ForumSevgisi.Com

  ForumSevgisi.Com > ForumSevgimiz Eğitim Bölümü > Türkçemiz Ve Diğer Dersler


Ağaç Kesme Suçu


Ağaç Kesme Suçu

ForumSevgimiz Eğitim Bölümü Kategorisinde ve Türkçemiz Ve Diğer Dersler Forumunda Bulunan Ağaç Kesme Suçu Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> Ağaç Kesme Suçu İÇİNDEKİLER İÇİNDEKİLER.. i l- CEZA HUKUKU YÖNÜNDEN SUÇUN TARİFİ VE UNSURLARI. 1 A- SUÇUN TARİFİ. 1 B- ...

Kullanıcı Etiket Listesi

Yeni Konu aç  Cevapla
LinkBack Seçenekler Stil

Okunmamış 15 Aralık 2014, 22:12   #1
Durumu:
Çevrimdışı
Liich
Üye
Liich - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Keyifli
Üyelik tarihi: 14 Kasım 2014
Yaş: 24
Mesajlar: 7.850
Konular: 4856
Beğenilen: 1368
Beğendiği: 1252
www.forumsevgisi.com
Standart Ağaç Kesme Suçu

Ağaç Kesme Suçu

İÇİNDEKİLER

İÇİNDEKİLER.. i
l- CEZA HUKUKU YÖNÜNDEN SUÇUN TARİFİ VE UNSURLARI. 1
A- SUÇUN TARİFİ. 1
B- SUÇUN UNSURLARI. 1
1- Hareket Unsuru. 1
2- Tipiklik Unsuru. 2
3- Hukuka Aykırılık Unsuru. 3
4- Kusur Unsuru. 3
2- ORMAN HUKUKU YÖNÜNDEN SUÇUN TARİFİ VE UNSURLARI. 4
A- AĞAÇ KESME SUÇUNUN TARİFİ. 4
B- AĞAÇ KESME SUÇUNUN UNSURLARI. 4
1- Hareket Unsuru. 5
2- Tipiklik Unsuru. 5
3- Hukuka Aykırılık Unsuru. 6
4-Kusur Unsuru. 6
3- AĞAÇ KESME SUÇUNUN FAİLİ. 6
A-TEŞEBBÜS HALİNİN İNCELENMESİ. 7
B-İŞTİRAK HALİNİN İNCELENMESİ. 9
1- Asli İştirak. 10
2-Fer'i İştirak. 12
C-MÜEYYİDELER VE AĞIRLATICI SEBEPLER.. 14
ARTVİN’DE SON BEŞ YILDAKİ USULSÜZ KESİM EYLEMLERİ. 15
ARTVİN’DE SON BEŞ YILDA KESİLEN EMVAL MİKTARI m[SUP]3[/SUP] 15
ARTVİN VE İLÇELERİNDE SON BEŞ YILDAKİ KESME FAALİYETLERİ. 16
4- HALKI AĞAÇ KESME SUÇUNA İTEN NEDENLER.. 17
A-EKONOMİK NEDENLER.. 17
B-SOSYAL VE KÜLTÜREL NEDENLER.. 17
C- HUKUKİ NEDENLER.. 18
1- Orman Kadastrosundan Kaynaklanan Nedenler 18
2- Orman Kanunumuzdan Kaynaklanan Nedenler 18
D- TEKNİK NEDENLER.. 18
E- İDARİ NEDENLER.. 19
5-SONUÇ VE ÖNERİLER.. 20
A-SONUÇ.. 20
EK.. 23
l- AĞAÇ KESME SUÇLARI. 23
A- Hacimlendirmede Kutur-Metre Küp Hesabı 23
B- Ağaç Henüz Kesilirken Görülmüş İse. 24
C- Birden Fazla Ağaç Kesilmesi 24
a- Hacimlendirme Kısmında Dikkat Edeceklerimiz. 25
b- Olayları-Sucu Anlatırken Dikkat Edeceklerimiz. 26
D- Birkaç Şahsın Ayrı Ayrı Ağaç Kesmeleri (Ferdi Suç) 26
F- Kesilen Ağaçta Vasıf. 27
G- Fidan-Dal Kesme, Kök Sökme ve Kadran Ve Reçine Yapma. 29
H- Yatık Ağaçların Kesimi 30
L- Gövdeleri Kaldırılmış Eski Kesimler 30
M- Kesim Tarihleri 31
ÖRNEK MAHKEME KARARLARI. 32
KAYNAKÇA.. 40
Alıntı ile Cevapla

Okunmamış 15 Aralık 2014, 22:13   #2
Durumu:
Çevrimdışı
Liich
Üye
Liich - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Keyifli
Üyelik tarihi: 14 Kasım 2014
Yaş: 24
Mesajlar: 7.850
Konular: 4856
Beğenilen: 1368
Beğendiği: 1252
www.forumsevgisi.com
Standart

l- CEZA HUKUKU YÖNÜNDEN SUÇUN TARİFİ VE UNSURLARI

A- SUÇUN TARİFİ

Bilindiği gibi hukuk; toplum halinde yaşayan insanların davranışlarını düzenleyen disiplinlerden birisi ve de en önemlisidir. İnsan tabiatı ve bencilliği, hukuk düzeni olmadan birlikte yaşanabilmesine olanak vermez. Bu nedenle toplu olarak yaşanılan yerlerde, bir düzen bir disiplin kurulması zorunludur. Toplum halinde yaşayan insanların toplum düzenini bozan davranışları değişik nitelikler gösterir. Hukuk koyduğu kurallarla bu düzeni kurar ve korur.
Konumuz suç olduğuna göre; suçun tarifi muhtelif hukukçular tarafından şekil, maddi ve sosyal bakımlardan olmak üzere çeşitli şekillerde tarif edilmiştir. Suç bir tarife göre, toplumun huzur ve sükununu bozdukları için yapılmaları yasak edilmiş ire işlenmeleri halinde cezayı müeyyide maruz bulunan fiillere denilmektedir. (BAYRAKTAROGLU, H. 1977). Başka bir tarife göre ise suç; halkın güvenliğini korumak için devletçe neşir ve ilan edilen ve ceza tehdidini havi olan bir konunun ,sorumlu bir şahıs tarafından icrai ve ihmali olabilen harici bir hareketle ve bir veya vazifeyi müstenit olmayarak ihlal edilmesidir (ÖZDÖNMEZ H. 1965).
B- SUÇUN UNSURLARI

Suçun unsurları denildiğinde, bir fiilin suç sayılabilmesi için bulunması gerekli unsurlar anlaşılmaktadır. Bu unsurlar bir arada bulunmadıkça bir fiili suç olarak nitelendirmek mümkün değildir. Biz yapacağımız incelemede suçun unsurları olan hareket unsuru, tipiklik unsuru, hukuka aykırılık unsuru, kusur unsuru üzerinde duracağız (ÖNDER A)
1- Hareket Unsuru

Her suçta bulanan ve bulunması gerekli unsurlardan birincisi, her suçun iradi bir davranışın sonucu olmasıdır. Davranışın iradi olmasından maksat, kişinin bilinçli bir şekilde ruhsal ve fiziki bir hareket haline getirebilmesidir. Kişinin düşünce alemi zihninde kaldığı sürece bu istekler Ceza Hukuku sahası dışındadır. yani, hareket olmadan bir suçun varlığından söz edilemez. Hareket icrai olmalıdır. Ancak hukuk düzeninin kişiden beklediğinin yapılmamış olması,yani başka bir deyişle ihmal de hareket kavramı içinde düşünülmelidir.

2- Tipiklik Unsuru

Suçtan söz edebilmek için, bir suçun incelenmesinde,önce hareketin varlığı tespit edilmelidir. Yapılan bu tespitten sonra,hareketin suç tipine, yani (hareketin) suçun kanundaki tarife uyup uymadığı araştırılacaktır. Mesela, adam öldürme, hırsızlık, dolandırıcılık suç tipleri kanunda belirtilmiş ve bir tarifi de verilmiştir. Yapılacak araştırma hareketin bu suç tiplerine uygun olup olmadığının tespiti olacaktır. Uygunluk bulunduğu taktirde suç tipinin bu hareketle ihlal edilmiş olduğundan söz edilebilecektir. Kanunda belirtilmiş bulunan, suç tipine uygun hareket etmemiş olan kişinin cezalandırılmasına, suçta kanunilik ilkesi engel olmaktadır. Türk Ceza Kanunumuzun 1. maddesinde de bu husus hükme bağlanmıştır. Buna göre; "Kanunun sarih olarak suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez.”
Kanunda yazılı cezalardan başka bir ceza ile de kimse cezalandırılamaz. Yani kanunda mevcut suç tiplerinden herhangi birisine uygun olmayan, suç tarifini ihlal etmeyen hareket Ceza Hukuku dışında kalır.
Suç tipleri incelendiğinde bu tiplerin objektif ve sübjektif unsurlardan meydana geldiği görülmektedir. Diğer bir ifade ile bu tipler yalnız dış alemde meydana gelen değişikliklere göre belirtilmemiş, failin sübjektif durumda bu suç tiplerinde gösterilmiştir. Bir suçun mevcut olup olmadığını incelerken yapılacak ilk işlem, failin hareketinin suç tipinde gösterilmiş bulunan maddi unsurların gerçekleştirilmiş olup olmadığının tespiti olacaktır. Bu tespit duyularımız aracılığı ile dış alemdeki etkilerinin göz önünde bulundurulması sonucunda gerçekleşir ve anlaşılır. Failin tasavvurları, saik amacı kısaca iç alemi, yapılan bu araştırmada gözönünde bulundurulmaz. Yani önce hareketin suç tipindeki maddi unsurları ihlal etmiş olup olmadığı araştırılır.
Görülüyor ki tipiklik kavramı ile suç tipinde mevcut maddi bünyeli unsurlar kastedilmektedir. Mesela, kanunda hırsızlık suçu tarif edilirken (md.491)"Her kim diğerinin taşınabilir malını bulunduğu yerden alması" suçu oluşturmakta yeterli olacak faildeki ve bu maldan faydalan maksadı faile ait sübjektif bir nitelik olup, tipikliğin dışındadır ve inceleneceği yer kusurluluktur.
Tipiklik, suçun unsurlarından birisi olduğu ve bu görevi gerçekleştirebilmesi için her suçta mevcut maddi unsurları gösteren, soyut bir nitelik taşıdığı kabul edilmektedir. Bu nedenle tipikliğin yalnız objektif nitelikteki suç unsurlarından oluştuğu görülür.
3- Hukuka Aykırılık Unsuru

