ForumSevgisi.Com

  ForumSevgisi.Com > ForumSevgisi Müzik Ve Film Dünyası > Yerli - Yabancı Diziler > Yerli Diziler


Yunus Emre Aşkın Yolculuğu - TRT1


Yunus Emre Aşkın Yolculuğu - TRT1

Yerli - Yabancı Diziler Kategorisinde ve Yerli Diziler Forumunda Bulunan Yunus Emre Aşkın Yolculuğu - TRT1 Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> Yunus Emre Aşkın Yolculuğu - TRT1 AŞKIN YOLCULUĞU YUNUS EMRE Anadolu Selçuklu Devleti içerisinde Moğol etkisi kendini devlet yönetimden dini ...

Kullanıcı Etiket Listesi

Yeni Konu aç  Cevapla
LinkBack Seçenekler Stil

Okunmamış 27 Haziran 2015, 05:17   #1
Durumu:
Çevrimdışı
Asrevya
Son/suz Söz,Öz/söz Olmalı!
Asrevya - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Keyifli
Üyelik tarihi: 25 Haziran 2015
Mesajlar: 1.060
Konular: 861
Beğenilen: 29
Beğendiği: 58
www.forumsevgisi.com
Standart Yunus Emre Aşkın Yolculuğu - TRT1

Yunus Emre Aşkın Yolculuğu - TRT1

AŞKIN YOLCULUĞU YUNUS EMRE

Anadolu Selçuklu Devleti içerisinde Moğol etkisi kendini devlet yönetimden dini fetvalara kadar her yerde göstermektedir. Moğolların arzuladığı gibi devleti idare ve sevk eden Anadolu Selçuklu Başveziri Muinuddin Pervane, makamlara yaptığı atamalara liyakati hiçe sayan bir tutum sergilemektedir. İdarenin ehil ellerde olmaması da toplum içerisinde ki birliği ve dirliği bozmaktadır.



YUNUS EMRE BOZUK DÜZENİN TEK REÇETESİ


Anadolu Selçuklularını yok oluşa götüren bu sürecin çözümü için üretilen reçeteler ise ayrı bir çatışmanın merkezidir. Dönemin kanaat önderleri olan ilim sahibi âlimler ve şeyhler ile sivil toplum kuruluşları mahiyetinde ki medreseler, tarikatlar, tekkeler, ahi ocağı gibi kurumlar hazırladıkları reçeteleri kabul ettirme aşamasında çetin tartışmalar geçmektedir.

13. Yüzyılda hal böyle iken hikâyemizin kahramanı olan Yunus, ilminden güç alarak vazifesini layıkıyla yapmak gayesiyle Sivrihisar’a doğru yola çıkar. Yolda Tapduk Emre olduğunu bilmediği bir ihtiyarla tanışıp onunla yoldaşlık eder…

Yolculukları boyunca İhtiyara aldığı eğitimden, kadı olduğundan dem vurur. Genç Yunus’un kadılığını ve aldığı medrese eğitimin, ilmini ne kadar önemsediği bellidir konuşmalarından...

Yoldaşlıkları Sivrihisar’a geldiklerinde son bulur.Kadı Yunus toplumda ki bu kargaşa ortamında devlet içerisinde çok önemli bir makamda görevini icra etmektedir. Yunus; Sivrihisar kazasına Kadı’lık yapmakta; Moğol baskısıyla bozulan liyakat düzenini tekrar inşa etmek için uğraşmaktadır. Çünkü Kadı Yunus’a göre kurtuluş ancak liyakat düzeninin sağlanması ile olacaktır.

Yunus; Kazanın en yüksek mercisinde oturan yöneticisidir. Sivrihisar’da vazifeye başlar başlamaz, bir idamlık davasında, zanlının idamı yönünde fetva veren Yunus’un bu fetvası, müridi olan yakınlarınca Şeyh Tapduk Emre’ye gösterilir. Tapduk Emre fetvanın yanlış, hükmün de geçersiz olduğunu beyan eder. Hükmünün Tapduk Emre adında bir şeyh tarafından yanlışlığının iddia edilmesi Yunus’u çok kızdırır. İddiasını ispata davet etmek için Tapduk Emre’nin dergâhına vardığında onun yoldaşlık ettiği ihtiyar olduğunu görür ve şaşırıp kalır…

