ForumSevgisi.Com

  ForumSevgisi.Com > ForumSevgimiz Kütüphane > Kültür - Sanat > Türk Tarihi


Hıristiyanlığın Oluşumunda Türk Kültürünün Etkisi !


Hıristiyanlığın Oluşumunda Türk Kültürünün Etkisi !

Kültür - Sanat Kategorisinde ve Türk Tarihi Forumunda Bulunan Hıristiyanlığın Oluşumunda Türk Kültürünün Etkisi ! Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> Hıristiyanlığın Oluşumunda Türk Kültürünün Etkisi ! Aşağılık kompleksi öylesine işlemiş ki içimize. Ne zaman kendimizle ilgili dünyada yankı uyandıracak bir ...

Kullanıcı Etiket Listesi

Yeni Konu aç  Cevapla
LinkBack Seçenekler Stil

Okunmamış 27 Temmuz 2015, 14:56   #1
Durumu:
Çevrimdışı
ForumSevgisi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
none
Üyelik tarihi: 14 Temmuz 2015
Mesajlar: 8.944
Konular: 8563
Beğenilen: 0
Beğendiği: 0
www.forumsevgisi.com
Standart Hıristiyanlığın Oluşumunda Türk Kültürünün Etkisi !

Hıristiyanlığın Oluşumunda Türk Kültürünün Etkisi !

Aşağılık kompleksi öylesine işlemiş ki içimize. Ne zaman kendimizle ilgili dünyada yankı uyandıracak bir şeyler ortaya atılsa “Hadi canım sende..” sözcükleri havada uçuşur her türlü bilimsellikten uzak alayvari sözlerle söyleyeni de araştıranı da bin pişman ederler.

Türk’ün yeninde tarih sahnesine çıkmasından korkan emperyal güçlerin tam da istediği Türk tipidir bu.

Şimdi bakın biz bir tez ortaya attık. Bu tezimiz Kırgızistan Türkiye ve Kıbrıs’ta çeşitli yayın organlarında yayınlandı. Biz bu tezimizde Hıristiyan itikadının Devlet gücü ile oluşturulmaya çalışıldığı miladi 4 ve 5 yy. da Avrupa’yı kasıp kavuran ve her açıdan Batıyı etkileyen Hunlar ve diğer Türk Halklarından büyük oranda etkilendiğini iddia ettik.

“Bu gün Hıristiyanlığın sembolü olan Haç’tan tutunda Noel Babaya ve hatta Kilise kavramına kadar bir çok kurum ve dini ritüel Türklerden Avrupa’ya geçti.…” deyip bunları ilmi gerekçelerle açıklamaya çalıştığımızda toplumumuzun derinliklerine sinmiş o lanet aşağılık kompleksi derhal ayağa kalktı ve haklı haksız bir sürü eleştiriye maruz kaldık.

Türk toplumuna aşağılık kompleksi yaymakla görevli kafataslarını müflis batı felsefesi ile asfaltlamış yarı aydın kesim bizim bu tezimizi acizlikten kaynaklanan alayvari bir tepki ile karşılarken. İslam öncesi dönemi “Putperest Küfür Dönemi” diye niteleyen ve ret eden “Bağnaz-Dinci kesim ise “ Ne yani şimdi Noel Baba Türk’tü diye biz de şimdi Hıristiyanlar gibi Noeli mi kutlayalım. Siz kime hizmet ediyorsunuz?” gibi yorumlar yağdırmıştır.

Ben bu tezi ortaya attığımda bu tür tepkilerle karşılaşacağımı gayet iyi biliyordum.
Ben bir Kültür Tarihçisi olarak iddia ediyor ve daha ileri giderek diyorum ki; “Orta Asya Sibirya ve Doğu Türkistan’da ki yer altında yatan kayıp kültür hazinelerimiz ve depolarda çürümeye terk edilmiş milyonlarca belge ve kaynaklarımız araştırılıp ortaya çıkarılsa bırakın Türk tarihini dünya tarihini yeniden yazmak gerekecektir.

Yaptığım her araştırmada bulduğum her kaynakta ecdadımızın büyüklüğünü bir kez daha görüyor ve beni bir Türk olarak yarattığı için yaratana binlerce şükranlarımı sunuyorum.


“Ecdat” derken sadece İslami dönemi değil binlerce yıllık geçmişimizi kast ediyorum.
Bir gün binlerce yıl önce dünyada ilk defa “demir ve ağaç” işleyen atalarımızın nasıl bir devrim gerçekleştirdiğini anlatsam şaşar kalırsınız. Doğrudur.. Uzay çağını yakalamış ve görmüş bir nesle binlerce yıl önce tekerleği bulmanın nasıl bir teknolojik devrim olduğunu anlatmak zordur.