Bu hareketin varlığı ve bunun suç tipikliğini ihlal etmiş olması veya tipikliğe uygunluğu fiilin suç olarak kabulüne ve hukuka aykırılığını belirtmesi bakımından konu olarak yeterlidir.
a) Bir suç tipi ihlal edildiği ve hukuka aykırılık ortaya çıktığında hukukun çeşitli kaynaklan bu suç tipinin ihlal edilebilmesine izin vermiş,imkan tanımış veya kişiye bir görev olarak bu yüklenmiş olabilir. Mesela, saldırıya uğrayan meşru müdafaa içinde saldırganı öldürdüğü taktirde, adam öldürme suç tipi gerçekleştiği halde, faili cezalandırmamaktayız; zira, kanun bu fiile izin vererek hukuka uygunluk sebebi kabul etmiştir.
b) Bazı suç tipleri içinde "haksız olarak" veya "hukuka aykırı olarak" şeklinde deyimler yer almaktadır. Bu durumda hareket suç tipini ihlal etse dahi, bu hareketin haksız veya hukuka aykırı olduğu tespit edilemeden bir sonuca varılamaz.
c) Nihayeti mal suretiyle icra suçlarında, ihmalin bir netice meydana getirip failin cezalandırılabilmesi için onaya çıkan neticeye engel olma hukuki yükümlülüğünün tespiti gerekir.
Görülüyor ki suç tipinin ihlali, hukuka aykırılığın bir karinesi ise de yukarıda açıkladığımız üç hal bu karineyi bertaraf edebilmekte, belirt ilen bu hallerin bulunmaması durumunda ihlal hukuka aykırılığın kat'i karinesini oluşturmaktadır.
4- Kusur Unsuru

Tipe uygun hukuka aykırı hareket suçun objektif yanını teşkil eder. Fiilin bundan başka birde sübjektif tarafı vardır ki buna da kusurluluk denilmektedir. Suçun bu dördüncü unsuru kişinin hatalı hareket ettiğini açıklar. Kişi yaptığı irade hareketi ile hukuki yükümlülüğünü yerine getirmemiştir ve bu kusurlu hareketi ona yüklenebilmededir.
Dış alemde meydana gelen bir olay maddi bünyesi yanında bu fiili gerçekleştiren kişinin manevi alemi ve karakterinin de sonucudur. Fiilin suç olabilmesi için kişinin manevi alemi önemli olmakla beraber fiili ile olan ve kusurunu teşkil eden bu manevi ilişki her olayda aynı değildir. Suç tiplerinden bazıları kusurun çeşitlerini belirtirler ki bunlar kast ve taksirdir.
2- ORMAN HUKUKU YÖNÜNDEN SUÇUN TARİFİ VE UNSURLARI

A- AĞAÇ KESME SUÇUNUN TARİFİ

23-09-1983 tarih ve 2896 sayılı yasa ile değişik 6831 sayılı yasanın 14. maddesi hükmüne göre,
  1. Yetişmiş veya yetiştirilmiş fidanları kesmek, sökmek, ekim sahalarını bozmak, yaş ağaçları bozmak, yaralamak, tepelerini ve dallarını kesmek veya koparmak veya ağaçlardan yalamuk, pedavra, hartama çıkarmak;
  2. Dikili yaş veya kuru ağaçları kesmek, bunları kökünden sökmek veya bunlardan kabuk veya çıra veya katran veya sakız çıkarmak yatık veya devrik ağaçları kesmek veya götürmek, kök sökmek, kömür yapmak;
  3. Palamut, ıhlamur çiçeği, her çeşit orman örtüsü, mazı kozalağı, tıbbi ve sınai nebatları veya orman tohumlarını toplayıp götürmek,
  4. Ormandaki göl, gölet, baraj ve derelerde dinamit atmak veya zehir bırakmak suretiyle avlanmak;
  5. Ticaret amacıyla olmaksızın kendi ihtiyacı için toprak, kum ve çakıl çıkarmak; YASAKTIR.
Bununla beraber aynı yasanın 15. maddesinde de ormanın gelişmesi için idarenin fenni maksatlarla yapacağı ameliyat dışında, 14. maddenin (A) bendinde yazılı fiillerden fidan sökmek ve dal kesmek ile orman hasılatı elde etmek üzere aynı maddenin (B) bendinde ve muhtelif faydalar sağlamak için (C) bendinde yazılı fiil ve hareketleri yapmak,orman idaresinin izin ve müsaadesine bağlı olduğu hükmü yer almaktadır
B- AĞAÇ KESME SUÇUNUN UNSURLARI

Ağaç kesme suçunun 6831 sayılı yasanın ilgili maddelerine göre tanımladıktan sonra bir fiilin suç olabilmesi gerekli unsurlar olan hareket, tipiklik, hukuka aykırılık ve kusurluluk halinin bu suçta nasıl gerçekleştiğini incelemeye çalışalım.
6831 Sayılı yasanın 14. ve 15. madde hükümlerine göre; Devlet ormanlarından izinsiz ve damgasız ağaç kesmek suçtur, bunun müeyyideleri de aynı yasanın 91.maddesinde hükme bağlanmıştır.
Yasaya aykırı bir şekilde ağaç kesmek suçtur ve her suç gibi ağaç kesme suçu da hareket, tipiklik, hukuka aykırılık ve kusurluluk unsurlarına sahiptir.
Ağaç kesme suçu da,özel kanunda düzenlenmiş bir suç tipini oluşturduğundan yukarıda kısaca Ceza Hukuku yönünden incelemeye çalıştığımız suç unsurlarını bu başlık altında tekrardan uzak ve tez konumuza uygun biçimde incelemeye çalışacağız.
1- Hareket Unsuru

Her suçta bulunan ve bulunması gerekli olan unsurların birincisi,her suçun iradi davranış neticesinde gerçekleşmiş olmasıdır. Kişi yaptığı hareketin bilincinde olmalı, hareket ve daha başka bir hareket yapabilmelidir. İç dürtülerini ilgili konu üzerinde harekete geçirebilmelidir. Hareket ancak bu şekilde Ceza Hukukuna konu olabilir. Ancak icrai olabileceği gibi,yasanın kişiden beklediğinin yapılmamış olması, yani ihmal şeklinde de olabilir.
Ağaç kesme suçu, iradi bir sonuç neticesinde ve icrai bir hareketle gerçekleştirilir. Yani bu suçu, kişi isteyerek icra etmektedir, ihmalen yapılmış olması olanaksızdır.
2- Tipiklik Unsuru

Suçun varlığından söz edebilmek için, hareket şart olduğunu önce bunun varlığının tespit edilmesinin gerekli olduğunu yukarıda görmüştük. Bu aşamadan sonra, hareketin suç tipine, suçun kanundaki tarifine uyup uymadığı araştırılmalıdır ve Ceza Kanunumuzun 1. maddesinde de belirtildiği üzere "Kanunun açık olarak suç saymadığı bir fiil için, kimseye ceza verilemez Kanunda yazılı cezalardan başka bir ceza ile de kimse cezalandırılamaz. Kanundaki suç tariflerinden herhangi birisine girmeyen hakaret, Ceza Hukuku dışında kalır.
Ortada bir suçun olup olmadığını anlayabilmemiz için öncelikle, failin hareketinin suç tipinde gösterilmiş bulunan maddi unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini araştırmak gerekir. Kişinin amacı, tasavvurları, yani iç dünyası bu araştırma kapsamı dışındadır.
İrdelediğimiz ağaç kesme suçunun tarifi dekanım kısmında ayrıntılı olarak belirttiğimiz 6831 sayılı yasanın 14. ve 15. maddelerinde yerini bulmuştur, irdelememiz neticesinde göreceğiz ki, tipiklikte kastedilen maddi bünyeli,fidan sökmek, eki m sahalarını bozmak, yaş ağaçları boğmak gibi sayısını daha da arttırabileceğimiz fiiller, açık bir şekilde ilgili maddelerde belirtilmiştir. Kanun bu tipikliğe uygun maddi bünyeli hareketleri suç saymıştır ve yine Ceza Kanunumuzun 1. maddesine uygun bir şekilde 683 l sayılı yasanın 91. maddesi ile cezalandırılmıştır.
3- Hukuka Aykırılık Unsuru

Aslında bir hareketin olması ve bunun da tipikliğe uygun olması, fiilin suç olarak kabulü ve hukuka aykırılığı belirtmesi kural olarak yeterlidir,ancak bunun üç istisnası vardır.
Bunlar meşru müdafaa hali,hareket suç tipini ihlal etme dahi, bu hareketin tespit edilmeden sonuca varılmama durumu ve ortaya çıkan neticeye engel olma hukuki yükümlülüğünün tespiti, yani ihmal durumu olduğunu yukarıda belirtmiştik.
Ağaç kesme suçunu hukuka aykırı kabul edebilmemiz için,onun iradi bir hareketle ve tipikliğe uygun olarak gerçekleştirilmiş olması yeterlidir. Bu suçta yukarıda belirtilen istisnai hallere ise rastlanmamıştır.
4-Kusur Unsuru

Tipe uygun hukuka aykırı hareket, suçun maddi yanını teşkil eder. Filin bunlardan başka bir de manevi yanı vardır ki, buna "kusurluluk" denilmektedir. Kişi yaptığı iradi hareketleri ile hukuki yükümlülüğünü yerine getirmemiştir ve bu kusurlu hareket ona yüklenebilmektedir. Kusurluluk, kişinin manevi alemi ve karakterinin sonucudur, ancak kusuru teşkil eden fiil, bazen kast, bazen de bazen de taksir neticesinde gerçekleşir.
Ağaç kesme suçu, tipikliğe uygun, hukuka aykırı, iradi ancak kusurlu bir harekettir, kişinin bu suçu kasten işlediği yani haksız fiili gerçekleştirebilecek iradi bir faaliyette bulunmuş olduğu kabul edilmektedir. Böyle bir suçun taksirle gerçekleşmiş olması ise olanaksızdır.
3- AĞAÇ KESME SUÇUNUN FAİLİ

Ağaç kesme suçun temelini oluşturan bu unsurlara oturttuktan sonra şimdi de bu suçun faili kimler olabilir, teşebbüs ve iştirak mümkün müdür, müeyyideleri nelerdir, ağırlatıcı, hafifletici sebepleri var mıdır gibi sorulan sırası ile ilgili suça göre cevaplandırmaya çalışalım.
Suçun tanımının ortaya konduğu 6831 sayılı yasanın 14. ve 15. maddelerini dikkatle gözden geçirdiğimizde bu suçun failinin "herkes" olabileceği sonucuna varırız. Özel bir niteliğe sahip olmak gerekmemektedir.
A-TEŞEBBÜS HALİNİN İNCELENMESİ