SÖZÜ ZAMANA HÜKMEDEN KAHRAMAN YUNUS EMRE


Tapduk Emre’nin iddiasını kaynaklarla ispat etmesinin ardından Yunus büyük bir ruhi sarsıntının içinde bulacaktır kendisini. En iyi medreselerde eğitim görmüştür, ama yarı âmâ ve ümmi bu şeyh onun bütün ilmini ve makamını alaşağı etmiştir…

Yaşadığı sorgulama, Yunus’u yeni sorulara sevk edecektir. Bilgi nedir? İlim sahibi olmak nedir? Kendisinin bunca senelik medrese eğitimiyle bilmediğini, ümmi bir şeyh nereden bilmektedir? Bunları bildiği halde ümmi ise ümmilik nedir? Bu yargılama sonucu Tapduk Emre’ye gidip ona beyat verir. Müridi olmak ister. Tapduk Emre, Yunus’un beyatını kabul etmeyip ona adalet tavsiye ederek gönderir… Yunus artık tamamen içine dönmüştür. Sürekli kötü rüyalar gören Yunus’un yaşadığı buhran günbegün ruhunu sarar...

Yunus bir kez daha Tapduk Emre’nin huzuruna gider. Yunus’un ısrarı karşısında Tapduk Emre, bu yola çıkmak için maddi manevi bütün biriktirdiklerini dağıtması gerektiğini söyler. Yunus, Tapduk’a kul olmak için cübbesini çıkarır, kadılıktan istifa eder. Tapduk makamıyla birlikte ilmini de terk etmesini söyler. Bunun için de Yunus’a ‘ben bilmem’ zikri verir, derviş hırkasını giydirir… Diğerlerinden farksız, herkes gibi sıradan bir derviş olarak, hakikat yoluna çıkmaya talip olan Yunus yaşadığı bu dönüşüm sonucunda hakikati arama yoluna çıkar. Aşkın Yolculuğu Yunus Emre, bu yolculuğun sonuna geldiğinde, artık sözü zamana hükmeden bir kahramana dönüşecektir.

HAMDIM, PİŞTİM, YANDIM


Yunus Emre, hamlıklarından kurtularak pişmek için Tapduk Emre kazanına girmiştir. Makamını ve mevkisini terk edip, Tapduk’a intisap ederek tekke hayatına başlayan Yunus, kemâlat yolculuğunun bu pişme safhasında; celali yönü de olan Şeyhi Tapduk Emre tarafından çok sert, hırpalayıcı bir imtihanlar zincirinden geçirilecektir. Bu imtihanlar, tarikat dünyasını oluşturan düsturlar, eğitim yöntemleri, ritüeller ve sembollerle bezenmiş hikâyelerden oluşacaktır.

Fiziki olarak sıradan işlerle meşgul olan Yunus diğer yandan tekke içerisindeki benlik mücadelelerine şahit olacak, bu mücadelelerde taraf olmadığı halde; Tapduk Emre’nin halifesi olan ve Tapduk Emre’nin kızı Bacım Sultan ile evlenip, posta oturmak isteyen Molla Kasım’ın hasmane duygu ve tavırlarına muhatap olacaktır. Bu süre boyunca Şeyh’i Tapduk Emre tarafından bir karakter tahliline tabi tutulmakta tabir caizse Tapduk tarafından Yunus’un “nefis röntgeni” çekilmektedir.

Aşkın Yolculuğu Yunus Emre bambaşka bir anlatımın mimarı olacaktır. Tekkede geçirdiği zamanın ardından o kendine güvenen; medreseli, makam sahibi genç Kadı Yunus gitmiş, Derviş Yunus gelmiştir. Ama hakikat yolunda giriştiği mücadele ve tutulduğu imtihanlar henüz bitmemiştir. Bir yandan Şeyhinin kendisi için uygun gördüğü usullerle Aşkın Yolculuğuna devam eden Yunus; öte yandan kendisini rakip gören Molla Kasım tarafından düşman addedilmektedir. Yunus, Molla Kasım’ın bu nefsani taarruzlarına nasıl karşılık verecek, onun itham ve iftiralarıyla nasıl mücadele edecektir?

