ForumSevgisi.Com

  ForumSevgisi.Com > ForumSevgimiz Eğitim Bölümü > Türkçemiz Ve Diğer Dersler > Türkçe - Edebiyat


Çin Edebiyatı


Çin Edebiyatı

Türkçemiz Ve Diğer Dersler Kategorisinde ve Türkçe - Edebiyat Forumunda Bulunan Çin Edebiyatı Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> Çin Edebiyatı Çin Edebiyatı - Çin Edebiyatı Tarihi Çin edebiyatı, 3 000 yıla yakın bir süreye yayılan ürünlerinin zenginliğiyle dikkati ...

Kullanıcı Etiket Listesi

Yeni Konu aç  Cevapla
LinkBack Seçenekler Stil

Okunmamış 08 Aralık 2014, 19:19   #1
Durumu:
Çevrimdışı
User
Güneş teninde güzel.
User - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kaygili
Üyelik tarihi: 02 Aralık 2014
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 9.308
Konular: 8078
Beğenilen: 727
Beğendiği: 562
www.forumsevgisi.com
Standart Çin Edebiyatı

Çin Edebiyatı

Çin Edebiyatı - Çin Edebiyatı Tarihi

Çin edebiyatı, 3 000 yıla yakın bir süreye yayılan ürünlerinin zenginliğiyle dikkati çeker. Bu ürünler destan türü dışında büyük çeşitlilik gösterir (ama bazı eski şiirler, destan türünün bir kalıntısı sayıla*bilir). Bu çeşitliliğe karşın, Çin edebiyatında, yazılı olmasından ileri gelen ilgi çekici bir bütünlük gözle*nir.Çin yazılı dili, konuşulan dilin yazıya geçirilmesi değildir; başka yapılara dayanır ve başka araçlar kullanır. Daha tutumlu olan bu dil, sözcüklerin değerine dayanır ve biçimlerine olduğu kadar ses nitelik*lerine de önem verir. Bundan ötürü, bir dilin normal evriminin etkileri altında kalmamıştır ve bir Eskiçağ metninin, XIX. yy'da yazılmış bir yapıt kadar kolaylıkla okunup anla*şılmasını sağlar.Konuşulan dilin edebiyata yavaş yavaş girmesi, ancak Yuen ve Ming sülaleleri dönemindeki tiyatro ve romanlarda gerçekleşmiştir. Ama halkın daha kolayca anlayabi*leceği bir anlatı biçimini, yani söylemin doğrudan doğruya yazıya geçirilmesini, ancak 1911 devrimi olanaklı kılmıştır.Kültürlü kişilere özgü olan klasik Çin edebiyatı, gerçekte tam anlamıyla bir soylular edebiyatıdır ve Çinlilere göre, uygarlıklarının temelidir. Ger*çekten Çin'de hep, yazı fırçası, silahtan, yönetici de savaşçıdan önemli görülmüştür. Ülkede Klasik çağda, herhangi bir açıdan, edebi*yatla ilgilenmemiş kimse bulunma*dığı söylenebilir: Bürokratlar, var*lıklarını edebiyat yoluyla korurlar, sınavlarda başarılı olmaları için klasik yazarları çok iyi bilmeleri gerekirdi; klasik metinlerin bilinme*si, iyi bir üslup edinilmesini sağladı*ğı gibi, en kuru bir yönetim yazısını da ilgi çekici kılmaya yarar, ayrıca kültürlü kişilere tarihsel olaylara değinmek, örnek olarak görünen bir geçmişten söz etmek olanağını sağ*lardı. Çin'de günümüzde bile, eski metinlerden alıntılar yapma eğilimi iyice yaygındır.