Teşebbüs failin istediği halde neticeyi gerçekleştirememesidir. Teşebbüs müessesesi kronolojik bir süreç içinde şöyle açıklanabilir. Kişi önce işlemek istediği fiili düşünür; düşünce, karar aşamasına gelir; verilen bu kararın uygulanması için gerekli olan hazırlık hareketleri yapılır; daha sonra işlenmesi kastedilen suçun icra hareketlerine başlanır;suç yoluna böylece girmiş olan kişi bu yolda ilerlemesini, yani icra hareketlerini elinde olmayan sebeplerle bitiremez veya bu hareketleri yapıp bitirdiği halde yine elinde olmayan sebeplerle netice meydana gelmemiş olabilir. Bu belirttiğimiz kronolojik gelişmede bazı önemli noktalar vardır. Bunlar;karar,hazırlık hareketleri,icra başlangıcı ve neticesidir.
İşte kişi işlemeyi kastettiği suçun icra hareketlerine başladıktan sonra, elinde olmayan sebeplerle neticeyi gerçekleştiremediği taktirde, teşebbüsten söz edilir ki, Ceza Kanununun 61. ve 62. maddeleri bu durumun şartlarını ve failin nasıl cezalandırılacağını düzenlemiştir. Gerçekten Ceza Kanununun 61. maddesinde "Bir kimse işlemeği kastettiği cürmün icrasına taalluk eden fiilleri bitirmiş fakat ihtiyarında olmayan bir sebepten dolayı o cürüm meydana gelmemiş ise ..."ifadesi kullanılarak, teşebbüsün eksik (nakıs) ve tam olabileceği, böylece kabul edilmiştir.
Şayet bu engel sebep, icra hareketleri henüz bitmeden ortaya çıkmış ve geçen hareketlerin bitirilmesine engel olmuşsa "eksik teşebbüs" vardır ki; biz bunu ağaç kesme suçunda görebiliriz. Örneğin; dikili yaş bir ağaç, henüz kesilirken görülmüşse, bu bir "eksik teşebbüs" halidir, diyebiliriz. Zira icra faaliyetleri devam etmekte, ancak kişi görevlilerce suçüstü yakalanmıştır. Bu sebepten dolayı da icra hareketlerini bitirememiştir.
Buna karşılık bütün icra hareketlerinin bitirilmesinden sonra engel ortaya çıkmış ve neticenin gerçekleşmesini önlemişse, tam teşebbüs söz konusu olur. Şayet suç, dikili yaş bir ağacı kesmekle gerçekleşecek ise, incelendiğinde anlaşılacaktır ki, ilgili eylemde tam teşebbüs durumu görülmemektedir. Çünkü bu eylem neticesinde gerçekleşen suç neticesi harekete bitişik bir suçtur ve bu tip suçlar da,ihlali belirten hareket yapılır yapılmaz suç tam olacağından, tam teşebbüs hali düşünülemez; zira tam teşebbüste hareketin yapılıp neticenin gerçekleşmemesi şarttır bu şart ancak neticesi hareketten ayrı suçlar bakımından söz konusu olabilir.
Ancak ağaç kesme eyleminin tam olmuş bulunduğunu kabulde Ölçünün ne olduğunu Ceza Genel Kurulunun 8/9/1964 günlü ve 3/246-255 sayılı kararına göre tespit edilecektir.
Karara göre "Tutanakta sanığın bir tane kerestelik yaş karaçam ağacının gövdesinin üçte ikisini kestiği ve üçte birinin kesilmemiş ve ağacın devrilmemiş olduğu ve henüz kesilmemiş ve henüz kesmeye devam edilirken görülüp yakalandığı, bu haliyle bu çam ağacının yaşama gücünü yitirdiği tespit edilmiş bulunmaktadır.
Dikili yaş bir ağacı kesmek onu yaşama gücünden yoksun bırakmak ve ondan yararlanmak için yapılacağına, sanığın kesmesini bitiremediği çam ağacıda kesilmiş olan kısmiyle aldığı yara yüzünden yaşayamaz duruma gelmiş bulunduğuna göre, sanık yaş ağaç kesme eylemini tamamlamış ve bu ağacı yok etmiş olması itibariyle bu durumda,yaş ağaç kesmede suça kalkışma söz konusu olamaz. "Bu kararla açıkça onaya konmaktadır ki, bahis konusu suçta; fail kesme eylemini yani icra hareketini bitirmese de.ağaç yaşama gücünden yoksun kalmıştır. Tam teşebbüs suçu gerçekleşmemiştir. Çünkü fail, ihlali ortaya koyan hareketi yapmış yani ağacın 2/3'sini kesmiş ve bunun neticesinde de zaten suçta tamamlanmış olmaktadır. Neticesi harekete bitişik bir suç söz konusudur.
Ancak ağaç kesme suçunu tariflediğimiz 683l sayılı yasanın 14. maddesinin B bendini hatırlarsak; “Dikili yaş ve kuru ağaçları kesmek veya bunları kökünden sökmek veya bunlardan kabuk veya çıra veya katran veya sakız çıkarmak, yatık veya devrik ağaçları kesmek veya götürmek, kök sökmek, kömür yapmak; yasaktır" denilmekte idi. Özellikle dikkatimizi madde bendin son kısmında yani "Yatık veya devrik ağaçları kesmek veya götürmek..." ifadesine yoğunlaştırdığımızda, dikili yaş ağaçları kesme suçunun aksine"tam teşebbüs" durumunun imkansız olmadığını göreceğiz.
Nitekim, Yargıtay Ceza Genel Kurulu; orman emvali,orman sınırından çıkmadan yakalandığına ve sanık da emvali ormana bırakıp kaçtığına nazaran olmayıp tam teşebbüs mahiyetinde kabulü gerektiği görüşünü benimsemiştir. Gerçekten 10/06/1963 günlü ve 3363-68 sayılı Genel Kurul kararına göre; "6831 sayılı yasanın 14. maddesinde yazılı yasak edilen eylemlerden sanığa yükletilen eylem, kesik ağaçları götürmek eylemidir. Götürmek demek, dışarı götürmek demektir ve suçlunun ağacı götürmekten kasdi yararlanmak için hazırlık yapmaktır ki bu hazırlık ancak orman alanından dışarı çıkmakla ameli bir değer kazanır. Ağaçlar ormandan dışarı çıkarılmadıkça götürmek eylemi tamamlanmış olmaz. Bu esasa ve sanığın ormandan almış olduğu sedir ağaçlarını eşekleri ile götürürken ilgililerce görülerek henüz orman çıkmadan yakalandığı ve bir kolayını bularak bu ağaçları ormana bırakıp merkepleri ile kaçtığı anlaşılmasına göre, eylemin suça tam kalkışma derecesinde kaldığının kabulü gerekli iken tam eylem sayılması yanlıştır ve devrik ağaçlar ormana bırakılmış olduğundan tazminata da hükmedilemez." Bu görüş, aynı kurulun 25/10/1965 gün ve 346/366 sayılı kararında genişletilmiştir.
Buna göre, 6831 sayılı yasanın 91. maddesinin 3. fıkrası ile cezalandırılan eylemin tamamlanmış sayılabilmesi ve bu madde fıkrasındaki tam suç cezasının verilebilmesi için devrik ve yatık ağacın bulunduğu şekliyle orman sınırından dışarı çıkarılıp götürülmesi veya ormandan çıkarılmamış ise şeklinde bir değişme yapılmış,doğranmış ve parçalanmış olması gereklidir. Eğer yatık ve devrik bir orman ağacı alınarak orman sınırından çıkarılmadan yakalanmış olursa bu suç tamamlanmamış, teşebbüs safhasında kalmış sayılır. O taktirde duruma göre tezahür edecek teşebbüsün derecesi dikkate alınarak Ceza Kanununun 61.veya 62.maddesi yolu ile 6831 sayılı yasanın 91/3.maddesinin uygulanması gerekir."
Eksik ve tam teşebbüs, icra hareketlerinin yarıda kalmasının veya neticenin gerçekleşmesinin failin iradesi dışında kalan sebeplerden ileri gelmesinden ibarettir. Şayet yarıda kalma veya gerçekleşmeme, failin iradesinin dışında kalan sebeplerden ileri gelmesinden ibarettir. Şayet yanda kalma veya gerçekleşmeme failin iradesine ilişkin sebeplere bağlanabiliyorsa ihtiyar ile vazgeçme veya faal nedametin varlığından söz edilir. Fail icra hareketlerini yanda bıraktığı zaman, bunları sonuna kadar götürebileceği kanaatinde ise ve bu kanaate rağmen icraya devam etmemişse ihtiyar ile vazgeçme vardır. İcranın bitmesinden sonra failin neticenin gerçekleşmesine, kendi ihtiyarında olan sebeplerle engel olması halinde ise faal nedamet denir.
Demek oluyor ki, nakıs teşebbüs söz konusu olduğu taktirde failin iradi olarak harekete geçerek icranın bitmesine engel olması halinde ihtiyar ile vazgeçme, tam teşebbüste failin neticenin önüne geçmesi halinde faal nedamet vardır. Ancak ağaç kesme fiilinde bu iki hususa da rastlanmamıştır. Suç işlemeye niyetlenen kişi, iradi olarak harekete geçerek icranın bitmesine engel olmamaktadır.
Böylece ağaç kesme suçunda teşebbüsün mümkün olup olmadığını,mümkünse ne şekilde görülmekte olduğunu inceledikten sonra yine aynı suçta "iştirak mümkün müdür?" sorusuna cevap bulmaya çalışalım.
B-İŞTİRAK HALİNİN İNCELENMESİ

Ceza Kanunlarının özel kısmında tespit edilen suç tipleri bazı İstisnalar dışında, herkes tarafından ihlali düzenlenmektedir. Ancak suç tipleri genellikle bir kişi tarafından ihlali düzenlenmektedir. Ancak suç tipleri genellikle bir kişi tarafından değil, bazen birden fazla şahsın birlikte hareket etmeleri veya bu davranışlara diğer şahısların etki ve katkılarıyla ortaya çıkmaktadır. Yani, iştirak söz konusudur.
İştirakin hukuki niteliğini incelediğimizde,iştirak kurallarının uygulanabilmesi için bir takım şanların bulunması gerekir. Bir kere fail birden fazla olmadıkça iştirakten söz edilemez ve çok faili suçlarda da unsur sayılan sayıda kişiler bakımından iştirak söz konusu olamaz. Şu halde her şeyden önce faillerin birden fazla olması birinci şartı teşkil eder, fakat hareketsiz suç olmayacağı için, faillerden her birinin çeşitli şekillerde belirlenebilen bir harekette bulunmaları da gerekir. Bu esastan hareketle iştirakin birinci şartının birden fazla fail tarafından yapılan birden çok hareketler olduğu sonucuna varmak kabildir.
Ancak kişinin,bir hareketin meydana getirdiği neticeden sorumlu tutulabilmesi için, hareketin nedensellik (sebep-sonuç ilişkisi) değeri taşıması, hareketle netice arasında bir nedensellik bağının kurulabilmesi de şarttır. Bu sebeple nedensellik değeri taşımayan hareketleri yapan kimseleri, şerik (ortak) saymaya imkan bulunmadığını belirtmek gerekir, böylece iştirakin ikinci şartı sözü geçen hareketin illi değer taşımasıdır.
İştirak birden fazla fail belirli bir suça katılmalarını bu suçun işlenmesinde az veya çok önemli paylan olmasını ifade eder. Bazı faillerin bu hareketleri kendilerine ait bir suçu işlemek maksadıyla yapmaları mümkündür. Fakat ne olursa olsun en büyüğünden en küçüğüne kadar bütün şeriklerin hareketlerini bir kestirmek, belirli bir hedefe yöneltmek, belirli bir suçu işlemek hususunda anlaşmaları, nedensellik değeri taşıyan hareketleri bir iştirak kast ile yapmaları gerekir. Bu üçüncü şartta "iştirak iradesi"adını vermek mümkündür. Bu irade faillerin işledikleri suçun neden bir bütün olduğunu, niçin ortada fail sayısınca suç bulunmadığını izah edebileceği gibi, bir faildeki ağırlatıcı veya hafifletici sebeplerden diğer faillerin zarar, görüp görmeyeceklerini veya istifade edip etmeyeceklerini, keza gerçekte işlenen suçun iradesinin dışında bulunması halinde şerikler hakkında ne gibi bir işlem yapılması gerekeceğini de belirtir.
İştirakin dördüncü şartı ise, bir suçun icrasına başlanması ve bunun bütün şerikler için aynı olmasıdır.
İştirak şanlarını bu şekilde belirttikten sonra, Ceza Hukukunda İştirakin yerini incelediğimizde göreceğiz ki, karşımıza bilmemiz gereken bir takım kavramlar çıkıyor.
1- Asli İştirak