Bitmeyecek bir yol hikâyesidir aslında Aşkın Yolculuğu Yunus Emre... Yolculuğunun piştim deminde Yunus’un bir sonraki safha olan yandım demine kendisini hazır edecek nefis mücadelesini en çetin haliyle yaşayacak, birbirinden sert imtihanlara tabi tutulan Yunus’un nefsinin en güçlü yanları törpülenecektir!

Aşkın Yolculuğu Yunus Emre nefis mücadelesinin aşamalarını gözler önüne serecek ve bu süreç; hakikat yoluna çıkan bir dervişin Şeyhi tarafından, kendine özgü usulleri ihtiva eden eğitimlerinden müteşekkil, heyecanlı, meraklı ve seyredeni içine alan bir hikâye anlatacaktır. Yıllar önce genç bir kadı iken makamı mevkii terk eyleyip intisap ettiği Tapduk Emre ocağında, hamken pişen Derviş Yunus, artık hakikat yolculuğundaki son safhadadır. İhtiyarlamaya yüz tutmuş Yunus’un artık saçına, sakalına aklar düşmeye başlamıştır.

Aşkın Yolculuğu Yunus Emre artık bir hak ereni olmuş yıllarca dergâha hizmet ettikten sonra, Molla Kasım tarafından çıkarılan bir dedikodu üzerine tekkeden gönderilip, tekrar geri gelince Tapduk Emre tarafından ‘Söyle Yunus’ iltifatına mazhar olmasıyla başlayacaktır. Yolcusunun bitmediği bir kapıdır Aşkın Yolculuğu Yunus Emre.

HAK ERENİ

Yıllar boyunca Şeyh’i tarafından terbiye edilip, kemalat yolunu tamamlayan Aşık Yunus, şeyhinin bu iltifatı ile içindeki hakikati “şiir” formunda söylemeye başlayacaktır. Aşkın Yolculuğu Yunus Emre hakikatinin şiir olarak lütfedilmesinin zahiri sebebi ise Hazret-i Yunus’un yaşadığı dönemde, en geçerli, irşat vasıtasının “kelam”, yani “söz’ olmasıdır. Kurtuluş arayan insanlara dönemi içinde en hızlı ulaşan, her kişinin maddi bir bedel ödemeden ulaşabildiği, yaratılanı ayırmadan her gönle şifa olan, bir insanlık, kurtuluş reçetesidir onun şiiri.

O Artık, benliğini aradan çıkarmış, sadece haktan geleni insanlara nakleden, kendini vasıta eden bir Hak Ereni olmuştur. Artık bir postta iki şeyh olamayacağını söyleyen Tapduk Emre tarafından Hak sözünü diyar diyar söylemesi için tekkeden gönderilir.. Yunus artık; günün birinde genç bir kadı iken çare düşündüğü kurtuluşun ne olduğunu bilmekte ve diyarlara onu söylemektedir.

Anadolu’nun sosyal. İdari ve kültürel olarak en karışık günlerinde, diyar diyar gezer ve kurtuluşun tek reçetesi olarak bildiği gönüller yapma yolunda yürür. Artık onun şiirleri zamanın üzerinde her dilde ve her gönülde yer edecektir.
- Bitmeyecek bir yol hikâyesidir aslında Aşkın Yolculuğu Yunus Emre...
- Sözü zamana hükmeden bir kahramanın hikayesi…
- Hamdım, piştim, yandım…
- Halk kahramanının içsel yolculuğu…
- Hak ereni Yunus Emre…


yapımcı : Mehmet Bozdağ

tarih : Ramazan Boyunca Her Gün - 22.00
Alıntı ile Cevapla

Okunmamış 27 Haziran 2015, 05:17   #2
Durumu:
Çevrimdışı
Asrevya
Son/suz Söz,Öz/söz Olmalı!
Asrevya - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Keyifli
Üyelik tarihi: 25 Haziran 2015
Mesajlar: 1.060
Konular: 861
Beğenilen: 29
Beğendiği: 58
www.forumsevgisi.com
Standart











