ForumSevgisi.Com

  ForumSevgisi.Com > ForumSevgimiz Eğitim Bölümü > Türkçemiz Ve Diğer Dersler > Türkçe - Edebiyat


Türkiye Türkçesinin Tarihsel Gelişimi Nasıldır


Türkiye Türkçesinin Tarihsel Gelişimi Nasıldır

Türkçemiz Ve Diğer Dersler Kategorisinde ve Türkçe - Edebiyat Forumunda Bulunan Türkiye Türkçesinin Tarihsel Gelişimi Nasıldır Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> Türkiye Türkçesinin Tarihsel Gelişimi Nasıldır Eski Oğuzca’nın Batı Oğuz bölümünden gelmiş olan Türkiye Türkçesi Anadolu Türkçesi olarak da isimlendirilmiştir. Tarihsel ...

Kullanıcı Etiket Listesi

Yeni Konu aç  Cevapla
LinkBack Seçenekler Stil

Okunmamış 08 Aralık 2014, 18:34   #1
Durumu:
Çevrimdışı
User
Güneş teninde güzel.
User - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kaygili
Üyelik tarihi: 02 Aralık 2014
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 9.308
Konular: 8078
Beğenilen: 727
Beğendiği: 562
www.forumsevgisi.com
Standart Türkiye Türkçesinin Tarihsel Gelişimi Nasıldır

Türkiye Türkçesinin Tarihsel Gelişimi Nasıldır

Eski Oğuzca’nın Batı Oğuz bölümünden gelmiş olan Türkiye Türkçesi Anadolu Türkçesi olarak da isimlendirilmiştir. Tarihsel gelişim açısından üç ana bölümden oluşmaktadır.Anadolu Türkçesi ya da Eski Türkiye Türkçesi(13. Yüzyıl), Osmanlıca (14-20. Yüzyıl), Çağdaş Türkiye Türkçesi (20. Yüzyıl).


Türk boylarının 10. Yüzyıldan itibaren başlayarak İslam din ve kültürü içlerine girmeleri ile beraber bütün siyasal ve toplumsal kurumları bu din ve kültürün etkisi ile şekillenmeye başlamıştır. Anadolu’ya yerleşmekte olan Türk boyları kurmuş oldukları beyliklerde Türkçeden ödün vermemeye gayret etmişlerdir. Büyük Selçuklular zamanında resmi dil olarak Farsçanın kullanılması Anadolu Beylikleri’ni de oldukça etkilemiştir. Karamanoğlu Mehmed Bey’in her yerde Türkçenin kullanılmasını istemesi bu açıdan büyük öneme haizdir. Anadolu Beylikleri ve Osmanlılar Arap alfabesine dayanan Fars alfabesinden de bir takım harfler alan bir alfabe kullanmışlardır. Özellikle yazı dili, Türkçe, Arapça, Farsça karışı olan Osmanlıca yapay bir dil haline gelmiştir. Buna mukabil halkın kullanmış olduğu Türkçenin bu yapay dilden çok fazla etkilenmediği görülmüştür.

Osmanlıca’ya çeşitli zamanlarda bir takım tepkiler gösterilmiştir. 15. asırda Aydın Visali, 16. yüzyılda Tatavlalı Mahremi ve Edirneli Nazmi aruz vezni ile ama içinde hiç yabancı sözcük olmayan şiirler yazmışlardır. Bu oluşum, Türk dili ve edebiyatı tarihinde “Türk-i Basit” yalın Türkçe olarak isimlendirilmiştir.

Tanzimat döneminde de özellikle yazı dili, ile konuşma dili arasındaki büyük ayrılıkları ortadan kaldırmak için bir takımlar çalışmaların yapılmış olduğu görülmektedir. Edebiyatımızın önemli şahsiyetlerinden biri olan Şinasi, gazetesini çıkarırken bütün halk tarafından kolaylıkla anlaşılabilecek bir dil kullanmayı tercih ettiklerini ifade etmiştir. Ahmet Mithat Efendi gerek yazılarında ve gerekse hikaye ile romanlarında yalın bir dil kullanmaya özen göstermiştir. Şemseddin Sami hazırlamış olduğu sözlüğe “Kamus-ı Türki” (1899-1900) ismini vermiştir. Bu sözlükte Türkçe sözcüklerin yanı sıra Türkçe’ye girmiş olan Arapça ve Farsça ile diğer yabancı dillerden gelmiş olan sözcükler de tanımlanmış ve örneklerle açıklanmıştır. Mehmed Emin Yurdakul bilhassa yalın dil ve hece ölçüsü ile yazmış olduğu şiirler ile şiir dilinin yalın hale gelmesine büyük katkılarda bulunmuştur. II. Meşrutiyetten sonra ( 20 yüzyılın hemen başlarında), Selanik’te çıkmaya başlayan “Genç Kalemler” dergisinde “Yeni Lisan” akımı başlatılmıştır. Bu yeni akım çerçevesinde Türkçede karşılığı bulunan yabancı dilden dilimize sızmış olan sözcükler dilden atılmıştır. Türkçedeki Arapça ve Farsça dil kuralları ayıklanmış, Arapça ve Farsça tamlamalar Türkçeleştirilmiştir. Yeni sözcükler Türkçe köklerden, işlek ekler kullanılmak sureti ile türetilmeye çalışılmış ve İstanbul ağzı, yazı ve konuşma dilinin temeli olarak kabul edilmiştir.

Cumhuriyet döneminde dil alanında birbirine bağlı olarak değerlendirilebilecek iki önemli girişim görülmektedir. 1928 yılında Latin alfabesi kökenli yeni Türk alfabesi benimsenmiş, 1932 yılında Türkçenin özleştirilmesi ve geliştirilip zenginleştirilmesi için bilhassa Mustafa kemal Atatürk’ün çalışmaları neticesinde Türk Dil Kurumu (o günkü ismi ile Türk dili tetkik Cemiyeti) kurulmuştur. Türk Dil Kurumu bir taraftan Türkçenin dilbilgisi üzerine araştırmalar yürütmüş, diğer taraftan yeni sözcükler ve terimler türetilmesi işine girişmiş, , eski metinlerdeki sözcükleri taramaya, Anadolu ağızlarındaki sözvarlığını derlemeye yönelmiştir. Böylelikle Türkçenin sözvarlığının tam bir dökümü elde edilmeye çalışılmıştır. 1983 yılında kurumun yapısı değiştirilmiş, atama ile göreve gelen üyelerden oluşan bir yapı meydana getirilmiştir.
________________
Umut bitti,limanı değil gezegeni verin ateşe.

imza
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç  Cevapla

Etiketler
gelisimi, nasildir, tarihsel, turkcesinin, turkiye

Seçenekler
Stil


Saat: 06:43

Forum Yasal Uyarı
vBulletin® ile Oluşturuldu
Copyright © 2016 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.

ForumSevgisi.Com Her Hakkı Saklıdır
Tema Tasarım:
Kronik Depresif


Sitemiz bir 'paylaşım' sitesidir. Bu yüzden sitemize kayıt olan herkes kontrol edilmeksizin mesaj/konu/resim paylaşabiliyorlar. Bu sebepten ötürü, sitemizdeki mesaj ya da konulardan doğabilecek yasal sorumluluklar o yazıyı paylaşan kullanıcıya aittir ve iletişim adresine mail atıldığı taktirde mesaj ya da konu en fazla 48 saat içerisinde silinecektir.

ankara escort, izmir escort ankara escort, ankara escort bayan, eryaman escort, bursa escort pendik escort, antalya escort,