Ceza Kanunumuz iştiraki, iki büyük kategoriye ayırmıştır. Kanun 64. maddesinde asli,65. maddesinde ise feri iştirakten söz etmiştir. Asli ve feri iştirak, maddi ve manevi olmak üzere ikiye ayırmak mümkündür.
Asli maddi iştirak, Kanunumuzun 64. maddesi hükmüne göre; "birkaç kişi bir cürüm veya bir kabahatin icrasında iştirak ettikleri taktirde, fiili irtikap edenlerden veya doğrudan doğruya beraber işlemiş olanlardan her biri o fiile mahsus ceza ile cezalandırılır." şeklinde düzenlenmiştir. Medeni Kanun, asli maddi iştirakin iki halini düzenlemiştir. Birincisi !fiili irtikap etmek", ikincisi ise "fiili doğrudan doğruya beraber işlemek"tir. Fiili irtikap etmekten maksat,suçun meydana gelmesini doğrudan doğruya etkileyen icra hareketlerini yapmaktır. Fiili doğrudan doğruya beraber işlemek ise, esas itibariyle fer'i iştirak hallerinden sayılır; bununla beraber bu esas suça iştirak eden şerikler,suçu kanuni tipe uygun şekilde gerçekleştiren, icra hareketlerini yapan faillerle (irtikap edenlerle) doğrudan doğruya işbirliği yapmaktadır.
Asli maddi iştirakin bu iki halinin ağaç kesme suçunu gerçekleştirirken nasıl meydana geldiklerini bir örnek üzerinde görmeye çalışalım. Diyelim ki, üç kişi izinsiz ağaç kesmek amacıyla ormana geldiler. Bu üç kişiden ikisi ağacı kesmeye koyuldular. Bunlardan üçüncü kişi de, görevlilere yakalanmamak tehlike anında arkadaşlarına haber vermekle görevlendirildi. Suç iştirak halinde işlenmekte. Bu üç kişinin iştirak müessesesi içindeki yerlerini şöyle belirtebiliriz. Ağaç kesme fiilini icra eden iki kişi "fiili irtikap eden durumundadırlar. Çünkü suçun meydana gelmesini doğrudan doğruya etkileyen icra hareketini, yani "kesme" fiilini gerçekleştirmektedirler. Ancak şunu belirtmekte yarar var ki, "irtikap etmek" kavramını yalnızca suçun maddi unsurunu teşkil eden hareketlerden ibaret saymak doğru değildir. Bu itibarla, olay birinci şekilde değil de şöyle gerçekleşseydi; birinci durumda kesme fiilini gerçekleştiren iki failden biri kesme fiilinde bulunsa, diğeri ise kesilen ağacı dallarından temizleyip, belirli bir noktada yığın yapsa bu ikinci kişi suçun maddi unsurunu gerçekleştirmediği halde, yine de suçun işlenmesinde önemli etkisi olan bir icra hareketinde bulunmuştur ve bu sebeple irtikap eden durumundadır.
Olayda gözcülük görevini üstlenen kişi ise, “fiili doğrudan doğruya beraber işleyen" sıfatındadır. Bu üçüncü kişinin hareketi, diğerlerinin serbestçe iş görmelerine de esaslı suretle amil olduğu için,gözcünün doğrudan doğruya beraber işleyen sıfatıyla şerik sayılmaktadır.
Ceza Kanunumuzun 14. maddesinin 2. fıkrası ise asli manevi iştirakten bahsetmektedir "Başkalarını cürüm ve kabahat işlemeye azmettirenlere dahi aynı ceza hüküm olunur."demek suretiyle söz etmektedir. Bu fıkradaki "aynı cezadan" maksat, birinci fıkrada gösterilen "fiile mahsus ceza"dır.
Asli manevi faili kanun başkasını suç işlemeğe azmettiren kimse şeklinde tarif edildiği içindir ki, bu nevi iştiraki azmettirme ve şeriki de azmettiren olarak anmak mümkündür.
İrtikap edenle azmettiren arasındaki fark, birincisinin tabiat kuvvetlerinin bilinçsiz nedensellik gücünü harekete geçirmesine rağmen, ikincisinin serbest veya bilinçli bir şekilde hareket eden başka bir kimsenin aynı maksatla kullanılmasından ibarettir.
Şayet manevi failin faaliyetinden önce,maddi failde o suçu işlemek hususunda hiç bir fikir ve yoksa ve bu fikir ve niyet sadece manevi failin telkinleri dolayısıyla vücut bulmuş ve karar haline gelmişse, ortada azmettirme vardır ve manevi failler asli failler arasındadır. Buna karşılık sözü geçen kişinin telkinlerinden önce de, irtikap eden de bu yolda bir fikir ve niyet varsa anık azmettirmeden söz edilemez ve manevi failin durumunu fer'i manevi iştirakin çeşitli hallerinden biri olarak kabul etmek gerekmektedir.
Azmettiren belirli bir suçu başkasına irtikap ettirmek maksadıyla hareket etmelidir. Ancak,azmettirenin kasten değil de, taksirle hareket etmesi durumunda, azmettirenin bulunup bulunmadığı düşünülebilir. Taksirli suçlarda iştirak ancak bir işbirliği şeklinde gerçekleşebileceği için, taksirli suçlarda azmettirme diye bir şey söz konusu olamaz.
Başkasını suç işlemeye azmettirme şeklinde iştirak durumuna, ağaç kesme eyleminde çeşitli şekillerde karşılaşılmaktadır.
2-Fer'i İştirak

Fer'i iştirakten maksat,asli iştirakin dışında kalan fakat suçun meydana gelmesi bakımından nedensellik değeri taşıyan hareketlerdir. Fer'i iştirak halleri de, asli maddi failin iradesine veya faaliyetine etki edebileceği için, maddi ve manevi olmak üzere ikiye ayrılır.
Fer'i maddi iştirak hallerini, Ceza Kanunumuzun 65. maddesi şu suretle düzenlemiştir: "2-....Fiilin işlenmesine yarayacak iş ve vasıtaları tedarik ederek, 3-Suç işlenmeden veya işlendiği sırada müzaheret veya muavenetle icrasını kolaylaştırarak suça iştirak eden şahıs, işlenmiş fiile mahsus olan ceza ölüm cezası veya müebbet ağır hapisten ibaret olduğu taktirde on seneden aşağı olmamak üzere ağır hapis cezası ile cezalandırılır ve sair hallerde kanunen muayyen olan cezanın yarısı indirilir." Demek oluyor ki, fer'i maddi iştirakin iki hali vardır. Bunlardan birincisi iş ve vasıta tedarik etmek, ikincisi de müzaheret ve muavenetle icrasını kolaylaştırmaktır.
İş ve vasıta tedarik etmekten maksat, bir takım şahsi hizmetler yapmak suretiyle,suçun işlenmesini kolaylaştırmaktan ibarettir, iş ve vasıta tedarikinin suçu teşkil eden hareketin yapılmasından önce gerçekleşmesi şarttır. Suçun icrası ile her zaman olduğu taktirde ya doğrudan doğruya beraber işlemek şeklindeki asli iştirakin veya muzaheret veya muavenette bulunmak biçimindeki fer'i iştirakin varlığı söz konusu olur. Vasıtadan maksat, kanunumuzun deyimiyle, "fiilin işlenmesine yarayacak" yani icrasında kullanılıp bu icra bakımından elverişli olacak araçların tedarikidir.
Müzaheret ve muavenetle suçun icrasını kolaylaştırmakta şahsi bir takım hizmetlerin yapılmasını ifade eden müzaheretle muavenet arasındaki fark: Birincisinin fiili değil de faili ilgilendirmesinden ibaret bulunduğu halde, ikincisinin, icranın dışında kalan hareketler yapılmak suretiyle, fîil ile ilgili olmasından ibarettir. Suçun işlenmesi sırasında yapılacak hareketlerin dışında kalması ve İcra hareketlerini yapan kimsenin fiili ile işbirliği şeklinde olmaması gerekir. Aksi halde yine asli maddi İştirak bulunur.
Fer'i manevi hallerini de kanunumuz 65. maddesi ile hükme bağlamıştır. Buna göre; " 1- suç işlemeye teşvik veya suçu irtikap kararını takviye yahut fiil işlendikten sonra müzaheret ve muavenette bulunacağını vaat eyleyerek; 2- Suçun ne suretle işleneceği müteallik talimat vererek.....suça iştirak eden şahıs....."
Suç işlemeye teşvik: Teşvik henüz suç işleme kararını,fakat bu hususta bir fikir ve niyet sahibi olmuş bulunan bir kimseyi suç işlemeye yöneltmek demektir ve bu bakımdan azmettirmeden ayrılmaktadır; evvelce de belirtildiği gibi azmettirenin telkinlerinden önce asli maddi failde o suçu işlemek fikir ve niyeti yoktur. Teşvikte ise böyle bir fikir ve niyet ve fikri karar haline gelmemiştir ve teşvik eden bu niyet ve fikrin karar haline gelmesini kolaylaştıracak surette telkinde bulunmuştur. Suçu irtikap kararını takviye: Fer'i manevi iştirakin bu şeklinin bulunması için, asli maddi failin karar safhasından hareket safhasına geçmesinde etkili olmuştur.
Müzaheret ve muavenette bulunmayı vaadetmek: asli maddi faile cesaret vermesi,tereddütlerini yenmesi bakımından onun iradesine etki ederek manevi bir iştirak halinin varlığını ortaya koyar. Müzaheret ve muavenet vaadinin bir nedensellik değeri taşıyabilmesi, ancak suçun işlenmesinden önce yapılmasına bağlıdır.
Talimat vermek: Talimat veren kimse, asli maddi faile yol göstermek, akıl vermek suretiyle, onun iradesine etkide bulunmakta, yoksa suçun işlenmesine hazırlık ve icra hareketlerinden sayılan bir faaliyette bulunmak suretiyle yardımcı olmamaktadır; bu sebeple iştirakin nevi maddi olmayıp manevidir. Talimat suçun işlenmesinden önce verilmesi gerekir. Genel hatlarıyla ortaya koymaya çalıştığımız fer'i iştirak hallerine de, ilgili suçta zaman zaman rastlanmaktadır.
Not:
Ormanlarda kesme suçunun işlenmesi durumunda suç tutanağı düzenlerken dikkat edilecek hususlar ve suç tutanağında bulunması gereken bilgiler ekte yer almaktadır
C-MÜEYYİDELER VE AĞIRLATICI SEBEPLER