Gökhan Atalay

YUNUS EMRE Hikayemiz Yunus'un üç ayrı fiziki ve ruhi dönemini kapsayacaktır. 30'larının başındaki Sivrihisar Kadısı Yunus; orta boylu, zayıfa yakın vücudlu, elmacık kemikleri çıkmış, düzgün fiziki yapıya sahip bir gençtir. Esmer bir Türkmen gencidir. Bu döneminde, Medrese eğitimini henüz tamamlamış olan Yunus, Sivrihisar'a tayin olunmuş; ilminden ve tahsilinden dolayı kendisine güvenen, toplumsal meselelere karşı çözümü medrese ve ilimde arayan, Moğol etkisini ve çözüm önerisi olan tasavvufu eleştiren, gururlu, kibirli, makam mevki sahibi genç bir Kadı'dır. Kadılığı terk edip; Tapduk Emre’ye intisap ederek Kadılık cüppesini çıkarıp, Dervişlik hırkasını giyen Yunus; bütün o eski alışkanlıklarındın ve meziyet saydığı niteliklerinden kurtulmak için kendisiyle büyük bir çatışmaya girişecek, tekkede geçirdiği günler, seneler boyunca Yunus'un dış görünüşüyle beraber, içi de değişecektir. Yunus ikinci döneminde 40'lı yaşlarının ortasında, saçı sakalı, kırlaşmış, zayıf ve dinç bir derviştir. Gençliğindeki gözündeki hırs ateşi küllenmiş, olgun, demli nazarlara sahip olmuştur. Üçüncü döneminde Yunus ömrünün nihayetine yaklaşmış; hala zayıf ve ince vücudu zamanla olan mücadelesinde yıpranmıştır. Yunus içindeki savaşı kazanmış ve barışa ermiştir. Bakışlarından bilgelik saçılan, yaşarken zaman ı yenmiş, ihtiyarlayan maddi bedeninin aksine yaşı olmayan bir hakikat çağına ermiştir..
Alıntı ile Cevapla

Okunmamış 27 Haziran 2015, 05:18   #3
Durumu:
Çevrimdışı
Asrevya
Son/suz Söz,Öz/söz Olmalı!
Asrevya - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Keyifli
Üyelik tarihi: 25 Haziran 2015
Mesajlar: 1.060
Konular: 861
Beğenilen: 29
Beğendiği: 58
www.forumsevgisi.com
Standart










Payidar Tüfekçioğlu

TAPDUK EMRE Yunus Emre’nin Pir’i.. Zayıf, karakuru, sakalı bir tutam uzun, gözlerindeki arazdan dolayı gittikçe daha az gören, ümmi bir Şeyh’dir. Sivrihisar’daki tekkesinde, kendi usulünce irşad vazifesi görmektedir. Sivrihisar ve civarında yaşayan bir çok ahi ve köylüyü mürid edinen Tapduk Emre; buhran içinde kıvranan dönemin insanlarını hakikate yönelterek kurtuluşlarını sağlamaya çalışan bir Tasavvuf erbabıdır. O; içinde yaşadıkları, düzenin bozukluğundan kaynaklanan sorunlarla birebir muhatap olan, onlarla iç içe, çözümler üreten, halkın içinde, hakla birlikte yaşayan bir bilinen bir Hak Dostu’dur. Halkın içinde ne varsa Tapduk Emre dergahında da o vardır. Tapduk Emre’nin tekkesi ahilerle, dertlilerle. Gazilerle, düşkünlerle, yolda kalanlarla, muhtaçlarla dolup taşan sosyal bir mekandır. Tapduk Emre, müridleriyle , onların dili ve lehçesi ile konuşarak sohbet eden; sohbetini her daim birbirinden ilginç maceraları içeren kıssalarla süsleyen; latifeler yaptığı gibi sert ve celali yönü de olan, muhatabını etkisi altına alan derin bakışlara ve karizmaya sahip bir şahsiyettir.
Alıntı ile Cevapla

Okunmamış 27 Haziran 2015, 05:18   #4
Durumu:
Çevrimdışı
Asrevya
Son/suz Söz,Öz/söz Olmalı!
Asrevya - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Keyifli
Üyelik tarihi: 25 Haziran 2015
Mesajlar: 1.060
Konular: 861
Beğenilen: 29
Beğendiği: 58
www.forumsevgisi.com
Standart