Ama geçmişimiz “Savaşçı-Göçebe” olarak kabul eden insanımızı içine düşürüldüğü aşağılık kompleksinden kurtarmanın da başka yolunun olduğunu sanmıyorum.

Geçelim;

Biz Kırgızistan’da yapılan o röportajda ne demiştik?

“Başta ünlü Rus araştırmacılar Okladinikov ve Rudenko olmak üzere bir çok ilim adamı siyasi baskılar nedeni ile adına “Türk” demeseler de Türk Kültür tarihi üzerine çok ciddi araştırmalar yaptılar. Bu araştırmalardan yola çıktığımızda yalnızca “Noel Baba “ inancının değil bu gün Hıristiyanlara ait kabul edilen pek çok dini ritüel ve inancın Türkler tarafından batıya armağan edildiğini görüyoruz.. Mesela bakınız eski çağlardan itibaren çam ağacı Türklerde kutsal ağaç sayılmıştır. Bu durum Sibirya’da yaşayan diğer halklar için de aynı olmuştur. Bu ağaç evin içine sokulmuş ağacın etrafında Şamanlar ayin yapmış ve kötü ruhları evlerden kovmuştur. Bu ritüel Sibirya’da Şamanist diye adlandırılan gayri müslim Türk Halklarında hala yaygın olan bir ritüeldir. Hıristiyanlıkta çam ağacı geyik Noel Baba ve Hediyeler önemli yer tutar. Bu kavram ve sembollerin tamamı eski Türk Kültüründen alınmadır.”

Anlatmama müsaade buyurun: Bakınız eski Türk Kültüründe “ÜLGEN” diye uhrevi bir varlık kavramı vardır. Ülgen Tanrısal bir varlıktır. İyiliğin sembolüdür. Onun karşısında ki şeytani varlık ise “ERLİK”tir.. Eski Türk efsanelerine göre pahalı kaftan giymiş ihtiyar Ulgen evin çatısına kadar yükselen muazzam çam ağacının bittiği bölgede bulunmaktadır.

Eski Türk efsaneleri Ulgen’le ilgili bir çok şeyleri koruyarak günümüze kadar ulaştırmıştır. Otüm mevsimlerde bembeyaz uzun sakalı ve kaftanı ile dolaşır. İyi ruhların başı olan Ulgen altın köşkte oturarak güneşi ve ayı yönetir.

Gece ile gündüz arasında uzun ve çekişmeli mücadeleden sonra gündüzün galip gelip güneşin eskisinden daha fazla yeryüzünü aydınlattığı gün olan 25 Aralık’ta eski Türkler Gök Tanrıya dua ederlerdi. Avrupa’ya giden Hunlar da 25 Aralık tarihini bayram olarak kutluyordu. Türklerin bu milli bayramı daha sonra Batı Kültürüne geçti ve daha sonra da Hıristiyanlaştı.

Netice itibari ile 25 Aralık’ta Türkler Ülgen’i beklerlerdi. Geyiğe binmiş Ülgen evin bacasından içeri girecek ve çam ağacına hediyeler koyacaktı. İşte Avrupa’nın Noel Baba dediği kişi aslında Ülgen Ata’nın Hıristiyanlaşmış versiyonudur..

Şimdi bakın Hıristiyanlar 25 Aralık’ta Noeli kutuluyorlar. Oysa 25 Aralık tarihinin Hıristiyanlıkta hiçbir kutsallığı yoktur. Hz. İsa’nın doğum yılı bile belli değildir. Kaldı ki günü için 25 Aralık’tan 6 Ocak tarihine kadar bir sürü tarih ileri sürülür.. Peki 25 Aralık nereden çıktı?

Şimdi Noel Baba olarak resmedilen kişiyi bir gözünüzde canlandırın. Uzun kaftanı ayağında çizmesi ve başında börkü olan Noel Baba’nın üzerindeki hangi giysinin Avrupa ile ilgisi vardır. Kaftan Börk ve Çizmenin Batı kültüründe ne işi var. O dönemlerde Avrupa erkekleri etekli elbise giyiyordu. Ayaklarında ise sandalet vardı. Pantolon da Türk Kültürünün Batıya armağanıdır. Atı ehlileştiren Türkler ona binecek en uygun kıyafet olarak pantolonu icat ettiler. Milattan yüzlerce yıl önce ecdadımızın çizdiği bütün kaya resimlerinde Türklerpantolonlu olarak resmedilmiştir.