Bilgili ceza hükümleri yine 6831 sayılı yasanın 91. maddesinde yer almıştır. Buna göre ilgili maddeyi aktaralım:
23.09.1983 ve 2896 sayılı yasa ile değişik 6831sayılı yasanın 91 maddesi ile yine aynı yasanın 14. maddesini ihlal edenler cezalandırılmışlardır. 91. maddenin 1. fıkrasında 14. maddenin [A]ve [B] bentleriyle yasak edilen fiillerden yapacak emval ağaçları kesenler 2aydan bir seneye kadar hapis ve yapacak emvalin beher metreküpü için beş bin liradan yirmi bin liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılır.
Ancak yirmi santimetre kutrundan aşağı olanlar için bu cezalar bir misli arttırılarak hükm olunur maddenin [A] ve [B] bentleriyle bentleriyle yasak edilen fiillerden yakacak emval veren ağaçları keserek odun veya kömür yapanlar bir aydan altı aya kadar hapis ve odun beher kentali için bin lira, kömürün beher kentali İçin beş bin lira ağır para cezası ile cezalandırılır. Bu suretle verilecek para cezası üç bin liradan az olamaz. Yukarıdaki fıkralarda belirtilen ağaç kesme motorlu araç gereçler kullanılarak yapılmış ise, asıl cezalar bir misli arttırılarak hükm olunur.
14. maddenin [A] bendinde yazılı yetişmiş veya yetiştirilmiş fidanları kesmek, sökmek, ekim sahalarını bozmak, ağaçları boğmak, bunlardan yalamuk, pedavra, hartama çıkarmak fiilleri için verilecek cezalar beş misli arttırılarak hükm olunur. Bu maddenin uygulanmasında fidanlardan maksat sekiz santimetreden daha az orta kuturlu ağaç ve ağaççıkların fıdelik, çırpılık, çubukluk safhalarındaki halidir.
14. maddenin [A]ve[B] bentleriyle yasak edilen ve yukarıdaki fıkralarda yazılı bulunmayan fiilleri işleyenler bir aydan üç aya kadar hapis ve beş bin liradan otuz bin liraya kadar ağır para cezasıyla cezalandırılır.
14. maddenin [C] bendinde [A] ve [B] bentlerine muhalif hareket edenler orman sahipleri ise yapılan zarar miktarına göre bir aydan bir seneye kadar hapis ve on bin liradan aşağı olmamak üzere ağır para cezası ile cezalandırılır.
Ancak kendi arazisi üzerinde tohum ekmek veya fidan dikmek için işleyenler hakkında yukarıdaki cezalar bir misli arttırılır.
14.maddedeki suçlar, suçun işlendiği orman içi köy nüfusuna kayıtlı ve fiilen bu köyde oturanlar dışındakilerin işlemesi halinde yukarıdaki cezalar iki misli arttırılır.










Artvin ve ilçelerindeki suç zabıtlarından faydalanarak oluşturulan yukarıdaki tabloda da görüldüğü gibi ağaç kesme suçunun yıllara göre dağılımında dalgalı fakat gittikçe artan sayılar gözlemleniyor.
4- HALKI AĞAÇ KESME SUÇUNA İTEN NEDENLER

A-EKONOMİK NEDENLER

Bu güne kadar yapılan araştırmalar ve değerlendirmeler ağaç kesme suçlarının başta ekonomik nedenlere bağlı olduğunu göstermektedir. İlimiz köylerinde yaşayan halkın büyük bir çoğunluğu geçimini sınırlı da olsa tarım ve hayvancılıktan sağlamaya çalışmaktadır. Bunun yanında, iş verildiği zamanlarda ormancılık faaliyetleriyle de ekonomilerine destek olmaktadırlar. Fakat şu bir gerçektir ki, köylümüz temelde fakir ve ihtiyaçlıdır.
Orman içi ve civarı köylerde yaşayan vatandaşlarımız geçimlerini temin etmekte güçlüklerle karşılaşmakta ve içinde bulundukları geçim sıkıntısını,gidermede pek tabii olarak tabiatı kullanmaktadırlar. Bu durumun tabii neticesi olarak da en kolay ve en az emek sarfıyla ormanı kötüye kullanmaktadırlar.
Genelde yüksek mıntıkalarda bulunan orman köylerinde en büyük problem ısınmaktır. Köylerimizde hala mevcut olan ahşap evlerin ise kışın ısıtılması için çok fazla miktarda odun tüketilmektedir. Köylümüzün ekonomik durumu iyi olmadığından kömür vb. gibi odundan başka kaynak da kullanamamaktadır. Orman teşkilatının köylümüze vermiş olduğu yakacak odunun ise yeterli olmaması sonucu kalan odun ihtiyaçlarını ormandan kaçak olarak karşılamaktadır. Aynı şekilde yapacak yardımı köylümüze, depolardan verilmektedir. Özellikle depoya uzak olan köylerimiz için nakliyat büyük masraflara neden olmaktadır. Köylümüzde hem nakliyata hem de, tomruğa para vermeden ihtiyaçları olan yakacak odunu da ormandan karşılama yoluna gitmiştir.
B-SOSYAL VE KÜLTÜREL NEDENLER

İlimiz genelinde,ormanın bugünkü ve gelecekteki değeri henüz tam anlamıyla kavranmış olduğunu söyleyemeyiz. Bunun nedenleri arasında köylümüzün kültürel yönden yeterli olgunluğa erişmemiş olmasını gösterebiliriz. Ancak şunu belirtmekte yarar var killimizden büyük şehirlere özellikle İstanbul dolaylarına göçler nedeniyle köylerde genç nüfus görememekteyiz. Köylerimizde daha ziyade yaşlı nüfus bulunmaktadır. Doğal olarak da yaşlı nüfusun kültürel olarak eğitilmesi zordur ve onlar ananevi olarak ormandan yakacak, yapacak odun elde etmek, hayvanların yemlenmesinde faydalanma hakkını kendilerinde bulmaktadırlar. Ormanın ekonomik faydaları olduğu kadar, çevre ve hava kirliliği, erozyon, sel oluşumunu önleyici etkilerinin, sosyal ve kültürel faydalarının olduğunun da bilincinde değildirler.
İlimizde her türlü ulaşım işlemlerinin de pahalıya gelmesi nedeniyle,çeşitli sosyal hizmetleri köylere kadar ulaştırmak zor olmaktadır. Köylerimizde yaşayan vatandaşlar, yılın büyük bir bölümünü işsiz geçirmekte, bilinçsiz olarak yapmış olduğu tarım ve hayvancılıktan da geçimi için yeterli geliri elde edememektedir. Böylece ağaç kesmek suretiyle ormana çeşitli müdahalelerde bulunmaktadır.
C- HUKUKİ NEDENLER

1- Orman Kadastrosundan Kaynaklanan Nedenler

Ormanların korunması,usulsüz yararlanmaların önlenebilmesi için,öncelikle orman alanlarının belirtilmesi ve daha sonra da buna ilişkin her türlü mülkiyet ve tasarruf iddialarının çözümlenmiş olması gerekir. Sınırlaması yapılan bir yerin, orman rejimi içerisine girip girmediği belirlendikten sonra ayrıca sahibinin de belli olması gerekir. Kısacası kadastro çalışmaları yapılıp bitirilmeli ancak, belirlenen bu sınırlar etkin bir şekilde korunmalı.
2- Orman Kanunumuzdan Kaynaklanan Nedenler

Orman Kanunumuzun sık sık değiştirilmesi halkın kanunlara karşı olan bakış açısını da değiştirmektedir. Değişen kanunlar,ormancılık politikamızdaki istikrarsızlığın bir neticesidir. Halen yürürlükte olan Orman Kanununun bazı maddelerinin de değişmesi gerektiği ortadadır.
Orman Kanununda yapılan değişiklerin halkımız üzerinde olumsuz bir etki yaptığını ve her yeni bir kanunun, daha ağır hükümler getireceğinin sanılıp ve tahmin yürüterek hemen ormana saldırdığını görmekteyiz.
Orman suçlarının önlenmesi için uygulanan cezaların yetersiz olması da, suçların artmasında önemli bir etkiye sahiptir. Ancak cezaların uygulanmasından önce suçun işlenmesini önleyecek tedbirlerin alınması gerekmektedir. Bu tedbirlerin alınmaması en azından cezaların hafif oluşu kadar suç işlenmesi üzerinde etkilidir.
D- TEKNİK NEDENLER

Orman sahalarının sınırlarının belirtilmemiş olması, çeşitli mülkiyet anlaşmazlıklarının doğmasına neden olduğu gibi,ormanlarla ilişkisi bulunan kişilerin ormanlara yönelik yasadışı müdahaleleri için açık bir kapı oluşturmakta ve böylece kişileri ormanlarda çeşitli suçlan işlemeye teşvik ve tahrik edici bir rol oynamaktadır.
Köy mülki hudutlarının belirlenmesi işi İl Özel İdare Müdürlüğü tarafından yapılmaktadır. Orman teşkilatı özel idare tarafından çıkartılan haritaları alarak bunları amenajman haritaları üzerine aplike etmektedirler. Böylece köy sınırlan içerisinde kalan ormanlık sahalar belirlenmekte ve bu sahaların vereceği etalar tespit edilmektedir. Köy mülki hudutlarının araziye aplike edilmesi sırasında bazı zorluklar çıkmaktadır. Sınırların belirlenmesinde köy ihtiyar heyeti ve bilirkişiler kendi köylerinin alanlarını fazla göstermeye çalışmaktadırlar.
E- İDARİ NEDENLER

Orman kanunumuzun 31 ve 32 maddelerine göre,kendilerine zati ihtiyaçlar verilecek olan vatandaşlara.kendi ormanlarında istihsal yapılmadığı zamanlarda, istihsal çalışması yapılan daha uzaktaki köylerden ihtiyaç verme yoluna gidilmektedir. Köylümüz ise, gösterilen köylerin uzak oluşu.nakliyenin zor ve pahalı oluşu nedeniyle, en azından yakın ormanlardan almak istemektedirler. Aksi halde ihtiyacı olan yapacak ve yakacak oduna yasadışı yollarla yakındaki ormanlardan sağlama yoluna gitmektedirler.
Orman suçlarını, özellikle de kesme suçunu meydana getiren nedenlerden birisi de orman koruma teşkilatında karşılaştığımız aksaklıklardır. Muhafaza memurlarının genelde merkez şefliğini tercih etmeleri nedeniyle merkezde fazladan muhafaza memuru bulunması, buna karşın köylerdeki muhafaza memurlarının ise 2-3 köye bakmakta olduğunu görmekteyiz. Bunun yanı sıra son yıllarda işletmelerin orman mühendisi ihtiyacının arttığı ve bu nedenle bölge şeflerinin kendi bölgelerinden başka bölgelere de bakmak zorunda kaldıklarını görüyoruz.
Orman muhafaza memurlarının bilgi ve deneyim bakımından yetersiz olmalarının yanında,araç ve teçhizat bakımından da yetersiz oldukları bir gerçektir. Bunun yanında muhafaza memurlarının tuttukları suç zabıtları da eksik ve yetersiz olmaktadır. Toplu koruma ekiplerinde görevli memurların koruma görevleri dışında çalıştırılmayacağı belirtilmiş ise de, gerçekte bu memurlar, üretim, ağaçlandırma, gençleştirme, nakliyat, imalat, toplu kesim, köylü zati ihtiyaçlarının dağıtılması, kadastro mülkiyet işleri, yol ve bina inşaatları gibi birçok işlerde çalıştırılmaktadır.
F-PSİKOLOJİK NEDENLER:
Ormanların serbestçe faydalanılabilir yerler olarak görülmesi,halk üzerinde bazı gelenek ve göreneklerin oluşmasına neden olmaktadır. Sonraları çıkarılan kanunlar ile bu serbest faydalananlar bir düzen altına alınma işlenmişse de, başarılı olunamamıştır.
Günümüzde insanımızın "ben yapmasam bile başkası yapıyor"düşüncesinde olduğunu söylemekte mümkündür. Herkesin faydalandığı bir ortamda arka planda kalmaya kimse razı olmamakta, engel olmak gibi bir girişimde de bulunmamaktadır.
5-SONUÇ VE ÖNERİLER

