ForumSevgisi.Com

  ForumSevgisi.Com > ForumSevgimiz Kütüphane > Kültür - Sanat > Türk Tarihi


Yedikule Zindanları Yazıları ve Fotoğrafları


Yedikule Zindanları Yazıları ve Fotoğrafları

Kültür - Sanat Kategorisinde ve Türk Tarihi Forumunda Bulunan Yedikule Zindanları Yazıları ve Fotoğrafları Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> Yedikule Zindanları Yazıları ve Fotoğrafları Dönemin tüm ihtişamını anlatan yüksek kapıdan içeri girersiniz ki bu mekanın ihtişamı sadece büyüklüğünden ölçülür. ...

Kullanıcı Etiket Listesi

Yeni Konu aç  Cevapla
LinkBack Seçenekler Stil

Okunmamış 27 Temmuz 2015, 13:28   #1
Durumu:
Çevrimdışı
ForumSevgisi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
none
Üyelik tarihi: 14 Temmuz 2015
Mesajlar: 8.944
Konular: 8563
Beğenilen: 0
Beğendiği: 0
www.forumsevgisi.com
Standart Yedikule Zindanları Yazıları ve Fotoğrafları

Yedikule Zindanları Yazıları ve Fotoğrafları

Dönemin tüm ihtişamını anlatan yüksek kapıdan içeri girersiniz ki bu mekanın ihtişamı sadece büyüklüğünden ölçülür. Boyunuzdan kat be kat yüksek giriş kapısı… Ağırlığınızı en az ikiye katlayan taş bloklardan örülmüş duvarlar… Alçak hücre kapılarından başınızı önünüze düşürmeden geçmeniz mümkün değil. Dar ve karanlık taştan daha taş koridorlarda ilerlerken ansızın ışıklar sönüverecek gibi gelir yüreğiniz yerinden fırlayıverecek haldedir ve her koridor dönemecinde kendi gölgenizle kendi çığlığınızı tanıyamazsınız. Nerede başladığını bile unuttuğunuz koridorları bir bir geçip varıp Genç Osman’ ın idam edildiği hücreye ayak basarsınız. Hücrenin duvarlarına elinizi sürer “anlat güçlü sırlarını!” diye fısıldarsınız ve açılır yüzyıllar önünüze;


“sana vurulduğumdan beri yaralıyım İstanbul..
her su sesinde ağlıyor
her al renginde kanıyorum
yağmurlar incitiyor yaramı
geceler hüznümü artırıyor
gün diyor pencereyi açıyorum
karşımda güneş gibi duruyorsun
içim nasıl ısınıyor bilmiyorsun
gidiyorsun bensiz sevgilere sessizce
uzaklığın örseliyor sevincimi
gözlerinin karasını özlüyor gözlerim
damarlarımda cam kesikleri dolanıyor
sana vurulduğum yerde kanıyorum…”

Son nefesi nereye uçmuştur Genç Osman’ın… Sonsuzluğun başlangıcına giderken ayak izlerini nereye emanet etmiştir diye aranırsınız bakışlarınız yerde… Kösem Sultan ve muhafızların yan hücreden sizi izlediğini hisseder sonsuza kadar bu hücrede ve zaman tünelinde kalmayı hayal edersiniz. Taki geçmişi istediğiniz gibi şekillendirene kadar…
Diyelim Osman’ ı aldınız o hücreden peki kan kuyusu? Kanlar içerisinde yüzen kafalar onları görebilecek misiniz? Dehşete kapılırsınız ama kuyu kördür göstermez yüzünü… Neden sonra kulelerin en tepesine ulaşırsınız ve ayaklarınızın altında güzelim İstanbul manzarası… İstanbul’ a zahmetsizce bu kadar tepeden bakmak; yükseklik korkunuzdan utanırsınız korkunuzu unutursunuz. Ellerinizde bir kucak dolusu dua birazını İstanbul’ un üzerine serpersiniz birazını alır gökyüzüne fırlatırsınız. Kalan bir avucu dönüş yolunda taş duvarlara karanlık koridorlara bırakırsınız. Boyunuzdan kat be kat yüksek giriş kapısından çıkarken her su sesinde ağlamaya her al renginde kanamaya söz verirsiniz. Ve söz verirsiniz tüm İstanbul’ u Yedikule Zindanlarına davet etmeye. Gidilesi görülesi mekandır diye…