Baran Akbulut

MOLLA KASIM Tapduk Emre’nin halifesidir. Tekkenin en kıdemli dervişanındandır. Eski bir medreseli olduğu için Molla Kasım’dır lakabı. Molla Kasım, tekkede geçirdiği yıllardan sonra postun ve tekkedeki her manada iktidarın kendisine ait olduğuna inanmış bir muhteristir. Diğer dervişanın üzerinde tabir caizse zabit gibi durmaktadır. Yunus Emre’yi geldiği ilk günden itibaren kendisine rakip görür. Eski bir kadı olan Yunus’un tekkede öne çıkmasına tahammülü yoktur.. Bacım Sultan’la evlenmek istemekte, bu yüzden de Bacım Sultan’ı Yunus’dan kıskanmaktadır.. Şeriat, tekke adabından başlayarak düzen tertibe kadar müdahil olur, o hakikate değil de hırkaya, taca meftun olmuştur.. İyi birer özellekimiş gibi de bunların hepsine aşırı riayet eder. İnsanları da bu değerler üzerinden kıymetlendirir.. Günün birinde can düşmanı bellediği Yunus’un şiirlerinin bir kısımını suya atar, bir kısmını yakar, kendi adının geçtiği beyiti okuyunca kalanları kurtarır..
Alıntı ile Cevapla

Okunmamış 27 Haziran 2015, 05:18   #5
Durumu:
Çevrimdışı
Asrevya
Son/suz Söz,Öz/söz Olmalı!
Asrevya - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Keyifli
Üyelik tarihi: 25 Haziran 2015
Mesajlar: 1.060
Konular: 861
Beğenilen: 29
Beğendiği: 58
www.forumsevgisi.com
Standart










Mehmet Çepiç

AHİ MESUD 50 yaşında. Debbağ.. Sivrihisar çarşısındaki dükkanında her türlü deri mamulü üretim yapmaktadır. At yularları, kemerler, meşin yular.. Ahi Mesud aynı zamanda Sivrihisardaki Ahi loncasının Piridir.. Son zamanlarda kendi işlerinden çok Ahilerin derdiyle uğraşmaktadır. Moğolların baskısıyla onların uşağı olmuş Bey; vergi üstüne vergi bindirmekte, Moğolllar kafalarına göre esnafın malına seferberlik şartları gereğiyle el koymaktadır.. Ahi Mesut ise sık sık Ocak’ta Ahilerle istişare yapmakta, öte yandan Tapduk Emre’den gidişat hakkında nasihatler almaktadır.. Çarşıdaki esnafın çoğu gibi o da Tapduk Emre’ye müntesiptir.
Alıntı ile Cevapla

Okunmamış 27 Haziran 2015, 05:19   #6
Durumu:
Çevrimdışı
Asrevya
Son/suz Söz,Öz/söz Olmalı!
Asrevya - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Keyifli
Üyelik tarihi: 25 Haziran 2015
Mesajlar: 1.060
Konular: 861
Beğenilen: 29
Beğendiği: 58
www.forumsevgisi.com
Standart










Seda Tosun

BACIM SULTAN 18 yaşında. Güzel mi güzel bir Türkmen kızı. Tapduk Emre’nin kızı.. Güzel sesi olan, aynı zamanda hafız bir kızdır.. Hamarattır. Hem ev içinde ve tekkede hem de tekke dışındaki işlerde daima çalışmaktadır. Kira sık sık onu görmeye gelirken Bacım Sultan da Kira’yı görmek için Sivrihisar çarşısına gidip gelmektedir. İki yakın arkadaş aralarında birçok sırrı paylaşırlar.. Kira ona babasından gördüğü basit merhemleri hazırlamaya öğretirken, Bacım Sultan da ona kök boyası, peynir yapma gibi Türkmen geleneği üretimler öğretir.. İkili arasındaki arkadaşlık ilerledikçe Kira; Bacım Sultan’ın kişiliğine yansıttığı dininin güzel özelliklerinden etkilenip islama yönelecektir… Yunus kadılığı bırakıp tekkeye gelince, bu durum Bacımsultan’ın dikatini çeker . Gittikçe Yunus’a karşı olan ilgisi artar ve ona aşık olduğunu anlar. Ama babasının halifesi Molla Kasım aralarındaki en büyük engeldir. Günün birinde Molla Kasım’ın ağzından kendisine aşık olduğunu duyacak ve bunun konuşulmasına dahi izin vermeyecektir. Balım Sultan onu bugüne kadar hep bir abi, derviş olarak görmüştür..
Alıntı ile Cevapla