A-SONUÇ

Araştırma kapsamında ele alınarak incelenen yöre köylerindeki vatandaşların gelir düzeyleri oldukça düşük, çoğunluğunun geçimini sağlayacak sürekli bir işi bulunmamaktadır. Bunun yanında özellikle köylerdeki genç kitlenin dışarıya göç etmiş olması nedeniyle, geride kalan yaşlı nüfusun, hem kendilerine ihtiyaçlarını karşılamak üzere işletmece verilen uzak istihsal alanlarına gidememeleri, hem de ormanların korunması gerekliliğinin bilincinde olmamaları da halkı bu suçu işlemeye iten sebepler arasında sayılabilir
Artvin’in ilçe ve köylerinde arazi koşullan tarıma imkan vermeyecek özelliklere sahiptir. Engebeli arazi koşullarının tarım yapılmasını sınırlaması nedeniyle halkın giderek artan ihtiyaçları sınırlı gelirleri ile karşılanamamaktadır. Kendi topraklarında geçimini sağlayamayan halk iş bulmak ve geçimini sağlamak amacı ile büyük şehirlere göç etmektedir. Göç eden halk ile beraber iş gücü sağlayan genç nesil de gitmekte ve zaten az olan tarım gün geçtikçe kaybolmaktadır Türkiye'de orman suçlarının önlenebilmesi için başta bu orman suçlarının işlenmesine neden olan faktörlerin ortadan kaldırılması gerekmektedir. Bunu sağlamak için de bazı tedbirler alınması şarttır. Ekonomik yönden gelişmesini tamamlamamış toplumlarda maddi imkansızlıklar yüzünden işlenen suçların önüne geçmek mümkün değildir.
Ülkemizin hemen her bölgesinde orman köylüsünün ekonomisi zayıf durumdadır. Orman suçları bilhassa keşif suçlarının önlenmesinde ilk tedbir olarak, orman köylüsünün ekonomik yönden kalkındırılması gelmektedir. Bunun için kanunun öngördüğü gibi yerinde kalkındırılmaları mümkün köyler yerinde, kalkındırılmaları mümkün görülmeyen köyler ise taşınacakları yerde kalkındırılmalıdır.
Çalışma sahası içerisindeki köyler Özellikle hayvancılık hususunda bilgilendirilmelidir. Hayvan ıslah çalışmaları yapılarak iyi cins hayvan yetiştiriciliği uygulanmalıdır.
Ayrıca hayvancılık kredileri verilerek, köylülerin hayvan beslemeleri özendirilmelidir Bunun yanında özellikle orman içi köylerimizde yetiştirilen meyveler pazarlama imkanları bulunmadığından çoğunlukla hayvanlara yedirilmektedir. Köylülere meyvelerin ilaçlanması ve bakımı gibi konularda yardım yapılarak meyvecilik geliştirilmelidir. Kooperatifleşmeleri sağlanarak pazarlama imkanları arttırılmalıdır.
Yöre insanı kültür mantarcılığı hususunda bilgilendirilmeli ve bu konuda örnek alanlarda çalışmalar yapılarak vatandaşların dikkatleri çekilmelidir.
Yöre halkının odun tüketimini azaltmak için ısı yalıtımlı evlerin yapılması konusunda vatandaş teşvik edilmeli bu konuda ahşap evlerin enkazını satarak yeni evler için kaynak temin etmelerine izin verilmelidir. Ayrıca kömür kullanımını yaygınlaştırmak için vatandaşlara kömür almaları için kolaylık sağlanmalı, bu konuda kömür satan kuruluşlara düşük fiyatla taksitli kömür satışları için görüşülmelidir.
Ormanlardaki kesim anıklarının yakacak olarak değerlendirilmesi mutlaka sağlanmalıdır Bu konuda vatandaşları teşvik edici yardımlarda bulunulmalıdır.
Orman köylüsünün tarım amaçlı kullandığı arazilerin etrafında rüzgar perdesi olarak faydalanılabilecek ağaç türlerinin yetiştirilmesi teşvik edilmelidir. Böylece hem tarımsal üretim arttırılmış olacak hem de köylünün yapacak ve yakacak odun ihtiyacını kendi kendine karşılaması sağlanmış olacaktır. Bunların olması her şeyden önce mülkiyet problemlerinin kesin çözümlenmesi ile mümkündür.
Dağınık mahallelerin bulunduğu köylerde toplu yerleşim merkezleri kurularak hizmetlerin daha kolay ulaştırılması sağlanmalıdır.
Özellikle orman köylerimizdeki okullarda orman ve ağaç sevgisi oluşturulmalıdır. Bu konuda Milli Eğitim Bakanlığı ile işbirliği yapılarak seminerler düzenlenmeliler halkı da bilgilendirilmelidir.
Orman köylerimizle olan ilişkilerin sürekli üst düzeyde tutulması gerekmektedir. Orman köylüsü kendisi ile ilgilenildiğini hissetmeli ve kalkınmaları için çalışıldığını görmelidir Orman köylüsü ile ilişkiler konusunda orman fakültelerinde halkla ilişkiler dersi okutulmalıdır. Ülke genelinde arazi sınırlandırması yapılarak ormanlık alanların, tarım alanlarının ve meraların nerelerde olması gerektiği belirlenmelidir.

Uzun yıllar süren davalar sonucu mahkeme kararları ile yapılan tapu tescillerinde bazen ormanlık sahaların içerisinde orman dışına çıkarılmış sahalar bulunurken, bazen de bunun tam aksi olmaktadır. Bunun gibi durumlarda bütünlüğün sağlanması gerekmektedir. Yani ormanlık alanların içinde kalan tarım alanları ormana,tarım alanları içerisinde kalan ormanlık sahalar ise tarım alanına çevrilmelidir. Bu ormanlar hem de tarım alanları için önem taşımaktadır.
Bütün bunların yanında ormanda yapılacak usulsüz kesim müdahalelerinin önlenmesi için koruma örgütünün iyi kurulması gerekmektedir. Orman muhafaza memurlarının sayıları arttırılmalı ama bölgelere homojen olarak dağıtılmalıdır. Her türlü teçhizatların tamamlanması sağlanmalıdır. Orman muhafaza memurlarının sadece koruma işlerinde çalıştırılması sağlanmalı, diğer işler için ayrı memurlar alınmalıdır. Toplu koruma ekip sayıları arttırılarak sosyal ihtiyaçların arttırılması gerekmektedir. Maaş, lojman ve diğer özlük hakları iyileştirilmelidir. Koruma ekiplerinin halkla ilişkiler konusunda eğitilmeleri sağlanmalıdır. Orman muhafaza memurlarının etkinlik alanları mümkün mertebe küçültülmelidir. Ormanların korunması sadece orman muhafaza memurlarına bırakılmamalı, toplumun her kesimi her ferdi üzerine düşen görevi yerine getirmelidir, getirmeyenleri uyarmalıdır.
Alıntı ile Cevapla

Okunmamış 15 Aralık 2014, 22:14   #3
Durumu:
Çevrimdışı
Liich
Üye
Liich - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Keyifli
Üyelik tarihi: 14 Kasım 2014
Yaş: 24
Mesajlar: 7.850
Konular: 4856
Beğenilen: 1368
Beğendiği: 1252
www.forumsevgisi.com
Standart

EK

l- AĞAÇ KESME SUÇLARI

Devlet ormanlarından izinsiz ve damgasız ağaç kesmek suçtur. Ancak görüldüğü kadar bu suçların, ceza ve tazminat yönünden can alıcı noktalarını bilip suç tutanağını düzenlemek hayli zordur. Bilgi ister.
Orman Muhafaza Memurları Talimatnamesinde suç tutanaklarının nasıl düzenleneceği belirtilmiş ise de, burada suç delillerinin suç unsurlarının adli ve idari incelikleri anlatılmaktadır.
Kesilen ağaçların hacimlerinin metre küp, kental olarak ne zaman ve niçin hesaplanacağı, ağaçların kuturlarının, adetlerinin kerestelik, odunluk, fidan vasfında olup olmadığı bir veya birkaç şahıs tarafından kesme eyleminin yapılıp yapılmadığı ceza hukuku yönünden önem taşıdığından bilinmelidir. Bütün bu hususlar bilinmeden davanın neticelenmesi mümkün değildir.
O halde orman memurları aşağıda anlatacaklarımıza dikkat eder ve uygulamalarını bu esaslar dahilinde yaparlarsa, davalara sürat gireceği gibi, orman idarelerinin suçtan gördükleri zararlar tam olarak sanıklara yükletilebilecektir Bu arada sırf bu yüzden memurların adliyeye celbedilmeyerek, karşılıklarını alamadıkları şahsı harcamalardan kurtulacaklardır.
A- Hacimlendirmede Kutur-Metre Küp Hesabı

(ORTA KUTUR)
6831 sayılı Orman Kanunumuz devlet ormanlarından kaçak olarak (yaş veya kuru fark etmez) kerestelik vasıfta ağaç keşidesi halinde (ilerde yine anlatacağız) gayrı mamul tomruk-kutur-metre küp hesabını esas almıştır. (683 l S.K. Mad.91)
Bu durumu fazla teferruata kaçmadan şöyle anlatabiliriz. Kerestelik bir ağaç kesilmiş ise; bu ağacın kesilmeden, parçalanmadan önceki yuvarlak-gayri mamul hali tespit edilmelidir. Gayri mamul halde kutur hesabı yapılacaktır. Bu kutur teknik tabir olan 1.30 göğüs hizası şeklinde değil, adli tabir olan ORTA KUTUR şeklinde ifade edilecektir. Yargıtay içtihatları kanunundaki kutur tabirini orta kutur olarak tanımlanmıştır. Uymamız gereklidir.
Ağaçların orta kuturlarının bilinmesi cezanın tayin edilebilmesinde esas unsurdur. Kerestelik bir ağacın orta kutuna suç tutanağında belirtilmemiş ise sanığa ceza verilebilmesi için öncelikle bu hususların tespiti gerekecektir. Ayrıca İdare zararı olan tazminatın da orta kutra göre hesaplanması gereklidir.
B- Ağaç Henüz Kesilirken Görülmüş İse