EDEBİYAT BİR BİLİMDİR
Klasik edebiyat ölmüş değildir ama, çoğunlukla eğitsel, ahlak dersi verici bir özellik taşır ve kendilerini yüce bir görevin temsilcileri sayan kimseler tarafından araç olarak kul*lanıldığından, zaman zaman tumturaklılıktan ve tekdüzelikten kurtula*maz. Çeşitli yazar kuşakları, geçmi*şin örneklerini büyük bir saygıyla toplayıp, onlara uymakla birlikte, halkın esin kaynaklarına inerek kendilerini yenilemekten de geri kal*mamışlardır. Edebiyata karşı duyu*lan bu ilgi ve beğeni, Çinlilerin, onu bir bilim haline getirmelerine ve hem resmî tarihlerde, hem de ansik*lopedilerde, edebiyat konusunda birçok kapsayıcı inceleme yapmala*rına yol açmıştır (birçok metnin günümüze kadar ulaşmasının nede*ni de budur). Cinde, edebiyat alanında, klasikler (king], tarih yapıtları, felsefe kitapları (konfuçiusçu olmayanlar) ve antolojiler (şiir ve sanat yapıtları derlemeleri) birbirinden ayırt edilmiş, ama dü*rüst insanların ilgi duymaması gerektiği düşünülen, romanlara ve oyunlara ayrı bir bölüm ayırmamış-lardır.Çin edebiyatı bilimi, Liu Hsie'nin (465-522) Vm-sin-diao-lung adlı ku*ramsal ve eleştirel yapıtıyla doruk noktasına ulaşmış, aynı dönemde Prens Hsiao Tung (501-531), Vın-Hsiûen adlı ölümsüz yapıtında eski dönemlerden kalma en güzel sanat metinlerini bir araya getirmiştir.Söz konusu iki yapıtın yaklaşık olarak aynı tarihlerde ortaya çıkması bir raslantı değildir: V. yy'da Çin edebiyatı, bir bakıma tamamlanmış gibidir.

DÜZYAZI
Konfuçiusçu klasik yapıtlardan bir bölümünün çok eski çağlara uzan*masına (Şu-King'in bazı bölümleri*nin Î.Ö. X. yy'dan kaldıkları söyle*nebilir) karşın, Çin düzyazısını, savaşan krallıklar ("yüz okul") dönemindeki felsefeciler yarattı. Konfuçiusçu okula bağlı Meng-dzı (Î.Ö. IV. yy.), daha sonraki kuşakla*ra örnek olacak canlı, coşkulu ve çok iyi yapılanmış bir dille yazdı. Yasac'ı okula bağlı yazarlarsa (Han Fei-dzı), yapıtlarını, düşüncelerinin apaçıklığından kaynaklanan açık bir dille kaleme aldılar. Taoculuğun , sınır tanımaz düşgücüyse Lao-dzı ile Çuang-dzı' nın şiir ve bağımsızlık dolu yapıtla*rında dile geldi. Öte yandan, Savaşan Krallıklar Söylemi gibi öykü derlemeleri, birçok eski Çin töresinin ve düşüncesinin tanınma*sını sağladı.Konfuçiusçuluk, Han sülalesi (Î.Ö. 206-İ.S. 220) zamanında resmî öğre*ti haline gelince, Eskiçağ metinleri*nin bireşimi gerçekleştirildi. Şı-ci'yi (Tarih Anıları) kaleme alan Sıma Çien gibi birçok yazar, klasik düzya*zının doruğa ulaşmasını sağladı. İşlenen konular (tarih, siyasal dene*me, imparatorlara sunulan yazılar) resmî nitelik taşıyor, ama resmî görüşe karşıt ürünler de veriliyor*du: Haksız yere sürgüne gönderilen iki Çin subayı Su Vu ile Li Ling'in iç burkucu ve "eleştirici" yazışmaları; vb.Han sülalesinin çöküşünden sonra siyasal kargaşalar, düzyazıda, bi*çime oranla içeriğin ağır basmasına yol açtı. "Koşut" düzyazı (metinler*de iki tümce, bütün öğeleriyle birbi*rine denkleştirilmiş durumdadır) diye nitelenen bu türün, başyapıtlar ortaya koyduktan sonra, aşırı bir inceliğe düşmesine, yalm bir anlatı*ma dönmeyi savunan Han Yüy (Tang'lar sülalesinden), şiddetle karşı Çıktı; gu-vın ("Eskiçağ düzya*zısı") diye nitelenen bu akım, daha sonraki sülaleler (Sung'lar, Yuen' ler) döneminde de güzel ürünler vermeyi sürdürdü. Sung sülalesi döneminde, düzyazıda ek bir tür, (bi-cij ortaya çıktı. Zarif ve hoş bir üslupla yazılmış gezi notlarını, çe*şitli konulara ilişkin özgür deneme*leri kapsayan bi-ci (pi-cij Ming'ler ve Çing'ler döneminde, resmî düzya*zının aşırı akademiciliğini başarıyla dengeledi.