Bize “Hıristiyanlık üzerinde başka ne gibi etkilerimiz var?” diye bir soru yöneltildiğinde ise şunları söyledik;

“Bakınız 4.yy a kadar Hıristiyanlığa ait dini ritüel ve hatta inanç diyebileceğimiz ciddi bir olgu yok. Açın İncilin tek bir satırında dahi Haç -İstavroz çıkarmak ritüeli yoktur. Ayin yapılan yer veya Kilise kavramı da yoktur Hıristiyanlığın kutsal kitabında. Hatta daha ileri giderek söyleyeyim 5.yy ın sonlarına kadar bir Hıristiyan akaidinden inanç esasından dahi bahsetmek mümkün değildir. Şimdi size bir komediyi anlatayım. 325 yılında Ekümenik Konsey toplantısında da İmparator Konstantin İsa Mesihi Tanrı ile eşit tutmayı emretti. 451 yılında ise Halkidos Konseyi iki inancı ret ederek ona birde kutsal ruhu ekledi ve böylece “Teslis” inancı oluştu. Oysa 268 yılında Antiohiy Konseyi bu tip tartışmaların dinden sapma olduğunu söyleyerek ret etmişti.

İşte Hıristiyanlığın siyasetinde etkisi ile bir din haline geldiği o dönem Atilla ile birlikte Türklerin Avrupa’yı kasıp kavurduğu dönemdir.. Avrupalılar kendilerini istila eden bu güçlü Türk Kültüründen öylesine etkilenmiş ve onları öylesine taklit etmişlerdir ki bilahare onlardan aldıkları bu şeyler hayatlarının ve dinlerinin vazgeçilmez unsuru haline gelmiştir. Öyle ki bu inanç ve sembolleri nereden aldıklarını sorgulamamışlardır bile. Mesela bu gün HAÇ Hıristiyanlığın en temel sembolüdür. Oysa Haç Hıristiyanlıktan yüzlerce ve hatta binlerce yıl önce Türk coğrafyasında Altaylar’da Sibirya’da bir sembol olarak kullanılıyordu. Bu gün dahi milattan yüzlerce yıl öncesine ait pek çok mezar ve kurganın üzerinde “Haç” sembolü bulunuyor. Atilla Avrupa’ya gelirken onun bayraklarından birisi de Haçlı bir bayrak idi. “Eş Kenarlı Haç” Türklerin KEREY boyunun sembolüydü. Atilla da bu boydandı. Ünlü Rus araştırmacı Okladinikov’a göre Haç işaretli bayraklar Türklerde Milattan biraz önce kullanılmaya başlamıştır.

Ve o röportajımızı şu sözlerle bağlamıştık;

“Bizim bu tezlerimize itiraz edenler Türklerle karşılaşıncaya kadar niçin Avrupa’da ve Hıristiyan dünyasında Noel Baba Çam Ağacı Haç Kilise vs. gibi kelime ve kavramların kullanılmadığını ve niçin Türklerle karşılaşıldıktan sonra kullanılmaya başlandığını da açıklamak zorundadırlar”
Ben umutluyum. Aşağılık kompleksi içerisinde debelenen halkımızı özellikle gençliğimizi zengin tarihimizle buluşturup onlarda “KÖKÜ MAZİDE OLAN GELECEK” idealinin oluşmasını sağlayacağız.
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç  Cevapla

Etiketler
etkisi, hiristiyanligin, kulturunun, olusumunda, turk

Seçenekler
Stil


Saat: 15:55

Forum Yasal Uyarı
vBulletin® ile Oluşturuldu
Copyright © 2016 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.

ForumSevgisi.Com Her Hakkı Saklıdır
Tema Tasarım:
Kronik Depresif


Sitemiz bir 'paylaşım' sitesidir. Bu yüzden sitemize kayıt olan herkes kontrol edilmeksizin mesaj/konu/resim paylaşabiliyorlar. Bu sebepten ötürü, sitemizdeki mesaj ya da konulardan doğabilecek yasal sorumluluklar o yazıyı paylaşan kullanıcıya aittir ve iletişim adresine mail atıldığı taktirde mesaj ya da konu en fazla 48 saat içerisinde silinecektir.

ankara escort, izmir escort ankara escort, ankara escort bayan, eryaman escort, bursa escort pendik escort, antalya escort,