Yedikule Zindanları Efsanesi

Bilindiği gibi Yedi Kule Zindanları 390 yılında imparator I. Theodosius tarafından inşa edilmiştir. Kayıtlarda bu yapının devlet evraklarının saklandığı yerli ve yabancı esirlerin hapsedildiği bir yapı olduğu yazmaktadır. Ama kayıtlarda yazmayan bir efsane halk arasında dolaşır. Bu hikaye özellikle Osmanlı İmparatorluğu’nun son yılları ile Türkiye cumhuriyetinin ilk 50 yılı süresince halk arasında yaygındı fakat günümüzde unutulmaya yüz tutmuştur Hikayeyi bilenler çoğunlukla yaşlılar olup sayıları çok azdır.

Efsaneye göre; zindanlara hapsedilen önemli esirler arasında bir pagan da bulunmaktaydı. Fakat ne zindan görevlileri ne de diğer komutan vb. kişiler bu adamın bir pagan olduğunu bilmiyorlardı. Onu Avrupa devletlerinde üst düzey devlet görevlisi bir misyoner sanıyorlardı. Bazı gardiyanlar ise onun casus olduğunu söylemişlerdi. Ve bu yüzden ona türlü işkenceler yaptılar. Hatta işkenceleri abarttılar ve yeni işkence yöntemleri bile denediler bu adamın üzerinde.

Pagan ise kendini acıyla eğitmiş olduğundan dolayı acıya dayanıklıydı ve ne işkencecilerin istediği itirafları yapıyor ne de acı dolu çığlıklar atıyordu. Bu da işkencenin dozunun yükselmesine sebep oluyordu her geçen gün. Sonunda pagan bu işkencelere daha fazla dayanamadı ama ölürken anlaşılmaz bir lisanda arada antik Latince’ye benzer kelimeler kullanarak dua tarzı sözler söyledi. Tabii kimse bu sözleri önemsememişti. Paganın cesedi ise umulmadık bir hızda eriyip gitmişti.

Sonradan bu olaylar halkın kulağına gitti ve bazı insanlar paganın lanet okuduğunu anladılar. Ölen pagan orada işkence gören insanların ruhlarının Mesihin dünyaya geldiği güne kadar zindanların içine ve duvarlarına hapsolmasını Mesihin geldiği gün ise; ruhların hesap sormak için serbest kalmasını dilemişti. Mesihin dünyaya ayak bastığı günYedi Kule Zindanları’nda işkence görüp ölen bütün insanların ruhları serbest kalacak ve hasap soracaklardı.

O yüzden Yedi Kule Zindanları’nda bazen çığlıklar ve hatta Latinceye benzer bir lisanda söylenen sözler duyulur!!!
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç  Cevapla

Etiketler
fotograflari, yazilari, yedikule, zindanlari

Seçenekler
Stil


Saat: 04:04

Forum Yasal Uyarı
vBulletin® ile Oluşturuldu
Copyright © 2016 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.

ForumSevgisi.Com Her Hakkı Saklıdır
Tema Tasarım:
Kronik Depresif


Sitemiz bir 'paylaşım' sitesidir. Bu yüzden sitemize kayıt olan herkes kontrol edilmeksizin mesaj/konu/resim paylaşabiliyorlar. Bu sebepten ötürü, sitemizdeki mesaj ya da konulardan doğabilecek yasal sorumluluklar o yazıyı paylaşan kullanıcıya aittir ve iletişim adresine mail atıldığı taktirde mesaj ya da konu en fazla 48 saat içerisinde silinecektir.

ankara escort, izmir escort ankara escort, ankara escort bayan, eryaman escort, bursa escort pendik escort, antalya escort,