Dikili vaziyetteki bir ağaç henüz kesilmekte iken görülmüşse; suç tutanağına doğrudan doğruya ağacın cinsi-vasfı-adedi ve orta kutur boyu yazılarak hacimlendirilmesi yazılacaktır. Olaylar kısmında ise:
"... yukarıda hüviyeti yazılı sanığı kaçak ve damgasız olan orta kutrunda bir adet kerestelik ağacı dikiliden keserken suç üstü gördüm. Ağacın 2/3 gövdesi balta ile kesilmiş olduğundan hayatini kaybetmişti. Sanığı suçtan men ettim, baltasını aldım (veya istedi vermedi.) Sanığa neden kestin diye sorduğumda, ihtiyacım İçin kesiyorum dedi..." diyerek suç tutanağı düzenlememiz gerekecektir. Zabıt sanık huzurunda düzenleniyorsa zaptı sanığa okuyacağız ve imza yeri açacağız. İmzalamadığı takdirde ayrıca imzadan İmtina ettiğini de belirteceğiz.
C- Birden Fazla Ağaç Kesilmesi

Tatbikatta çok kez birden fazla ağaç kesildiği görülmektedir. Ancak eksik düzenlenen suç tutanakları azımsanamayacak idari zararlara sebep olmaktadır. Bunun üzerinde önemli ve birlikte durmamız, hataları süratle telafi etmemiz gereklidir Bir cümle bozukluğunun, idareye ne kayıplar verdiğini az sonra göreceğiz.
Bir şahsın aynı anda birden fazla ağaç kesmesi maddeten mümkün değildir. Bununla beraber sanığın daha önce kesip devirdiği ve gövdeleri orada olan ağaçların, ceza olarak, tazminat olarak sanığa yükletilmesinde de amme menfaati vardır
Böyle hallerde memurlarımız, "...sanığı........ kutrunda bir adet ağaç keserken gördüm. Etrafı tetkik ettim, kesilmiş 6-10 adet ağaç daha vardı. Bunlarda sanık kesti kanaati ile zapta dahil ettim. ." diye suç tutanağı düzenlemektedirler. Memurlarımız mahkemeye geldiklerinde de sanığı sadece bir adet göstermiştir ki, böyle hallerde sanık sadece bir adet keserken görülen ağaçtan mahkum olmakta ceza görmekte ve müdahil orman idareleri de sadece bir adet ağaç üzerinden tazminat alabilmektedir. Henüz kesilmiş 8-10 adet ağacın orman idaresine dolayısıyla devlete verilmiş zararı mahkemece sanığa yükletilemeyerek boşta kalmaktadır.
Memurlarımız burada iki durumu dikkatle takip edecekler ve bu önemli noktalan suç zabıt varakalarına devredeceklerdir. Birinci önemli kısım suç tutanaklarının cetvel-hacimlendirme hanesinde, ikinci önemli kısım ise suçun hadise kısmında yazacaklarımızda olacaktır. Şimdi bu iki önemli noktayı sırası ile görelim.
a- Hacimlendirme Kısmında Dikkat Edeceklerimiz

Sanığı bir adet dikiliden ağaç keserken görmekle beraber henüz kesilmiş ve gövdeleri de orada bulunan 8-10 adet ağacı da aynı sanığın kestiği kanaatinde isek: Kesilen bu ağaçları önce cins, adet-vasıf olarak tabloya yazacağız. Henüz kesilirken gördüğümüz dikili ağacın doğrudan doğruya orta kutrunu bularak orta kutur hanesine, boyu ile birlikte ölçerek yazacak, hacimlendirilmesini de yaparak hacim Ölçüsünü bulup metre küp olarak değerlendireceğiz.
Böylece henüz kesilirken gördüğümüz ağacı zapta geçtikten sonra gelelim az önce sanık tarafından kesilerek devrilmiş ağaçların kayıt işlemlerine. Sanık tarafından az önce kesilen ve gövdeleri de orada olan ağaçları yine cins adet, vasıf olarak yazacak, sonra en küçük kuturdan başlayarak her ağacın önce dip kutuplarını (dip kutur hanesine) yazacağız. Sonra bu dip kutur üzerinden kesilen ağaçların orta kuturlarını hesaplayarak (orta kutur hanesine) yazacağız. Kesilen ağaçların boylarını da yazarak, yine hacimlendirmeyi orta kutura göre hesaplayarak hacim hanesine metre küp olarak yazacağız.
Bu durumda suç tutanağının şema-tablo kısmında henüz kesilirken gördüğümüz ağacın sadece orta kutru, diğer önceden kesilip gövdeleri orada olan ağaçların ise hem dip kuturları ve hem de bu dip kutur üzerinden hesaplanan orta kuturları birlikte gösterilmiş olmaktadır. Her ne kadar biz hacimlendirmeyi, yukarıda belirttiğimiz gibi orta kutura göre yapmış isek de, mahkemede hakim bu ciheti gözle göremediğinden, hacimlendirmenin hangi kutur esasına göre yapıldığını bilemeyecek, şüphe ve tereddüde düşecektir. İşte bunu önlemek İçin suç tutanağının gözle görülür boş bir yerine ayrıca "HACİMLENDİRME ORTA KUTRA GÖRE YAPILMIŞTIR" diye yazmamız gereklidir Bunu unutursak emekler boşa gedecek, yazışmalar yapılacak veya memurlarımız mahkemeye çağrılarak bu durumun aydınlanması gerekecektir.



b- Olayları-Sucu Anlatırken Dikkat Edeceklerimiz

Burada da eski alışkanlıklarımızı terk ederek bir cümle değişikliği yapacağız.
"... yukarıda kimliği yazılı sanığı devlet ormanından izinsiz, damgasız kaçak olarak 10 adet ağacı kesmiş.....,, ona kutrunda 11 inci ağacı keserken suç üstü yakaladım. Henüz kesilmekte olan ağacın 2/3 kısmı kesildiğinden hayatiyeti kaybolmuştu. Az önce sanık tarafından kesilerek köklerinden ayrılmış, gövdeleri orda olan 10 adet ağaç HENÜZ kesilmişlerdir. Gövde ve dip yüklerinden suları ve reçineleri akıyordu. Keserken gördüğüm ağacın balta izlerini taşıyordu. Ağaçların dip kütük ve gövdeleri yarımda sanığın ayak izleri ...... diyerek önceden kesilen ağaçların sanığa yükletilmesi için delil emareler tutanakta kuvvetlice gösterilmeli, memurlarımız mahkemelere çağrıldıklarında da aynı şeyleri tekrar etmelidirler.
Yukarıda önerdiğimiz can alıcı noktalar yerine getirildiğinde orman idareleri yanlış ve eksik suç zaptı tutmadan mütevellit büyük maddi kayıplarını önleyecektir. Aksi halde Türkiye çapında çok büyük yekûn tutan maddi zararlar orman idarelerinin sinesinde kalmaya ve hatta temizden vazgeçme teklifleri ile gereksiz PTT harcamalarına katlanmak zorunda kalacaktır. İdarecilerimiz de bu inceliklerin üzerinde durmalıdır.
Suç tutanağına hem dip kutrun ve hem de orta kutrun yazılması bazı yerlerde mahkemelerimizin yapmış olduğu keşif işlemlerinde delillerin ikamesi için gerekli görülmüştür.
D- Birkaç Şahsın Ayrı Ayrı Ağaç Kesmeleri (Ferdi Suç)

Birkaç şahıs devlet ormanından kaçak ağaç kesiyor iseler, burada önem vereceğimiz husus, kesilen ağaçlar ile, kesenler arasındaki ilişkiyi bulmaktadır.
Her şahsın kestiği ağaçlar ayrı ayrı belli ise veya sanıkların kendileri kestikleri ağaçları ayrı ayrı söylüyorsalar, her şahıs sanık için kestikleri ağaç miktar ve ölçümüne göre ayrı ayrı suç zabıt varakası düzenlenecektir.
Her sanığın kestiği ağaçlar ayrı ayrı belli olduğuna göre, bütün sanıkları bir suç zaptında belirtmeye gerek yoktur ve doğru değildir. Böyle hallerde bir tek suç tutanağı düzenlendiğinde bazen sanıklardan bir tanesinin kimliği bilinememekte veya doğru yazılmamakta, bu yüzdende davanın ikamesi gecikmektedir. Ayrı ayrı zabıt hem suç istatistiği ve hem de kimlik tespitinden sonra suç tutanağının süratle C. Savcılıklarına şevkini sağlar. Her sanık kestiği ağaç miktarına göre ceza görecek ve müdahil idare için tazminata hükmedilecektir.
E- Birkaç Şahsın Birlikte Ağaç Kesmeleri (Müşterek Suç)
Birkaç şahıs devlet ormanından kaçak olarak ağaç kesiyorlar ve herkesin kestiği ağaçlarda belli değilse: bu durumda evvelce belirttiğimiz şekillerde, bütün sanıklar adına kesilen ağaçların toplam miktarı üzerinden bir tek suç tutanağı düzenlenecektir.
Sanıklar kesilen ağaçların toplam miktarı üzerinden hesaplanan cezayı, tek tek çekecekler ve müdahil orman idaresi adına hükme bağlanacak tazminatı da birlikte ödemek zorunda kalacaklardır.
Orman içinde birkaç şahsın birlikte ağaç kesmeleri halinde yapılacak ilk iş sanıkların kimliklerini tespit etmektir. Ondan sonra da bu kesilen ağaçları sanıklar ayrı ayrı mı kesmişlerdir? Herkesin kestiği ağaç ayrı ayrı belli midir? Yoksa sanıkların her birinin kestiği ağaç belli değil midir? Buna göre ayrım yapılıyorsa ayrı ayrı suç zaptı düzenlenecek yok ayrım yapılamıyorsa hepsine birden tek suç zaptı düzenlenecektir.
Burada bir önemli hususta, birkaç sanığa bir tek zabıt tutulması gerektiğinde, bu sanıklardan bir tanesinin kimliği bilinemiyorsa, suç tutanağı kimliği bilinenler üzerinde tutulmalı ve olaylar kısmında da bir sanığın kimliğinin bilinmediği belirtilmelidir. Mahkemede bu bilinmeyen sanığın kimliği de onaya çıktığında davaya dahil edilebilecektir. Aksi halde kimliğini bilemediğimiz şahıs yüzden suç zaptının adliyeye şevki gerekecektir.
F- Kesilen Ağaçta Vasıf

Bundan önce sık sık ağaçların vasfından bahsettik ve kerestelik ağaç kesilmesini anlattık.
Hacim hesapları, kutur, kental ölçümleri cezanın tespitinde tazminat taleplerinde önemli yer tutar. Biz ağaçta vasıf değimini, ağacın kerestelik, odunluk fidan, dal, kök, pedavra, hartama, mamul yarı mamul emval gibi haller için kullanacağız. Zira bu saydıklarımız ceza ve tazminat yönünden değişik ölçümlere tabi tutulurlar. Sırası ile kesilen ağaçları:


1- Tomruk
2- Azman
3- Labut
4- Pedavra-hartama
5- Maden direk
6- Sanayi odunu
7- Fidan
8- Tahta-kalas (mamul emval)
9- Odun
10- Dal-kök