ŞİİR
Çin edebiyatında ilk şiir ürünü, bazı parçaları daha eski bir dönemden kaynaklanan Şı-King'dir (köy yaşa*mından esinlenen, genellikle kısa şiirler kapsar). İlk kişisel şiir yapıtını, Çou krallığından sürgüne gönderilen ve üzüntüsünü, mitolojik kahramanlar ile ayrıntılı doğa be*timlemelerinin söz konusu edildiği esin dolu uzun parçalarda dile geti*ren Çiu Yuen (İ.Ö. 343-290) ortaya koymuştur.Han'lar döneminde, halk şarkılarını toplamakla görevlendirilen bir "mü*zik dairesi" (yue-fuj kuruldu; söz konusu şarkılar, yue-fu diye nitele*nen bir üslup içinde, daha sonraki Çin yazarları tarafından taklit edil*di. Bu özgür üslup, zamanla, Tang' lar dönemi klasik şiirini ortaya çı*kardı ve böylece ilk olarak, bir şiirdeki dize sayısı ile bir dizedeki hece sayısı belirlendi; şiirin iç ritmi göz önüne alındı. Çok zengin olma*sına karşın bu altın çağ şiiri, akade*miciliğe düşmekten zorlukla kurtul*du. Zaten her şiir türünün başına da aynı şey geliyor, başlangıçta şarkı olarak söylenen halk şiirlerinden kaynaklanan bu türler, sonradan okumuşların elinden geçip, birer sa*nat yapıtına dönüştürülüyor, ama ilk canlılıklarını da yitiriyor, hattâ biçimciliğe düşme tehlikesiyle karşı*laşıyorlardı: Şarkı olarak söylenen ezgi biçimi (Sung'lar döneminde tsı) de, Yuen'ler dönemi ciu'su (tiyatro metinleri, daha sonra da tür olarak tiyatro) da, bu kuralın dışına çıkamadı.

ROMAN
Eskiçağ'da bazı izlerinin (Yumuşak Gökyüzü Çocuğunun Yaşamöyküsü) görülmesine karşın roman ya da daha doğrusu uzun öykü, buddhacılığın ve taoculuğun gelişmesi saye*sinde ancak Altı Sülale döneminde (265-585) başarılı ürünler verdi. Söz konusu iki din, olağanüstü görüntü*lere önem verdiklerinden, bir düş-gücü edebiyatının doğmasına ön-ayak oldular (en çok beğenilen konu, genç bir erkek öğrenci ile bir kibar fahişenin aşkıydı); ama, ger*çek roman ancak Ming'ler sülalesi döneminde (1368-1644) ortaya çıktı. Bu roman, çoğunlukla tarihsel ve serüvenciydi (Üç Krallığın Romanı; Irmağın Kıyılarında} ama, manevi ve fantastik konuları da ele alıyordu (Batıya Hac Yolculuğu). Çing'ler sülalesi döneminde (1644-1911) ro*man, törelerin betimlemesine önem vermekle birlikte erotizme (Cin bing mey; Ceu bu tuanj ve toplumsal taşlamaya (Okumuşlar Ormanı; me*murları ele alan sert bir taşlamadır) da yöneldi.

