en mutena sayfalarına ne güzel yakışacak ve kim bilir hangi talihli nesillerhayatları destanlaşacak bu meçhullerin torunları olmakla iftihar edecek.
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç  Cevapla

Etiketler
destanlasan, hayati, mechuller

Seçenekler
Stil


Saat: 01:36

Forum Yasal Uyarı
vBulletin® ile Oluşturuldu
Copyright © 2016 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.

ForumSevgisi.Com Her Hakkı Saklıdır
Tema Tasarım:
Kronik Depresif


Sitemiz bir 'paylaşım' sitesidir. Bu yüzden sitemize kayıt olan herkes kontrol edilmeksizin mesaj/konu/resim paylaşabiliyorlar. Bu sebepten ötürü, sitemizdeki mesaj ya da konulardan doğabilecek yasal sorumluluklar o yazıyı paylaşan kullanıcıya aittir ve iletişim adresine mail atıldığı taktirde mesaj ya da konu en fazla 48 saat içerisinde silinecektir.

ankara escort, izmir escort ankara escort, ankara escort bayan, eryaman escort, bursa escort pendik escort, antalya escort,