Şeklinde vasıflandırabiliriz. Akla daha değişik şekiller gelebilir. Dikkat edilirse burada bir kısım emval yuvarlak, gayri mamul, bir kısmı yarı mamul ve bir kısmı da tamamen mamul haldedir Bu sırada yine odun, dal-kök dışında kalanların adları e olursa olsun kerestelik vasıf taşırlar.
Daha öncede söylemiştik, 6831 sayılı Orman kanununuz, kerestelik vasıftaki ağaçların dikiliden kesiminde orta kutur ve metre küp hesabı hacimlendirmeyi kabul etmiştir. Kerestelik ağacın son durumu ne olursa olsun, ister yarı mamul, ister mamul olsun hesaplarınızda hacimlendirmelerimizde daima orta kutur ve metre küp yapmanız gerekli olacaktır.
Ağaç kesiminde tomruk, azman, labut pedavra-hartama maden direk sanayi odunu, fidan tahta, kalas gibi emval yakalanmasında hacimlendirme orta kutura ve metre küp üzerinden yapılacaktır.
Kerestelik vasıfta olmayan odun, dal, kök için ölçüm ve hesaplar da daima kental hesabına göre yapılmaktadır. Yalnız burada bir önemli nokta da kerestelik ağaç kesilip odun yapılmışsa, suç odun yapmak suçu değil, kerestelik ağaç kesmektir. Buradaki hesap odun yapılmasına rağmen kentala göre değil, orta kutur ve metre küp esasına göre yapılacaktır.
Yarı mamul, mamul emvalle ilgili olarak memurlarımızın akıllarının karışmaması için çözüm yolumuz şudur.
Suç ağaç kesmeye taalluk ettiğinde, suç delilleri ağaçların önce mevcut durumları aynen suç tutanağımızda göstereceğiz. Odunluk ağaç kesilmiş, dal kesilmiş veya kök sökülmüş ise ölçümümüz kentala göre olacaktır.
Kesilen ağaç kerestelik vasıfta (pedavra-hartama-azman, kalas, tahta haline getirilmişse) önce pedavra-hartamanın, azmanın, kalas ve tahtanın, mevcut cinsi, adet, en boyları suç tutanağına yazılacaktır. Bilahare daha önce belirttiğimiz esaslar dahilinde ya suç tutanağı üzerinde veya ek belgelerle bizzat suç tutanağını düzenleyen memurlar tarafından veya bölgesi amirliğince bu, azman, pedavra-hartama, kalas, tahtanın, labutun kaç adet, hangi boyda ve hangi orta kuturda (gayrı mamul hacim) ağaçlardan elde edilebileceği metre küp olarak gösterilecektir. (Bu kısma tazminat hesaplarında yine değineceğiz).
Kesilen ağaçların yarı mamul, mamul hallerinde yukarıda belirttiğimiz işlemler ikmal edilmeden suç zabıt varakaları işletmelere, dava servislerini intikal ettirilmemelidir.
Eksik gidecek evrakın ikmali yine idare tarafından yapılacağından gereksiz yere dava uzayacak, yazışmalar yapılacaktır.
Kerestelik ağacın kesiminden evvel, yarı mamul, mamul halde olsa bile ceza ve tazminatın hesabında gayri mamul emval hacmi metre küp olarak mahkemece istenecektir.
Bu durumda mamul hacim, yan mamul hacim üzerinden tazminat raporlarının düzenlenerek bu miktarlar üzerinden tazminat talepleri bile doğru değildir. Zira iptidai biçimlerde zayiat fazladır. Mevcut emval mamul hacimleri üzerinden tazminat hesabı ve talebi idari zararları tam olarak tahakkuk ettirmeyebilir.
G- Fidan-Dal Kesme, Kök Sökme ve Kadran Ve Reçine Yapma

Ağaçlarda vasıf kısmında anlatırken fidanı kerestelik ağaç olarak saymıştık. Gerçekte fidan kerestelik ağaç değildir. Hacim ve ölçülmesi orta kutur. Metre küp hesabına göre olduğundan orada öyle söylemiştik.
Orman Genel Müdürlüğünün 158 No.lu tebliğinden fidan, "'Kanunun uygulamasında ağaçlama sahalarına dikilen veya ormanlarda tabii suretle yetişen ağaç ve ağaççıkların gençlik safhalarındaki halidir.
Orta kuturları 7.9 cm. (bu dahil) ve boyları 8 m.ye kadar olan bu gençliklere FİDAN denir.
Memurlarımız çok kez fidan tabirinden fide diye söz etmektedirler. Hukuk dili katı ve şekli bir dildir Kanunun fidan tabirini, fide olarak ifade etmek doğru değildir. Orta kuturları 7,9 cm. olan ağaççıkların gençlik hallerini bariz şekilde fidan olarak suç tutanaklarına yazmalıyız. Keza fidanların kental hesabı değil orta kutur ve metre küp hesabı yapılacaktır,
Normal bir kerestelik ağaç kesmekle fidan vasfında ağaç kesme arasında ceza ve tazminat Yönünden farklılıklar vardır. Suç tutanaklarında gerekli ayrımlar iyice yapılmalıdır.
DAL KESME suçlarında önem vereceğimiz husus; dalı kesilen ağacın yaşama gücünün devam edip etmeyeceğidir. Dal kesmekle ağacın hayatiyeti de yok oluyorsa sebebini de açıkça belirtmek kaydıyla suç dal kesmek değil ağaç kesme suçu olur.
Dalı kesilen ağacın yaşaması mümkün ise suç sadece dal kesme suçudur. Kesilen dalın ölçümü kental hesabına göre olacaktır. ( 6831 S.K.Md.3) Hayvana yedirilmek için dal kesilmiş ise tutanağa bu cihette ayrıca yazılmalıdır. Zira ceza normal dal kesmeden daha ağırdır.
KÖK SÖKME suçlarında da ölçüm hesapları kentala göre yapılacaktır. Kökler boylu ve kerestelik durumda iseler ölçüm orta kutur ve metre küp esasına göre olacaktır.
Bundan önce değindiğimiz gibi ikili ağaçlardan izinsiz KATRAN-REÇİNE ÇIRA-SAKIZ çıkartmak suçtur. Burada da suçun nev'ini ve elde edilen katran-reçine çıra-sakız miktarları suç tutanaklarına yazılacak ve ayrıca bu katran-reçine-çıra-sakız kaç metre küp ve kaç adet ağaçtan elde edilebileceği gayri mamul hacim esasına göre tespit edilip tutanağa veya ek belgelere yazılarak evraklara eklenecektir (Orta kutur hesabı ile).
H- Yatık Ağaçların Kesimi

Buraya kadar hep dikili ağaçların kesimini anlattık. Gerçekten dikili ağaçların kesiminde ağaçların yaş ve kuru olmaları ceza ve tazminat yönünden bir değişiklik yapmaz.
Evvelce kesilmiş ağaçların orman içinde toplanması taşınması ve kesilerek işlenmesi dikili ağaçlardan farklı muamele görür.
Orman idaresi memurları bu durumları iyice tespit etmelidir. Sanık dikiliden kestiği ağaç üzerinde mi işlem yapmaktadır, yoksa evvelce başkaları tarafından kesilip de terk edilmiş ağaçlar üzerinde mi işlem yapmaktadır.
Orman içinde evvelce başkaları tarafından kesilen ağaçlar toplanıyor mu? Toplanan ağaçlar biçilerek tahta haline mi getirilmektedir? Toplanan ağaçlar kerestelik vasıfta mıdır? (bu halde hacim orta kutru ve metro küp üzerinden yapılacaktır). Odun vasfında mıdır[SUP]?[/SUP] (kental olarak hesaplanacaktır). Bütün bu ayrıntılar emvallerin mevcut durumuna göre suç tutanaklarına yazılmalıdır (Tazminatlar kısmına bakınız).
L- Gövdeleri Kaldırılmış Eski Kesimler

Yine tatbikatta orman idaresi memurları, "Sanığı bir adet ağaç keserken yakaladım. Etrafı tetkik ettim, 30-40 adet ağacın 3-5 gün önce kesilmiş ve gövdelerinin kaçakçılar tarafından kaçırılmış olduğunu gördüm. Bunları da sanık kesti kanaati ile zapta dahil ettim[SUP]”[/SUP] demektedirler.
Yukarıdaki basit misal kesilen bir ağaca karşılık suç tespit tutanaklarının 31-41 ağaç üzerinden düzenlendiğini göstermektedir. Keza idarece düzenlenen tazminat raporları da zararı 31-41 ağaç üzerinden tespit ve hesaplanmaktadır.
Burada belirtmeğe çalıştığımız tatbikat orman tahribatlarının şeklen suç tespit tutanaklarına dahil edildiğini gösterir. Tatbikatta ise memurlar mahkemeye geldiklerinde sanığı bir adet ağaç keserken gördüklerini diğerlerini kanaat üzerine zapta dahil ettiklerini söylemektedirler. Böylece Mahkeme sadece bir adet ağaç üzerinden sanığa ceza vermekte ve bir adet ağaç üzerinden de müdahil orman idaresi adına tazminata hükmetmekte fazla talebi reddetmektedir.
Suç zabıt varakalarının ve tazminat raporlarının gerçek dışı düzenlenmesi ve şişirilmesi sonucu, orman idareleri temyizden vazgeçme teklifleriyle bir yığın posta giderleri ödemektedir. Böyle düzenlenmiş bir suç zabıt varakasının orman idaresine yüklediği en az masraf etmek hariç 650 kuruştur. Bu misalimizi Türkiye çapında ve böyle düzenlenmiş birçok suç zabıt varakalarına teşmil edersek, orman idaresinin azım sanmayacak bir mali kaybı bulunmaktadır.
Alakalı bölge amirleri kesin deliller bulunmadıkça suç tutanaklarına ve tazminat raporlarına bu şekilde gerekmeyen fazla şişkinlikler ilave ettirmemelidir.
Sanığın kestiğine dair kesin deliller bulunmadıkça sahipsiz emvaller ve kesimler ayrı ve müstakil tutanaklara tespit ettirilmelidir.
M- Kesim Tarihleri

İster kerestelik olsun ve isterse odunluk olsun, kesilen ağaçların ne zaman kesildiklerini suç tutanaklarında belirtmek gereklidir. Kesin zamanını henüz kesilmişlerdi, tahminen iki gün önce kesilmişlerdi gibi. Ayrıca tahmini kesim tarihlerine henüz, 2-5 gün, l ay önce kesildikleri yolunda bilgi koyulmuşsa bu tahminlerin neye göre yapıldığını da belirtmek faydalıdır.
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç  Cevapla

Etiketler
agac, kesme, sucu

Seçenekler
Stil


Saat: 05:32

Forum Yasal Uyarı
vBulletin® ile Oluşturuldu
Copyright © 2016 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.

ForumSevgisi.Com Her Hakkı Saklıdır
Tema Tasarım:
Kronik Depresif


Sitemiz bir 'paylaşım' sitesidir. Bu yüzden sitemize kayıt olan herkes kontrol edilmeksizin mesaj/konu/resim paylaşabiliyorlar. Bu sebepten ötürü, sitemizdeki mesaj ya da konulardan doğabilecek yasal sorumluluklar o yazıyı paylaşan kullanıcıya aittir ve iletişim adresine mail atıldığı taktirde mesaj ya da konu en fazla 48 saat içerisinde silinecektir.

ankara escort, izmir escort ankara escort, ankara escort bayan, eryaman escort, bursa escort pendik escort, antalya escort,