TİYATRO
Çin'de, tiyatronun kökenleri oldukça karanlıktır. Öykü anlatıcıların ve dinsel gösterilerin,tiyatronun oluşu*munda önemli bir rol oynadıkları söylenebilir. Çin operası, Sung'lar döneminde ortaya çıktı ve Yuen'ler döneminde gelişti (Batı Odası; Lavtanın Öykü*sü}. Yuen'ler döneminde, bir Kuzey okulu, bir de daha esnek kurallara bağlı Güney okulu vardı. Güney okulu, Ming'ler döneminde büyük başarı kazandı. Çing'ler döneminde opera, çeşitli yerel üsluplara bölü*nürken ürünlerde de bir yozlaşma görüldü. Bunun nedeni, tiyatronun soylulara özgü bir tür haline gelme*siydi: Sarayda, soyluların çocukları sahneye çıkıyorlardı (bu arada, bir gösterinin yirmi saat sürebildiğim de belirtmek gerekir). Çin tiyatrosu, "eksiksiz bir gösteri" olmasıyla dikkati çeker ve şarkı ile akrobatlığı da kapsar. Olay örgüleri şaşılacak kadar yalındır ve seyirci*nin zekâsından çok, duyarlığını etkilemeye yönelir. Bu tiyatroda hemen hiç dekor yoktur (buna karşılık giysiler çok zengindir) ve oyuncunun bir hareketi, bütün bir durumu dile getirmeye yeter.

ÇAĞDAŞ EDEBİYAT
Konuşulan dilin anlatım aracı ola*rak kabul edildiği ve geleneksel konuların bir yana atıldığı 1920 yıllarında, Çin edebiyatı tarihinde bir kopukluk oldu. O dönemde, Yunan tiyatrosundan İbsen'e, sim*gecilikten doğalcılığa kadar Batı kültürünün bütün ürünleri, Çin yazarları tarafından ilgiyle ele alındı. Mao Dun'un Geceyansı'nda ve Ba Çin'in Aile, İlkbahar, Güz adlı üçleme romanında görüldüğü gibi, uzun, ayrıntılı ve kapsayıcı yapıtlar verme eğilimi doğdu. Ama XX. yy'ın en dikkati çeken yazarı, Çin Halk Cumhuriyeti'nde çok sevilen ve beğenilen bir sanatçı, çetin bir tar*tışmacı, aynı zamanda da bir ozan olan Lu Siun'dur kuşkusuz (Bir Delinin Güncesi; Ah Q'nun Gerçek Öyküsü. Mao Çe-tung 1942'de Yen-an'da Sanat ve Edebiyat Üstüne Konuşmalar'ı yazarak, çağdaş Çin edebiyatının temellerini attı. Aydın*ların, kitleleri etkileyebilmeleri için halkın arasına karışmaları istendi. "Yüz Çiçek" kampanyasının özgür*leştirme girişimi (1956-1957), aslın*da, partinin kültür siyasetinin sert*leşmesi sonucunu verdi. Böylece, her yapıtın sosyalizmin kuruluşuna olumlu bir katkısı olması istendi ve Guo Mo-ju gibi eski kuşaktan bazı yazarların belli düzeyde yapıt ver*meyi sürdürebilmelerine karşın, bi*reyciliğe göz yummayan bir toplum*da, genç yeteneklerin ortaya çıkabilme şansı azaldı. Çin halkının sahne gösterilerine duyduğu derin bağlılığın sonucu olarak, yalnızca bir tür sosyalist tiyatro başarılı ürünler verdi (Beyaz Saçlı Kız). Ama 1973'te, Mao Çe-tung'un yaz*dığı sanılan bazı resmî metinlerde, yaratış özgürlüğü ve bireysel atılım*ları yüreklendirici bir nitelik gözlen*di.
________________
Umut bitti,limanı değil gezegeni verin ateşe.

imza
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç  Cevapla

Etiketler
çin, edebiyati

Seçenekler
Stil


Saat: 14:33

Forum Yasal Uyarı
vBulletin® ile Oluşturuldu
Copyright © 2016 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.

ForumSevgisi.Com Her Hakkı Saklıdır
Tema Tasarım:
Kronik Depresif


Sitemiz bir 'paylaşım' sitesidir. Bu yüzden sitemize kayıt olan herkes kontrol edilmeksizin mesaj/konu/resim paylaşabiliyorlar. Bu sebepten ötürü, sitemizdeki mesaj ya da konulardan doğabilecek yasal sorumluluklar o yazıyı paylaşan kullanıcıya aittir ve iletişim adresine mail atıldığı taktirde mesaj ya da konu en fazla 48 saat içerisinde silinecektir.

ankara escort, izmir escort ankara escort, ankara escort bayan, eryaman escort, bursa escort pendik escort, antalya escort,