Okunmamış 27 Haziran 2015, 05:19   #7
Durumu:
Çevrimdışı
Asrevya
Son/suz Söz,Öz/söz Olmalı!
Asrevya - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Keyifli
Üyelik tarihi: 25 Haziran 2015
Mesajlar: 1.060
Konular: 861
Beğenilen: 29
Beğendiği: 58
www.forumsevgisi.com
Standart










Asuman Çakır

HANIM ANA 50’li yaşlarda.. Ay yüzlü, çilekeş bir Türkmen kadını.. Tapduk Emre’nin eşi, Bacım Sultan’ın annesi.. Tekkkedeki cümle Dervişanın da hanım anasıdır. Balım Sultandaki bütün güzel huylar, güzel ahlak, çalışkanlık, güleryüz belli ki anasından ona geçmiştir. Bir yandan tekkenin kendilerine düşen işlerini halederken öte yandan ineklerinden peynir, yağ yapar.. Kök boyası ile iplik yapıp dokuma yapar, tekkenin örtülerini kendi elleriyle üretir.. Yunus Emre’yi kendi çocuğu gibi görüp sevecektir zamanla.. Kızının gönlünün onda olduğunu destekleyecek ama bir derviş ile aile olmanın zor olduğunu bilecek kadar da koruyacaktır kızını.. Çünkü derviştir, alır başını gider.. Tekkeye kimler gelmiş, kimler gitmiştir…
Alıntı ile Cevapla

Okunmamış 27 Haziran 2015, 05:19   #8
Durumu:
Çevrimdışı
Asrevya
Son/suz Söz,Öz/söz Olmalı!
Asrevya - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Keyifli
Üyelik tarihi: 25 Haziran 2015
Mesajlar: 1.060
Konular: 861
Beğenilen: 29
Beğendiği: 58
www.forumsevgisi.com
Standart










Rüzgar Aksoy

MİNBERCİ HASAN 35 yaşında. Ortaboylu, esmer bir Türkmen’dir. Sivrihisar çarşısında marangozluk yapmaktadır. Mihrap ustasıdır Hasan, sık sık civarda yeni yapılan camilere mihrap yapmak için Sivrihisar’ın köylerine gider. Yunus bir kervansaray baskını sonrası Hasan’ı olay yerinden kaçarken görünce; daha sonra onu teşhis eder ve idama mahkum eder. Sivrihisar çarşısındaki birçok ahi gibi Tapduk Emre müntesibi olan Minberci Hasan’ın fetvası Tapduk Emre’den döner ve idamdan kurtulur. İdamdan kurtulan Minberi Hasan; işini gücünü terk edip Tapduk Emre dergahına kul olur. Tekkenin marangozluk işlerini görür. Ardından Yunus’la aynı tekede karşılaşırlar. Bu karşılaşmadan sonra Hasan artık Yunus’un mihengidir. İdam hükmü veren ve verilen şimdi aynı dergahta derviştir!
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç  Cevapla

Etiketler
askin, emre, trt1, yolculugu, yunus

Seçenekler
Stil


Saat: 18:10

Forum Yasal Uyarı
vBulletin® ile Oluşturuldu
Copyright © 2016 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.

ForumSevgisi.Com Her Hakkı Saklıdır
Tema Tasarım:
Kronik Depresif


Sitemiz bir 'paylaşım' sitesidir. Bu yüzden sitemize kayıt olan herkes kontrol edilmeksizin mesaj/konu/resim paylaşabiliyorlar. Bu sebepten ötürü, sitemizdeki mesaj ya da konulardan doğabilecek yasal sorumluluklar o yazıyı paylaşan kullanıcıya aittir ve iletişim adresine mail atıldığı taktirde mesaj ya da konu en fazla 48 saat içerisinde silinecektir.

ankara escort, izmir escort ankara escort, ankara escort bayan, eryaman escort, bursa escort pendik escort, antalya escort,